10 Temmuz 2004 01:00

Troyalı prenses Kasandra

Troya kralı Priyamos'un kızı Kasandra, diğer erkek kardeşleri Hektor ve Paris ölçüsünde ilgi uyandırmış trajik bir kahramandır. Hakkında dolaşan efsaneler onun bilicilik (kâhinlik) yetisini birtakım değişik şekillerde anlatır.

Paylaş
Troya kralı Priyamos'un kızı Kasandra, diğer erkek kardeşleri Hektor ve Paris ölçüsünde ilgi uyandırmış trajik bir kahramandır. Hakkında dolaşan efsaneler onun bilicilik (kâhinlik) yetisini birtakım değişik şekillerde anlatır.

Algılama yetisi Bunlardan en ünlülerinden birine göre, kral Priyamos'la karısı Hekabe; tanrı Apollon adına düzenledikleri bir şenlik sonunda, bebekleri Kasandra ile onun ikizi olan Helenos'u tapınakta unutup gitmişlerdi. Daha sonra pürtelâş çocuklarını almaya geldiklerinde, iki yılanın uykuya dalmış bebeklerin gözlerini kulaklarını yalarken gördüler. Yılanlar, bebekleri yalamakla onların duyma ve görme duyularını saydamlaştırıp çok keskinleştirmiş ve bu çocuklar büyüdüklerinde, kimsenin öncesinde göremediği ve sonucunu algılayamadığı olayları ve gerçekleri daha başından duyabilme ve anlayabilme yetisini kazanmışlardı.

Apollon'un aşkı Kasandra'nın biliciliği konusunda en çok anlatılan bir diğer efsaneye göre tanrı Apollon; Kasandra yalnız başına tapınağına geldiği bir gün ona aniden vurulmuş ve bu güzel prensesle ayan beyan konuşmuştur. Tapınağa yalnız başına, kimselerin olmadığı zamanlarda gelip gitmeye başlayan Kasandra'ya tanrı Apollon; aşkına yanıt vermesi karşılığında ona, " ileriyi görme ve olacakları önceden haber verebilme" yetisini bağışlayacağını, böylece bir çeşit tanrısal etkinlik kazanacağını söyler. Tanrının bu önerisini sözle kabul eder ve Apollon da ona bilicilik yetisini bağışlar. Ne var ki Kasandra; bu yeteneği elde etmenin bedeli olan aşkını verme sözünü tutmaz...Bu nankörlüğe çok öfkelenen Apollon, Kasandra'nın ağzına tükürür. Böylece bağışladığı o olağanüstü yetinin insanlar karşısında etkisizleşmesine neden olur. O yüzden Kasandra her ne kadar ileriyi görüp olacakları yırtına yırtına anlatmaya çalışsa da; bütün söyledikleri karşısındakilerin hep sağır duvarlarına çarpar; haliyle bütün uyarıları etkisiz ve yankısız kalır. İşte bu bağlamda prenses Kasandra bu olağanüstü ileri görme yeteneğine dayanarak Troya'nın ve kendisinin başına gelecek bütün felâketleri görmüş, bunları etkili ve yetkili kesimlere anlatabilmek için elinden geleni yapmıştı. Örneğin kardeşi Paris; sarayın başbilicisi tarafından Troya'nın başına belalar saracağı kehaneti üzerine, doğar doğmaz İda Dağına bırakılmıştı. Büyüyüp delikanlı olarak bir yolunu bulup saraya döndüğünde, kardeşi Kasandra da, Paris'in derhal etkisiz hale getirilmesini, hattâ yok edilmesini istemiş, ama yazgının bir cilvesi olarak onun sözlerine kimseler kulak asmamıştı. Gerçekten de bir süre sonra Paris; Olimpos'ta üç tanrıça arasında düzenlenen dünyanın ilk güzellik yarışmasında, baştanrı Zeus'un buyruğuyla hakem olarak atanmıştı. Aralarında tanrıça Afrodit'in de bulunduğu bu yarışmada tanrıça Afrodit; birinci seçilme karşılığı olarak güzel Helena'nın aşkını önermişti Paris'e. O da böylesi bir rüşvetin dayanılmaz çekiciliğine hayır diyememişti. İşte Paris, tanrıça Afrodit'in oyunuyla Helena'yı kaçırıp saraya getirdiğinde, bu olayın Troya'nın yakım ve yıkımına neden olacağını söylemişti Kasandra. Hattâ Troya'yı bekleyen felaketi önleyebilmek için rahip Laokon'la birlikte krallığın en önde gelen etkin kişilerini de yanına alarak, Helena'nın geri verilmesi konusunda sayısız girişimlerde bulunmuş ama sözünü geçirememişti. Çünkü görüp duyduğu ve başkalarına iletmek istediği mesajın başkalarınca algılanamaması gibi bir yazgının kurbanıydı Kasandra. - (Her çağda olacakları görüp önceden uyaran ama tukaka edilen bütün sağduyulu aydınlar gibi!) - Bu arada o, kendi başına gelebilecek felaketleri de önceden sezebiliyor, duyabiliyordu. Haliyle bütün çabalarına karşın başkalarına duyuramadığı ama kesin olarak sezinlediği bütün felaketler, bir bir gerçekleşti. Örneğin kardeşleri Hektor'un da, Paris'in de o uğursuz savaşta öldürüleceğini söylemiş, dedikleri olmuştu… Savaşın onuncu yılında Troya kalesi; bilindiği gibi bir tahta at tuzağıyla düşürüldü. İşgalci askerler; bir yandan krallığın hazinelerini yağmaladı; öte yandan bütün güzel gençkızları, kadınları köle ve kuma olacak şekilde toplamaya başladı.

Talan ganimeti! Kasandra da, tanrıça Atena'nın tapınağına sığındı. Ama ardısıra tapınağa giren Akha'lı Ayas'ın (Aias) elinden kurtulabilmek için, Atena'nın heykeline sarılabildi yalnızca. Ayas onu zorla heykelden sıyırıp aldı; kirletti. Böylece tutsak edilen Kasandra, diğer tutuklularla birlikte Yunanlı kral Agamemnon'un gemilerine doldurulurken kralın ilgisini çekti. Prensesin güzelliğine dayanamayan Agamemnon, onu en değerli bir talan ganimeti olarak kendine ayırdı ve Mükene'deki sarayına karısı Klütaymestra'ya kuma olarak götürmeye karar verdi. Talan edilmiş ganimetlerle yüklü gemiler, tanrıların yalan rüzgârlarıyla şişine şişine Yunanistan'a doğru yol alırken Kasandra; saraya vardıklarında başlarına gelecekleri kral Agamemnon'a bir bir anlattı. Saraya varır varmaz kraliçe Klütaymestra'nın eliyle bir arada öldürüleceklerini söyledi. Kral Agamemnon, güzel kölesinin söylediklerine gülüp geçti. Çünkü Kasandra, gerçekleri yansıtan sözlerini başkalarına duyuramamak gibi bir yazgının kurbanıydı… Ama en önemlisi Agamemnon, kaçırılan Helena'nın öcünü alma gerekçesine ve sözde tanrıların buyruğuna dayanarak başlattığı bir talan savaşını kazanmış olmanın sarhoşluğu içindeydi; başına gelecekleri algılayamazdı. Tıpkı kendisinden sonra benzer gerekçelere dayanarak, aynı yolun yolcusu olacak bütün yağmacı ve yalancı krallar, despotlar gibi...

ÖNCEKİ HABER

Mültecilere yirmi dakikalık bir ağıt

SONRAKİ HABER

Kayseri Büyük Bürüngüz köylüleri siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa