14 Temmuz 2004 01:00

aslında ne anlattı?

11. Uluslararası Caz Festivali kapsamında sahne alan Boby McFerrin ile Vociestra enstrümansız performanslarıyla ses, nefes ve insan bedeninin sınırlarını sorgulattılar.

Paylaş
İnsan bedeninin sınırları nelerdir? Sanatsal düzey ile insanlığın gelişimi ne gibi parallelikler içerir? Sanatsal yaratının araçları/enstrümanları neye hizmet eder? Müziğin kökeni nedir? Son aşamada enstrüman sesin kendisi değil midir? Acaba insa (!) sesin bizzat enstrümanı mıdır? Sorular geliştirilebilir, yeni binlerce soru sorulabilir. Yanıtlar bazı durumlarda kendini var edebilse de esas olan sorgunun kendisinin "paradoksal" olduğu kuşkusuz. Soruların neden sorulduğuna gelince. Eğer siz de 11. Uluslararası Caz Festivali'nin konuğu Boby McFerrin ve Voicestra'nın konserinde bulunabilen "şans"lılardan olsaydınız, bütün kışkırtıcılığıyla sahnenin sürekli zihninizi bu çeperde dürtüklediğini görürdünüz. Çünkü McFerrin ve sahne arkadaşları binbir insan sesini ve de en önemlisi onlarca enstrümanı kendi bedenleri ile çıkardıkları zaman onları izleyenler ister istemez diğerleri olmasa bile en indirgenmiş haliyle şu soruyu soruyorlardı : "Nasıl oluyor? Nasıl oluyor da bir insan bir saksafonun, bir baterinin (zillerinden baslarına kadar), sesini kendi bedeniyle çıkarabiliyor?"...

Enstrüman-insan-ses Evet önce ses vardı. İnsan; sesini keşfettiğinde iletişimin sınırlarını zorladı. Estetik arayışları sesleri nota haline getirdi ve aynı arayışın algı düzeyindeki sıçrayışları insanı enstrüman yapmaya yöneltti. Peki acaba enstrüman doğaya yeni bir ses mi katıyordu yoksa halihazırdaki sesleri örgütleyip anlamlı mı kılıyordu? Bu kapsamda düşünürsek ve sorgulamanın aslına dönersek; insanın kendisi de tam olarak enstrümanın yaptığını yapmıyor muydu? İşte Boby Mc Ferrin ve Voivestra'nın 12 elemanı temelde bu çift taraflı süreci yeniden, onları dinleyenlere hatırlattılar. A capella denilen eşliksiz vokal müzikle tüm bu üretim sürecinde aslolanın insanın kendini ve haliyle doğayı anlatma çabasını bu biçimiyle ayini andıran veyahut gizemli, kışkırtıcı ifadesiyle tekrardan anımsattılar.

Sesin ve nefesin mücadelesi Aslında McFerrin'in de müzikal geçmişi bu "rahatsız edici" soruların orta yerinde duruyordu. Mcferrin'in sese ve nefese dönük müzik algılayışı, elitist saray müziği etkisindeki ortam dahilinde sorgulanmış, kabul edilen tabular etrafında da mahkûm edilmişti. Ancak McFerrin'in özellikle 1968'in özgürlük ve değişim rüzgârlarının giderek belirginleştiği, müziğin hem bu süreçten etkilendiği hem de bizzat hareketin katalizörlerinden olduğu dönemlerde olgunlaştığını düşünürsek "sesin ve nefesin" mücadelesinde kendisine sapasağlam koltuk değnekleri bulabildiğini belirtmek gerekir. Sanatçıyı 10 kez Grammy'e götüren de ilk adımlarını attığı bu merdivenin sağlamlığı olsa gerek. Boby McFerrin ve 1986 yılında kurduğu Nick Bearde, Joey Blake, Everett Bradley, Pierre Cook, Sussan Deyhim, Judi Donagy, Kiirsten Falke-Boyd, Latanya Hall, Pan Morigan, Rhiannon, Roger Treece ve Dave Worm'dan oluşan Voicestra bahsi geçen hemen her şeyden demlenen özgüvenle gerçekleştirdiler Harbiye'deki performanslarını. Konser salonunun dolduran binlerce kişi de böylece ses ve nefesin ev sahipliğinde, bu gizem dolu eşsiz performansın konukları olup sahneden gelen 13 sese kendi seslerini de katmaktan kendilerini alamadılar.

ÖNCEKİ HABER

Neruda 100 yaşında!

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: Ahmet Hakan'ın savunma mekanizması geliştirmesi üzdü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa