21 Temmuz 2004 01:00

Damat İbrahim'den
   Recep Tayyip'e

Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzyıllarca süren ortak yaşamında 3 sefahat dönemi damgasını vurmuştur: Lale Devri, Papatya Devri ve Sümbül Devri...

Paylaş
Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzyıllarca süren ortak yaşamında 3 sefahat dönemi damgasını vurmuştur: Lale Devri, Papatya Devri ve Sümbül Devri... Lale Devri'nin kahramanı Damat İbrahim Paşa'dır, Papatya Devri'nin Turgut ve Semra Özal, Sümbül Devri'nin de Kasımpaşa'lı Recep Tayyip Erdoğan'dır... Hem bu 3 devir, hem de kahramanları birbirine çok benzemektedir.

İşte birkaç örnek: Halkın durumu Ahmet Refik, Lale Devri'ndeki halkın durumunu şöyle anlatır: "Vilayetler gene sefil ve perişan, halk gene ekmek parasına muhtaç, müstebit valilerin zulmü altında giryandı." ("Lale Devri", İstanbul, Hilmi Kitaphanesi yayını,1932) Papatya Devri'nde ise halkın durumu şöyleydi: "İşsiz bir genç intihar etti.... Borcunu ödeyemeyen bir bakkal intihar etti... Bir işveren intihar etti..." ("Turgut Özal Dosyası", İstanbul, Habora Kitabevi yayını, 1989) Haklarını arayan emekçilere karşı Turgut Özal,"Herkes durduğu yerde otursun, memleketin huzurunu bozmasın," derken bir gece ansızın çıkarılan "Plastik Terlik Kararnamesi"yle birileri köşe oluyordu... Sümbül Devri'nde de değişen bir şey yoktu: "Bunalıma giren işsiz genç intihar etti... Açlıktan ekmek çaldı..." Sümbül Devri'nin kahramanı R. T. Erdoğan, emekçilerin sokağa çıkmayı düşünmelerine karşı, "Nereye dökülürlerse dökülsünler," derken, yine bir gece ansızın "Mısır Kararnamesi" çıkıyor, iktidarın mümtazlarından birinin saygıdeğer oğlu binlerce ton mısır alıyordu, evinin bahçesinde beslediği, tahminen birkaç milyon olan tavukları için...

Sağlık durumu Ahmet Refik Lale Devri'ndeki sağlık durumunu şöyle anlatıyordu, tek cümleyle: "Bu devirde Türkiye'de tababet, iptidai bir halde idi." Birkaç yüzyıl geçer, Papatya Devri başlar. Singapur'da, Londra'da fuhuşa milyonlarca lira ayıran ( o günlerde asgari ücret 88 bin lira) Türklerin yaşadığı Türkiye'de, ANAP'lı Sağlık Bakanı, "Sağlık için ayıracak para yok," derken, hastane kuyruklarında, adı "Mülayim", soyadı "Uysal" olan yurttaşlar, mahkeme kapılarına düşmemek için, içlerinden Papatya Takımı'na saygılarını sunuyorlardı... Sümbül Devri'nde de bir şey değişmedi. Aynı saygılar, artık içlerinden değil, açıkça söyleniyordu. İşte Sümbülcüler iktidarından bir sağlık haberi: "Doktor atanmayan polikliniğe, ambulans olmadığı halde ambulans şoförü atandı." (Evrensel,12.7.2004)

Kadrolaşma: Ahmet Refik yazıyor: "İbrahim Paşa müstakillen işleri idare için mevkiini tahkim etmeye uğraştı, en mühim mansıplara kendi adamlarını yerleştirdi." Papatyacılar da binlerce adamını işe koydu. Ama en güzeli, Turgut Özal'ın ofisboyunun Toplu Konut İdaresi'ne genel müdür olmasıdır, sanırım. Sümbülcüler hepsinden baskın çıktı. Neredeyse mezarlıktaki ölüleri bile "Sümbülcü/Antisümbülcü" diye bölecek duruma geldiler. Sümbülcülerin en nefis örneği de, bir bakanın su tesisatçısının mevki/ makam sahibi olmasıdır...

Bilek sorunu Ahmet Refik anlatıyor: "İbrahim Paşa'nın elleri, zarif ve nermin kadın eli gibi, elmas ve zümrüt yüzüklerle müzeyyendi." Papatyacıların Zeynep Özal'ıyla ilgili gazete haberi: "Adanalılar Gecesi'nde kolunda üç milyon liralık Cartier saat, 1.5 milyon liralık taşlı bilezik, özel yapım 3.5 milyon liralık bilezik vardı." (Not: Asgari ücret daha 88 bin lira olmamıştı o günlerde.) Sümbül Devri'nde de Recep Tayip Erdoğan'ın her biri 20 bin dolar olan iki kol saatinin olduğu gazetelere çıktıydı...

Düğünler Ahmet Refik anlatıyor: "Bu devirde bilhassa sultan düğünleri gayet parlak icra olunur, damatlar pek ziyade masraf ederlerdi. Ali Paşa'nın Ümmü Gülsüm Sultanla düğünleri icra olunduğu zaman, Damat Ali Paşa gelin sultana zifaf gecesi bir mücevher kuşakla bir mücevher saat takdim etmiş." O dönemde, sultan düğünlerinde gelen konuklara bağışlar yapılır, her davetliye daha kapıda birer altın verirmiş düğün sahibi. Papatya ve Sümbül devirlerinde galiba biraz daha farklı olmuş düğünler. Turgut Bey'in mahdumu Efe'ninkiyle Recep Bey'in kerimesi Esra'nın düğünlerinde (Yanlış anlaşılmasın, ayrı düğünler) "Takmak" için kuyruklar vardı. Bilmiyorum, gelen konuklara armağan verildi mi? Lale Devri'nde "Dibâyı rumi, nevzuhur hıtâyi" falan verilirmiş. "Hıtâyi yok, ihale ya da kamu kuruluşu verelim" denmiş midir, gerçekten bilmiyorum.

Bush ve hela durumu Lale Devri'nde Bush olmadığı için Ahmet Refik söz etmiyor. Ama Papatya ve Sümbül devirlerinde önce "Baba Bush", sonra da "Oğul Bush" olduğu için, önce Papatyaların lideri Turgut Bey, Bush'a kral dairesi hazırlandığı için, kendisine de kral dairesi yaptırıyor. Sümbül Devri lideri Recep Bey de, Bush'a yapılan koruma masrafını kıskandığı için olacak, kendisine de aynı korumayı istiyor ve elde ediyor, sadece 400 milyarcık bir masraf karşılığı... Lale Devri günlerinde Bush olmadığından "hela" konusu da olmamış. Ama Papatya Devri'nde, "Baba Bush" geliyor diye altın kaplamalı helalar yapılmıştı... Sümbül Devri'nde, "Oğul Bush" özel helasını getirmişti... Lale Devri'nde tek yalaka varmış: Şair Nedim... Papatya ve Sümbül devirlerinde ise yalakalar istila etmişti ülkemizi... Lale Devri'nde çeşmelere, camilere, kitaplıklara adlarını verirmiş Laleciler. Papatya Devri'nde caddelere, alanlara, bulvarlara verildi adları... Sümbül Devri'nde de feribotlara, tramvaylara deniz otobüslerine... Daha yığınla benzerlik var, ama onlara gazetemin sayfaları yetmez. Meraklısı varsa, araştırır...

ÖNCEKİ HABER

Köprü zammı yargıya götürüldü

SONRAKİ HABER

Türkiye, AB ülkeleri arasında en düşük asgari ücretin uygulandığı 4. ülke

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa