Konya

Konya'da kontrolsüz inşaat tehlikesi

Konya'nın yeraltı su kaynakları açısından zengin olmasının, eriyebilecek tuzlu ve kireçli bir yapıya sahip zeminin dayanımını azalttığı bildirildi. Selçuk Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Tahir Nalbantçılar, Zümrüt Sitesi faciasından sonra Konya'nın merkez ilçelerinde yaptıkları zemin etüdü sonrası üzerinde durulması gereken ciddi sonuçlarla karşılaştıklarını belirtti. Nalbantçılar, Konya'nın önemli bir bölümünde ''zeminin tehlike sinyalleri verdiğini'' bildirdi. Nalbantçılar, kentin yerleşim alanını kumtaşı, kireçtaşı, killi kireçtaşı, çakıl, kum, silt, kil ve kalişlerden oluşan gevşek tutturulmuş veya tutturulmamış kırıntılı kayaçların örttüğünü söyledi. Yıllar önce akarsuların ince zemin malzemesi taşıması nedeniyle inşaat temelleri içinde farklı nitelikli zemin özelliğiyle karşılaşıldığını vurgulayan Nalbantçılar, şunları kaydetti: ''Bu durum, yıkılan Zümrüt Sitesi'nin ve çok sayıda inşaatın temelinde görülmektedir. Yani, zeminin her noktası aynı taşıma gücüne sahip değil. Konya zemininin en önemli özelliği de bu. Her noktada farklı taşıma güçleri dikkat çekiyor. Bu potansiyel risklerin yanı sıra kentin yeraltı suyu açısından zengin olması çok önemli diğer bir riski oluşturuyor. Öyle ki kentin bazı bölümlerinde yeraltı suları, sıvılaşmaya yol açacak şekilde yüzeye yakın bulunuyor.'' Yeraltı su zenginliğinin, eriyebilecek tuzlu ve kireçli bir yapıya sahip zeminin dayanımını azalttığını ifade eden Nalbantçılar, ''Binalarda kurulan kuyularla aşırı su çekimi de zeminin taşıma gücünü olumsuz etkiliyor. Suyla birlikte malzeme çekilme miktarına bağlı olarak bölgesel oturmalar, yıkılmaları beraberinde getirebilir'' dedi. "Konya deprem bölgesi değil" anlayışıyla etüt çalışması yapılmadan kent genelinde kontrolsüz devasa inşaatlar yapıldığını söyleyen Nalbantçılar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni bir facianın yaşanması an meselesi. Zemin etüdünün yapılması yasal olarak zorunlu olmasına karşın çok fazla üzerinde durulmuyor. Oysa zemini tanımak için yapılacak bir etüt çalışması, düşük maliyetle onlarca kişinin ölmesini önleyecektir. Zemini tanımadan yapılan inşaatlarda zamanla ortaya çıkacak iç dengedeki oransızlık, yıkılma meydana getirecektir. Planlanan her türlü yapılaşma için zemin etüdü yaptırılması gerekir. Bu konuda artık gereken hassasiyetin gösterilmesini bekliyoruz'.'
Tüm 'ekip' bırakıldı
Susurluk Davası kapsamında 6 yıl hapse mahkûm edilen eski MİT görevlisi ve özel harpçi Korkut Eken, bugün tahliye olacak. Mahkûmiyetinin infazı için Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'ne 1 Mart 2002 tarihinde konulan ve daha sonra Ayaş Cezaevi'ne nakledilen Eken, İstanbul 6 No'lu DGM tarafından Türk Ceza Kanunu'nun 313. maddesindeki "cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve bu teşekkülü yönetmek" suçundan mahkûm edilmiş, Yargıtay 8. Ceza Dairesi de bu kararı onamıştı. İnternet ortamında "Milli Yol" sitesinde bir araya gelen bir grubun, Eken'i cezaevi çıkışında mehteran takımı ile karşılaması bekleniyor. Milli Yol grubunda Mehmet Ağar'ın kardeşi Yunus Ağar'ın ortağı olduğu Park Holding'in Koruma Müdürü Zeki Önal, eski Özel Timci Ayhan Çarkın ile birlikte Sedat Peker, Sivasspor Başkanı Mecnur Odyakmaz, eski futbolcu Bülent Uygun, şarkıcılar Küçük Onur ile Davut Güloğlu da yer alıyor. Türkiye'de bir dönemin mafya-devlet-çete üçgeninde isimleri sık sık anılan aktörleri birer birer serbest bırakılıyor. Geçtiğimiz aylarda önce 7 TİP'linin katili Haluk Kırcı'nın salıverilmesinin ardından Alaattin Çakıcı da tahliye edilmiş ve yurtdışına kaçışına göz yumulmuştu. Bugün de, karanlık ilişkilerin merkezindeki isimlerden Korkut Eken serbest bırakılacak. Tansu Çiller, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar döneminde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kendi kurduğu Özel Harekat Timleri ile çok sayıda operasyon gerçekleştiren, köy boşaltma, yakma, yargısız infaz gibi olaylara adı karışan Eken, 1987 yılında Yarbay rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı ve MİT Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı.
www.evrensel.net