12 Temmuz 2004 01:00

Yaşar Kemal Almanya'daydı

1997'de Alman Yayıncılar Birliği Barış Ödülü'ne layık görülen Yaşar Kemal, geçen hafa Almanya'nın Lübeck ve Köln kentlerinde düzenlenen etkinliklere katıldı.

Paylaş
1997'de Alman Yayıncılar Birliği Barış Ödülü'ne layık görülen Yaşar Kemal, geçen hafa Almanya'nın Lübeck ve Köln kentlerinde düzenlenen etkinliklere katıldı. Lübeck'te Burgkloster Müzesi'nde Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Günther Grass ile birlikte bir toplantıya katılan Yaşar Kemal, "Kürt meselesinde hâlâ müthiş bir eksiklik var. Türkiye'de Kürtçe yasağı kalktı ancak bir dil eğitimsiz, edebiyatsız gelişemez. Kürtçe kursları var, ancak Kürt dilinde eğitim yok. Bu Türkiye'ye yakışmıyor" dedi. Yaşar Kemal ayrıca edebiyat ve sanatta taraf olmanın yapılan sanata zarar vermediğini de dile getireirek sözlerini şu şöyle sürdürdü, "Ben hep fakir fukaranın yanında oldum ve olmaya da devam edeceğim. 45 milyon insanın açlık sınırında yaşadığı bir ülkede bunu yapmamak mümkün değil. Benim kitaplarım yoksuldan yana taraf tutuyor. Zaten en büyük edebiyat da taraf tutanların edebiyatıdır" dedi. Yaşar Kemal, 9 Temmuz Cuma günü Köln Belediyesi Onur Defteri'ni imza töreni sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'de yazarları acından ölen zilli kurtlara benzetirken, Cumhuriyet'in temelinde Türk ve Kürt destanlarının yattığını, Kürt halkının bütün yasaklara rağmen destanlarda en ileriye giden insan soylarından biri olduğunu söyledi.


Yazarlar zilli kurt yapıldı *

Yaşar Kemal

Bizim Alman halkıyla ilişkilerimiz hep iyi oldu. Dostluk ilişkilerimiz çok güçlü. Almanya benim kitaplarımın çevrildiği ilk üç ülkeden biri. Yine kitaplarımın en çok satıldığı ülkelerden birisi de Almanya'dır. 1961'den bu yana kitaplarım Almanca'ya çevriliyor. Bizim Anadolu'da halkın büyük bir bölümü Almanlara çok yakın, nereye giderseniz gidin "Alaman bizim kardeşimizdir" diyorlar. Bu Alman-Türk kardeşliği benim kitaplarımda da vardır. Bizim Türkiye'mizde, demokrasi yüzü görmediğimizden dolayı edebiyat, sanat çok zor oldu. Türkiye yazarları arasında en talihli insan benim. Çünkü en az hapiste ben yattım, en az işkenceyi ben gördüm. Ama en çok işyeri de ben değiştirdim, çünkü beni hep işten attılar. Türk edebiyatı çok büyük yazarlar yetiştirdi, ne yazık ki bunların büyük bir bölümünün eserleri dünya dillerine çevrilemedi. Örneğin Sait Faik, Orhan Kemal, ilk modern yazarlardan Sabahattin Ali, ki o öldürüldü, bunlardan bazıları. Bir süre önce bir Fransız dergisine "Zilli Kurt" adında bir yazı yaşmıştım. Anadolu'da bir gelenektir bu: Kurtlar gelir köyün aşağı yukarı bütün ağıllarına girer. Girdiği zaman hayvanları alıp kaçırmaz, yemez; boğazından sıkar bırakır. Bu koyun ve keçiler öldü demektir. Şimdi anlatacağıma şaşıracaksınız... Sonra köylüler atlara biner, kurtların beşine düşerler. Atlar karın içinde kurtlardan daha hızlı koştuğu için, köylüler kurtları yakalarlar, ancak öldürmezler. Kurdun boynuna, çok sağlam bir ip yahut da bir zincirle, kurdun ayaklarıyla koparamayacağı bir zil takarlar. Köylüler, hayvanlarını öldüren bu kurda hiçbir şey yapmadan salıverirler. Bu zilli kurt artık insanlara, hayvanlara, köylere ve diğer kurtlara yaklaşamaz, sonunda acından ölür. Türkiye'nin yazarları zilli kurt yapıldı. Aç, acından ölen çok. Türkiye'de sadece bir haftada 114 yazar öldürülmüş, işkence edilmiş, hapishaneye atılmış. Bunlar yalnız, ressam, tiyatrocu değil, sadece roman ve hikâye yazan yazarlar. Ben şanslı oldum, bir miktar dünyada tanındığım için. Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika ne kadar iyi yazar yetiştirdiyse, Türkiye de o kadar iyi yazar yetiştirdi. Nâzım Hikmet gibi çok büyük bir yazarımız var. Çok büyük bir şairdir o. Türkiye'nin temelinde güçlü edebiyat var. 13. yüzyıldan Yunus Emre, 16. yüzyıldan Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan ve 19. yüzyılda dünyanın en büyük başkaldırı şairi Dadaloğlu. Dünyada ondan büyük başkaldırı, isyan şairi yok diyorlar. Uzatmayayım, bu cumhuriyette en çok destanı olan halklar vardır. Bir tanesi Türkmen halkı, yani Türkler; ikinci de Kürt halkıdır. Bütün yasaklara rağmen Kürt halkı, destanlarda en ileriye giden insan soyundan biridir. Ve bizim Türkler de aynı şekilde. Mesela Köroğlu destanı dünyadaki en güzel destanlarından biridir. Bizim temelimizde, Türk-Kürt temelinde, müthiş bir edebiyat vardır, başka hiçbir ülkede olmayan... Büyük şairleriyle, edebiyatçılarıyla... Yalnız sizden bir ricam olacak: Beni Türk edebiyatının sadece temsilcisi, bu edebiyattan gelen birisi olarak görün. Çünkü, hakkı yenmiş insanlar bu ülkede çok: Sait Faik'ler, Orhan Kemal'ler, Nâzım Hikmet'ler, Ahmed Arif'ler, say sayabildiğin kadar. Şimdi yavaş yavaş demokrasiye geçiyoruz. İlk defa burada açıklıyorum, Kürtlerin Memo Alan diye bir destanı var. Tarihi bilinmiyor. Bunu, ünlü romancımız Mehmed Uzun Kürtçe yayımladı. Şimdi Mehmed Uzun'la birlikte bu destanı Türkçe'ye çeviriyoruz. * Yaşar Kemal'in, Köln'de yaptığı konuşma.

ÖNCEKİ HABER

Kamu avukatlarının sesini duyan yok!

SONRAKİ HABER

Üsküdar’da polislere ateş ettiği iddia edilen kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa