Bir

Bir 'umut' öyküsü...

Birkaç gün önce Samsun'dan tutmuş yolu, Bursa'ya gelmiş Recep Kapar. Yanında bir eş ve yedi çocuk, bir de umut...

Birkaç gün önce Samsun'dan tutmuş yolu, Bursa'ya gelmiş Recep Kapar. Yanında bir eş ve yedi çocuk, bir de umut... Kararsızlıkla gözlerini Bursa yoluna diktiğinde, 'bir iş ve barınacak yer bulurum' umudunu hiç yitirmemiş, yitirmek istememiş. Diyarbakırlı Recep Kapar'ı Bursa'ya kadar getiren nedenin adı yokluk. Samsun'da inşaatlarda çalışan Kapar, inşaat sektöründe işlerin azalması nedeniyle evine götürecek ekmeyi bulamaz hale gelmiş. Başka bir ekmek kapısı aramaya başlamış hemen. Simitçilik yapmış bir süre. Olmamış... "Simit tepsisini elime aldığımda biraz utandım ve sıkıldım. Ama mecburdum evime ekmek götürmek zorundaydım. Bir derenin kenarına gittim, kimselerin olmadığı bir yere. Orada 'simiiit, simitçiii' diye bağırmaya başladım. Alıştırma yapıyordum kendi kendime. Bir süre sonra arkamda bir arabadan 'simitçi bize iki simit ver' diye bir ses geldi. Götürdüm simitlerini verdim onlara. İki tane bayan vardı arabada. Biri dedi ki "Sen bu işi yeni yapıyorsun, acemisin herhalde?" Ben de "Evet, nereden anladın?" diye sordum. O da bana "Kurbağalara simit satmandan anladım" diye cevap verdi. Çok utandım...

'Diyarbakırlı olduğunu söyleme' Samsun'da bir türlü işlerini yoluna koyamayan Kapar, umudunun sürüklediği Bursa'nın Osmangazi ilçesine bağlı Soğanlı mahallesinde bir parkta kalıyor. Bir tanıdığı, akrabası olmayan Kapar, çaresiz olduğunu, nereye gitse kapıların yüzüne kapandığını söylüyor. Kapar, kaldığı parkın yukarısında ismini bilmediği bir köye ev aramak için gitmiş. Burada bir kişiyle tanışmış ve ona durumunu anlatmış. Konuştuğu kişi nereli olduğunu sormuş, Diyarbakırlı olduğunu öğrenince de "O zaman senin işin çok zor. Burada Diyarbakırlı olduğunu söyleme. Muhtara da söyleme. Yoksa ev bulamazsın" demiş. Kapar, açlıktan ölse de aslını hiç bir zaman inkar etmediğini, etmeyeceğini dile getiriyor. Jandarmanın da kendisini rahat bırakmadığını anlatan Kapar, "Seni burada koruyamayız" diyen jandarmanın kendisini ve ailesini parktan çıkarmak istediğini belirtiyor. Şimdilik başına bunlar gelmiş Recep Kapar'ın. Recep Kapar'ın umut öyküsü aslında yabancı değil bizlere. Ancak bir zamanlar 'taşı, toprağı altın' denilerek göç edilen İstanbul'un bir umut kapısı olmaktan çıktığı, yoksul halkın umutlarını sanayisinin gelişmekte olduğu büyük illere yani Bursa gibi yerlere taşıdığı bir gerçek...

'Eşya istiyorum' Recep Kapar'la konuştuğumuz sırada eşinin boynu yerden kalkmıyor. Çocukların büyük olanları da öyle. Küçüklerse her şeyden habersiz oyun oynuyorlar. Kapar'ın eşi Nazan Kapar'a bir diyeceğinin olup olmadığını sorduğumda başını kaldırıyor. Gözleri yaşlarla dolu, dudakları titriyor... Bir şeyler söylemek istiyor ama söyleyemiyor. "Eşya istiyorum" diyor sessizce, "Çocuklarımın yerde yatmaması için." Ve boynunu tekrar yere eğiyor... Recep Kapar çıkışıyor eşine; "Barınacak bir yer bulamadık ki eşyayı ne yapacaksın? Önce barınacak bir yer sonra iş, ondan sonra da eşya buluruz." Daha sonra da karşılıklı susuyorlar...

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.