16 Temmuz 2004 21:00

Hipokrat'ın kemiklerini sızlattı

Konya'da işkence gören iki çocuğa rapor veren doktorlardan Dr. Halit Balevi, polislerin yargılandığı davada, açıklamalarıyla Hipokrat'ın kemiklerini sızlattı.

Paylaş
Konya'da iki çocuğa işkence eden polislerin yargılandığı davada tanık olarak ifade veren Dr. Halit Balevi, Hipokrat'ın kemiklerini sızlatan açıklamalar yaptı. Konya Numune Hastanesi Ortopedi Uzmanı Dr. Balevi, davacı İ. A.'nın ayağındaki morartıların ayakkabının sıkmasından da kaynaklanabileceğini savunarak, "Ben işkence yapsaydım daha şiddetli vururdum" dedi. Bütün tanık doktorların İ.A.'da tespit ettikleri izler için başka nedenler aradığı davada, hakimin doktorlara ısrarla "İşkence mi değil mi?" diye sorması dikkat çekti. Yaklaşık bir yıl önce su içmek için girdikleri pastaneden para çaldıkları gerekçesiyle karakola çağırılan İ. A. ve B. K., polislerin elinden kurtulmak için paranın İ. A.'nın evinin karşısındaki inşaatta olduğunu söylediler. Burada yakınlarının kendilerini görüp kurtaracağını düşünen çocuklar, inşaatta işkenceye maruz kaldılar. Karakolda bekleyen ailelerinin görmemesi için karakolun arka kapısından çıkarılarak inşaata götürülen çocuklar, karakola yine aynı kapıdan geri getirildiler. Bu sırada oğlunu kanlar içinde gören İ. A.'nın annesi, çocuğunu polisin elinden alarak Konya Numune Hastanesi'ne götürdü ve burada çocuklara rapor verildi. Bu raporun üstüne polisler hakkında açılan dava, önceki gün Konya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tanık olarak dinlenen doktorların söz birliği etmişçesine işkence ihtimalinden uzak durduğu davada, polislerin avukatı Tülay Demir'in, her tanığa izlerin "maç yapmaktan kaynaklı olup olamayacağını" ısrarla sorması dikkat çekti.

İşkence deme de, ne dersen de! İlk tanık olarak dinlenen ve çocuğun herhangi bir travma geçirmediği şeklinde rapor veren psikiyatri uzmanı Dilek Gidiş Şahinoğlu, ifadesinin başlangıcında olayı hatırlamadığını söylerken hakim Ali Öztürk'ün ısrarla sorması üzerine çocuğun görünen yerlerinde işkence izine rastlamadığını kaydetti. Çocuğun yüzünde 4 adet birbirine paralel morluk tespit ettiği şeklindeki raporunu doğrulayan Dr. Ersin Yaşar ise, künt bir cisimle vurulmuş olduğunu belirttiği halde bunun tokat izi olduğunu söylemedi. "İşkence olup olmadığını" mahkemeye bırakan Yaşar, bir yandan hastayı hatırlamadığını söylerken bir yandan da dudağı patlamış halde doktora götürülen çocuğun dudağındaki izin cop ya da yumrukla oluşmadığı kanaatine vardı. Ortopedist Halit Balevi ise, çocuğun ayağındaki morluğun ayakkabı sıkmasından kaynaklı olabileceğini savunmaya çalıştı. Çocuğu hatırlamadığını söyleyen Balevi, daha sonra çocuğun kendisine yürüyerek geldiğini öne sürdü. Ayaktaki izlerin hafi olduğunu söyleyerek işkenceden kaynaklanamayacağını savunan Balevi, "Ben işkence yapsaydım, daha şiddetli vururdum" diyebildi. Balevi'nin işkence izlerini ortadan kaldıran ilaçlar olduğunu söylemesi ise dikkat çekti. Davayı izleyen kitle örgütü temsilcileri ise, Balevi'nin beyanları üzerine Türk Tabipler Birliği ve Konya Tabip Odası'na suç duyurusunda bulunmak üzere tutanak tuttular. Acil Hekimi Ali Altan Günaydın da işkence olmadığını savundu. Çocuğun dudağındaki darp izinin ısırmaktan kaynaklanabileceğini öne süren Günaydın, boynundaki eritemin ise kaşımaktan olabileceğini iddia etti. Duruşma, 21 Ekim'e ertelendi.

Aileye para teklifi Yargılanan komiser Alpaslan Altuğ'un ailesinin İ. A.'nın evine giderek davadan vazgeçmeleri için para teklif ettikleri öğrenildi. İ. A'.nın ailesi doktorlara isyan ederken, çocuklarının her duruşma sonrasında geceleri sayıkladığını, "Polis geliyor" diye bağırarak uyandığını anlattılar.


KÜRTLERİ AŞAĞILAYAN DOKTORA CEZA Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12 Mayıs 1999'da çıkan çatışmada ölen asker ve PKK'lıların, görevli bulunduğu sağlık ocağına getirildiklerinde ruhsatlı tabancasını ocağın önünde toplanmış olan topluluğa doğrultarak, aşağılayıcı konuşmalar yapan doktorun mahkûmiyet kararını onadı. Kimliğinden dolayı hastalara aşağılayıcı konuşmalar yapan doktor, Erzurum DGM tarafından TCK'nın 312. maddesinden mahkûm edilmişti. Erzurum DGM, Tekman Sağlık Ocağı'nda doktor olarak çalışan Mustafa Şen'i, değişen TCK'nın 312. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ''halkı sınıf, ırk, din, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek'' suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırdı ve bu cezayı 1.5 milyar para cezasına dönüştürerek erteledi. Sanık Şen bu kararı temyiz etti. Temyiz istemini görüşen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını oybirliği ile onadı. Kararda, Tekman Sağlık Ocağı'nda doktor olarak görevli sanığın ayrımcılık yaparak ''Kürt kimlikli hastaları'' aşağılayıcı konuşmalar yaptığı kaydedildi. 'Sanığın sözleriyle halkın bir bölümünü diğerine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği; nefret yayan, çatışmaya kışkırtan ve şiddet kullanmaya davet eden bu ifadelerin duyarlı durumda bulunan bir topluluk önünde sarf edilmiş olması sebebiyle kamu düzeni için somut bir tehlike oluşturması karşısında, temyiz itirazları yerinde görülmeyerek hükmün onanmasına karar verilmiştir'' denildi.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

DIŞ TİCARET AÇIĞI 5 AYDA %91.6 ARTTI

SONRAKİ HABER

Gıda ambargosu yeniden

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...