TEBAİ PRENSESİ ANTİGONE

Prenses Antigone; iyi yürekli halkının kendini çok sevdiği kral Oidipus'un yiğitliği ve soylu kişiliğiyle ünlü kızıdır. İçi hepten aşk dolu, ama tanrıların ve kralların zorba yasalarına karşı, kendini hiçe sayarak giriştiği o çetin savaşımlarla; Yunan ve dünya tragedya kahramanlarının en cana yakını ve yaşamı en dokunaklı olanıdır.

Prenses Antigone; iyi yürekli halkının kendini çok sevdiği kral Oidipus'un yiğitliği ve soylu kişiliğiyle ünlü kızıdır. İçi hepten aşk dolu, ama tanrıların ve kralların zorba yasalarına karşı, kendini hiçe sayarak giriştiği o çetin savaşımlarla; Yunan ve dünya tragedya kahramanlarının en cana yakını ve yaşamı en dokunaklı olanıdır. Tanrıların tuzaklarla dolu oyunları yüzünden Oidipus; daha ilk delikanlılığı çağında bilmeden, kral olan öz babasını öldürmüş; gene bilmeden öz anası olan kraliçe İokaste ile evlenmiştir. Haliyle tanrısal yazgının bir cilvesi olarak, hem karısı hem anası olan kraliçe İokaste ile Oidipus; yıllarca Tebai (Thebai)'yi hep barış içinde ve halklarını rahatlık ve bollukla soluklandırarak yönetmişlerdir. Bu arada iki oğlan çocuğu ve kızları Antigone ile İsmene büyüyüp serpilmişlerdir.

Oidipus'un yazgısı Ülkeyi saran veba salgınına karşı çareler arayan kral Oidipus'a bir gün, ünlü bilici Teyresyas (Teiresias), altından kalkılamaz birtakım açıklamalarda bulundu. Böylece kendi anasıyla arasındaki ürkünç gerçeği öğrenen kral; tanrıların dayattığı bu acıyazgı karşısında, isyanının bir belirtisi olarak gözlerini kör etti. İlençli bir kral olarak, o kör haliyle ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Ama kızı Antigone; bazı çevrelerin bilinçsiz tepkisine ve tanrıların haksız yazgısına karşın, babasının elinden tuttuğu gibi, ona sığınacak bir yurt bulabilme amacıyla ülke ülke dolaştı. Her yerde babasını savundu. Sonunda Kolonos halkı ve kralına, babasının masumluğunu ve tanrıların kurduğu tuzakların kurbanı olduğunu kabul ettirebildi. Böylece yiğit Antigone, babası ölünceye dek onunla birlikte bu ülkede kaldı. Ölümünden sonra da Tebai'ye döndü.

Taht kavgası Antigone ülkesine döndüğünde, Oidipus'tan boşalan tahtın kavgası daha yeni bitmişti. Kardeşlerden biri, komşu ülke kralından askeri yardım istemişti. Gene de karşılıklı ordularla yenişemeyen iki kardeş; sonunda teke tek giriştikleri bir dövüşte birbirlerini öldürdüler. Bunun üzerine tahta kurulan Kreon; ayağının tozuyla , -üstü kapalı olarak ama doğrudan Antigone'yi hedefleyen - bir ferman yayınladı. Bu kısa fermanda kral Kreon; birbirini öldüren iki kardeşten birinin vatan haini sayılmasını, ötekinin de vatanı savunurken şehit düşen bir kahraman olarak kabul edilmesini istiyordu halktan. Bu keyfi ferman gereğince; "Şehit olarak sunulan kardeş anlı şanlı devlet törenleriyle gömülecek; ikinci kardeşin ölüsü de, bir vatan haini olarak, kurda kuşa yem olmak üzere bir bayıra atılacaktır. Her kim ki bu ölüyü gömmek ister, cezası kesinlikle ölüm olacaktır." İşte bütün tragedyanın örgüsü, fermanın bu keyfi dayatmasında düğümlenmektedir. Ve gene hem Sofoles'in ölümsüzleştirdiği Antigone'nin tragedyası, hem de binyıllar öncesinin o aşk ve ışık dolu mesajı, bütün görkemiyle bu düğümde saydamlaşmaktadır.

Antigone ve vicdanın yasası Evet Antigone; kralın fermanını hiçe sayarak, kendi vicdanından kaynaklanan yasa uyarınca, ölüsü kurda kuşa yem olarak bırakılmış kardeşini kendi elleriyle gömmüştür. Bu olaydan sonra kral Kreon, Antigone'ye kardeşini kimin gömdüğünü sorar; o da bunu kendinin yaptığını açıkça söyler. "Peki bu işi yasak eden fermanımı bilmiyor muydun?" diye sorgular kral. "Biliyordum tabii. Hem nasıl bilmem? Bu ferman herkese duyuruldu!" "Demek buna karşın benim buyruklarıma karşı gelme cüretini gösterdin?" Antigone fermandaki buyruğun keyfi bir dayatma olduğunu, yalnızca sınırlı bir zaman içinde geçerli olabileceğini söyler. Buna karşın insanın vicdanına kazınmış, ama yazılı olmayan, bununla birlikte her zaman geçerli yasaların bulunduğunu anlatmaya çalışır. Haliyle kendisi kralın yasalarına değil, vicdanındaki yazılı olmayan yasalara uyduğunu açıklar.

Aşkı bölüşmek için... Daha sonra da kral; iki kardeşten birinin vatanı korumak için öldüğünü, ötekininse düşman bir ülkeden yardım aldığını söyleyince Antigone; "Olsun," der. "Tanrı Hades, ikisi için de aynı mezar hakkını tanır." Buna yanıt olarak kral, düşmanın ölümünden sonra bile düşman olarak kaldığını söyleyince Antigone, bir çığlık gibi: " Ben dünyaya kini değil, aşkı bölüşmeye geldim!" yanıtını verir. (*) Kreon, Antigone'yi diri diri bir kayalığa kapatır. Kral Kreon'un oğlu ve Antigone'nin yavuklusu Haymon da kendini öldürür. Annesi kraliçe, oğlunun acısına dayanamayıp o da kendini hançerler. Kral artık yapayalnızdır; yıkılmıştır... "Ben dünyaya kini değil, aşkı bölüşmeye geldim!" diyen isyancı Antigone'nin kişiliğindeki bu ateş ve onun bu aşk dolu evrensel çığlığı; diliyoruz ki, bulaşıcı bir hastalık gibi bütün insanlığa bulaşsın. (*) Bkz; "İnsan ve Tragedya", André Bonnard. Çev.: Yaşar Atan - Evrensel Basım Yayın

www.evrensel.net