Filistin

Filistin'e karşı kimyasal savaş

İsrail, Filistinlilere karşı kimyasal silahlarla saldırılar düzenliyor. 'Kitle imha silahı' gerekçesiyle Irak işgal edilirken, İsrail ordusu silahsız Filistinliler üzerinde bilinmeyen kimyasal silahlar deniyor.

"El Zaviye'deki iki klinik, 10 Haziran günü, gaz yutmuş olan 130 hastayı tedavi etti. Hastalar; çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve genç erkeklerdi. Dr. Ebu Madi çok sayıda sinir sisteminden kaynaklanan kas kasılması, ayak ve ellerde spazm vakaları olduğunu aktardı. Gözbebekleri irileşmişti... Diğer belirtiler ise şok, yarı bilinç kaybı, nefes daralması, sinirlilik ve terlemeydi." Bu ifadeler, İsrail'in Filistin'de inşa ettiği "utanç duvarına" karşı direnişin tüm kararlılığıyla sürdüğü kasabadaki tıbbi birimler tarafından hazırlanan bir rapordan. Uluslararası Ortadoğu Medya Merkezi'nin raporunda, "protestoculara karşı kullanılan gazın gözyaşartıcı gaz değil, muhtemelen sinir gazı olduğu" belirtiliyor.

24 saat baygın kaldılar İsrail'deki Barış Bloku'ndan (Gush Şalom) yapılan açıklamada da şunlar anlatıldı: "Ordunun burada kullandığı şey gözyaşartıcı gaz değildi. Gözyaşartıcı gazın ne olduğunu biliyoruz. Bu tamamen farklı bir şeydi... Buldozerlerin çalıştığı yerden henüz çok uzakta olduğumuz sırada, bunun gibi şeyler atmaya başladılar. Siyah bir duman yayıldı. Onu soluyan herkes, yüzden fazla kişi, anında bilincini kaybetti. Neredeyse 24 saat boyunca baygın kaldılar. Nablus'taki Rapidiye Hastanesi'ndeki bir kişi hâlâ bilincine kavuşamadı. Ateşleri çıktı ve kasları sertleşti. Bazıları acil kan nakline ihtiyaç duydular. Bu bir gösteriyi dağıtma yolu mu, yoksa bir kimyasal saldırı mı?" Filistin yönetiminin açıklamasına göre; kurbanlarda saldırıdan dört gün sonra bile hafıza kaybı, belli aralıklarla kramplar, mide bulantısı gibi rahatsızlıklar görülüyordu. İsrailli askerlerin kullanılan gaz kutularını yerlerden toplayıp götürdükleri de dikkatlerden kaçmadı.

Onuncu saldırı Barış eylemcisi James Brooks'un verdiği bilgiye göre; El Zaviye'deki olayla birlikte, İsrail ordusu 2001 başlarından beri Filistinli sivillere karşı en az 10 kez 'bilinmeyen bir tür gaz' kullanmış oldu. Gaz kutularının fotoğrafları, hastanelerde yatan hastalar, Filistinli ve Avrupalı doktorların hastalar üzerindeki incelemeleri ve gaza maruz kalan binlerce insan ortada. Fakat hâlâ kapsamlı bir soruşturma açılmış değil. İsrail'in Filistinli sivillere yönelik kimyasal saldırılarının açığa çıkması, 2001 başlarında oldu. 12 Şubat 2001'de Gazze Şeridi ve Batı Şeria'ya yönelik gazlı saldırılar 6 hafta sürdü. Tesadüfen, ilk saldırının olduğu Han Yunus'ta bulunan Amerikalı yönetmen James Longley konuyla ilgili bir belgesel hazırladı.

Etkisi kolay silinmiyor 12 Şubat saldırısında, yere düşen gaz kutuları etrafa siyah ve beyaz dumanlar yaydı. Kokusuz gaz ilk başta rahatsız edici değildi. Birkaç dakika sonra, etrafa nane kokusuna benzeyen tatlı bir koku yayıldı. Saldırıya uğrayan Filistinliler, "gazın içe çekilmesinin zevk verici olduğunu" anlattı. 5 ila 30 dakika sonra ise zor nefes alır hale geldiler. Bunu boğazlarındaki yakıcı ağrı, kan kusma ve histeri nöbetleri takip etti. Kurbanlar haftalar boyunca kıvranma ve sancılı kusma nöbetlerinden kurtulamadılar. El Nasır Hastanesi'ne yatırılan 40 civarında kurbandan 16'sı yoğun bakıma alındı. Aynı gün Garbi mülteci kampında gaz saldırısına uğrayan 130 kişi de tedavi altına alındı. Gaz saldırısı ertesi gün tekrarlandı. Bu defa kurbanlar arasında 1 ila 5 yaşlarında çocuklar da vardı. Filistinli yetkililer "İsrail'in sinir gazı kullandığını" açıkladılar, fakat İsrail ordusu bunu inkâr etti. Filistin İnsan Hakları Merkezi, 15 Şubat 2001 günü yine Han Yunus'a üç ayrı gaz saldırısı yapıldığını, çoğu çocuk 15 Filistinli sivilin soluk alamama ve spazm şikâyetleriyle hastaneye yattığını açıkladı. 12-20 Şubat günleri arasındaki saldırılar sebebiyle 238 Filistinlinin hastanelik olduğu, çok sayıda ailenin evlerini terk etmek zorunda kaldığı açıklandı. 2 Mart günü hedefte Batı Şeria'daki El Bireh kasabası vardı. 3 Mart'ta yine Han Yunus'ta yapılan saldırıda kullanılan gaz, daha öncekilerden farklıydı. Bu defa kurbanlarda şiddetli karın ağrısı görülüyordu...

Cezaevinde de kullandılar 2003 sonlarında, İsrail'in bir cezaevi isyanı sırasında gaz kullanması gündeme geldi. 14 Ekim 2003'te Refah mülteci kampında gaz kullanıldığı ve Filistinlilerin günlerce gazın etkisinde kaldığı görüldü. Aynı yıl BBC, İsrail'in kullandığı gizli silahları ayrıntılı bir haberle işledi. İsrail'in biyolojik ve kimyasal silah kullanımını yasaklayan hiçbir anlaşmaya taraf olmadığına dikkat çekilen haberde, kullanılan gazların ne olduğunun bilinmediği vurgulandı.


ÖLÜM PROGRAMLARI İsrail'in biyolojik ve kimyasal silah geliştirme programları, ABD, İngiltere ve diğer bazı Avrupa ülkeleriyle işbirliği halinde yürütülüyor. 1992 yılında, ABD'den İsrail'e sinir gazı karışımı taşıyan bir uçak, Hollanda'da bir binanın üzerine düştü. Hollanda gazetesi NRC Handelsblad, bu olay üzerine İsrail Biyolojik Araştırma Enstitüsü'nü mercek altına aldı. Soruşturma sonucunda, çalışmalarını her türlü denetimden uzak sürdüren İsrail enstitüsü ile ABD'deki birçok araştırma merkezi arasında güçlü bağlantılar olduğu ortaya çıktı. İngiltere, Almanya ve Hollanda'da yürütülen bir dizi araştırmanın da, İsrail ile işbirliği halinde yürütüldüğü anlaşıldı. İsrail enstitüsünün çalışmalarını, sinir gazının ana maddesi olan "asetilkolin" üzerinde yoğunlaştırdığı sanılıyor.


Siyonizmin kanlı sicili İsrail'in öteden beri kimyasal-biyolojik silahlar üzerinde çalıştığı biliniyor. 1948'de Filistinlilerin kullandığı kuyulara ve diğer su kaynaklarına tifo mikropları bulaştırılması, 1998 yılında F-16 savaş uçaklarına sinir gazı bombaları monte edilmesi bunun örneklerinden. Bu tür silahların suikast girişiminde kullanılmasına örnek ise, Hamas lideri Halid Mişal'e Ürdün topraklarında "fentanil" maddesiyle yapılan saldırı.

www.evrensel.net