07 Temmuz 2004 01:00

Irak artık 'özgür', ya sonra?

Eğer olur da yapılırsa, 2005 seçimlerinden sonra ABD Irak'ta kötü giden hiçbir şey için sorumluluk taşımayacak. "Irak'ı Saddam'dan kurtardık" diyecek. "Biz onlara demokrasi verdik, yarattıkları karmaşaya bakın."

Paylaş
Irak'ın 'sivil valisi' Paul Bremer, ülkedeki son saatlerini boş geçirmedi. Giderayak işgal yönetimi boyunca getirdiği kanunları daha da sıkılaştırdı. Iraklı sürücülerin araçlarını tek elle kullanmalarını yasaklayan bir yasa yayımladı. Başka bir kanun ise çok acil olmayan durumlarda kornaya basmanın suç olduğunu söylüyordu. Aynı gün, Bağdat'ın kuzeyinde otoyola bırakılan bir bombanın patlaması sonucu 3 ABD askeri öldü. Bu saldırı o hafta ABD güçlerine karşı düzenlenen 60 saldırıdan biriydi. Ve bu arada Bremer, Irak'ta araba kullanma standartları üzerine kafa yoruyordu. Bremer'in o ve onun umutsuz işgal yönetiminin yüz yüze kaldığı saldırılarının doğasını anlamaktaki umutsuz başarısızlığını anlatmak için daha iyi bir örnek bulunamazdı.

Irak'tan seçim kampanyasına Eski 'Geçici Yönetim Konseyi' (GYK) sadece 'ulaşılmaz' değildi. Onlar Dünya'da bile yaşamıyordu. Kabin kapısı kapanana kadar bir ileri bir geri giderek koruyan askerlerle beraber ABD askeri uçağına bindiği an Bremer'in yıldızının en çok parladığı dakikalar oldu. Hatırlayalım, Bremer bu göreve 'anti-terör' uzmanı olduğu için getirilmişti. GYK'nin Amerikan üyeleri, Irak'a Amerikan patentli 'yeni' ismini koymayı bitirdikten sonra bizim de önceden tahmin ettiğimiz gibi Washington'a Bush'un seçim kampanyasını yürütmeye gittiler. Ama 'uluslararası bölgede' geride bırakılanlar, ki onların artık işgal yönetimi olmadığı söyleniyor, umutsuzluklarını saklayamıyor. Onlardan biri geçtiğimiz hafta şöyle konuşuyordu: "İdeoloji bitti, hırslar bitti. Hiçbir amacımız kalmadı. Tek amacımız seçimlere kadar gizli kalmak. Seçimler geçecek o zaman cehennemi görün."

Saddam Mahkemede-1 'Saddam Hüseyin Mahkemede' filmi bu nedenle işgalcilerin ellerindeki son karttı. Bundan sonra artık Irak'tan daha mutlu haberler alacağız, hile yok, plan yok, tutuklu yok... Hepsi kasım seçimlerinden önce gözümüzü boyamak için. Mahkeme melodramı bile Batı'nın geçtiğimiz hafta tüm yönetimi devraldığı söylenen Iraklılara ne kadar az yetki verme niyetinde olduğunu gösterdi. Saddam Amerikalılar tarafından Katar'da tutuluyor, Irak'ta değil, ve Saddam'ın göründüğü mahkemeyi Amerikalılar yönetiyor. Günlük kıyafetlerini giymiş Amerikan askerleri mahkemedeki sivilleri oynuyor. Amerikan askerleri mahkeme kayıtlarını sansürledi daha sonra kasetlere 3 ABD yetkilisi tarafından el konuldu. Gazetecilerden biri şöyle diyordu: "Bu bana en son yapıldığında 1991 yılıydı, Irak hükümeti kasetlerimi almıştı." Ama kontrol altında tutulan sadece Saddam'ın hiçbir savunma hakkı olmadığı mahkeme gösterisi değil. Adil bir yargılama süreci olsaydı bile Saddam'ın mahkeme kayıtlarının sessiz verilmesinin eskiye dayanan sebepleri var. Ya Saddam birden senaryonun dışına çıkarak El Kaide'yle hiçbir bağlantısının olmadığı yerine ABD ile eski ilişkilerini anlatmaya başlasaydı?

Grev hakkı özgürlüğe sığmadı Yalnızca bu da değil. ABD işgali başka yollarla da devam ediyor. 146.000 ABD askerinin halen Irak'ta bulunması en büyük kanıtlardan biri. ABD tankları ABD Elçiliğini koruyor, kentin içinde geziyor ve bazen ateş açıyor. 'Yeni bağımsız' hükümet onlara git diyemiyor. Bremer'in 'yeniden yapılandırma' ihaleleri ABD şirketlerinin Irak'ın kaymağını yemeye devam etmesini garantiliyor. Ve Bremer, 'yeni bağımsız' hükümetin değiştirmeye cesaret edemeyeceği kanunlar koydu. Bunlardan biri 1984'te Saddam'ın koyduğu tüm grevlerin yasaklanmasını getiren kanun. Bu hiçbir işlevi olmayan Irak İşçi Sendikaları'nı susturuyor. Irak'ta büyük bir sendikal hareket yeni bir siyasi ve demokratik hareketin ana hattı olabilirdi. Ama hayır, Bremer büyük şirketleri korumayı seçti.

İhaleci terörü Bu arada, tüccarların güçleri genişliyor. Blackwater'ın haydutları önlerine çıkan Iraklıları itip kakıyor. Kürt gazeteciler bu adamların kötü muameleri nedeniyle iki kez Bremer'in basın konferansından atıldılar. Bağdat, Iraklılara bağırıp çağıran, sokaklarda onlara işkence eden ve şehrin otellerinde içen gizemli Batılılarla 'canlı' tutuluyor. Bu kişiler Iraklılar için batı hakkında kötü her ne varsa onun simgesi haline geldi. Bu kişiler tam bir muafiyetle Iraklıları vurup kırıyor. Bush unutsa bile Ebu Garib skandalı ABD askerlerinin işkenceleriyle bir neslin büyüdüğü Irak'ta halen yakıcılığını koruyor. Amerikan askerlerinin tecavüzüne uğrayan kızlar, namuslarını temizlemek için aileleri tarafından öldürülüyor. Ülkenin büyük bir kısmının kontrolü hükümetten çıkmış durumda. ABD bile kontrol edemiyor. Felluce, fiili halk cumhuriyeti ve linç kanunları burada hüküm sürüyor. Mehdi ordusu, geçen ay ABD işbirlikçisi dedikleri bir genci infaz etti.

Iraklıların yaptığına bak! Hatırlayalım yeni Başbakan İyad Allavi, CIA ve MI6'nın eski adamı ve eski bir Baasçı. Hatta Allavi, gazetecilere sürgündeyken 14 ayrı istihbarat servisinden para almasıyla övündü. Allavi, Irak'ın Honduras'tan kötü ünüyle tanınan yeni Büyükelçi John Negroponte'ye karşı çıkmayacağını düşünüyor. İronik olan şu ki 'yeni' hükümetin tek umudu ABD askerlerine gitmesini söylemesinde yatıyor. Elbette Allavi böyle bir şey yapmaz. Onun 'bağımsız' yönetimi, kendisini ABD işgalini istemeyen Iraklılardan koruması için ABD askerlerine ihtiyaç duyuyor. 2005 seçimlerinde ise birçok Iraklı 'demokratik kafalı güçlü birinin' (diktatörün) başa geçeceğini düşünüyor. Eğer olur da yapılırsa, seçimlerden sonra ABD Irak'ta kötü giden hiçbir şey için sorumluluk taşımayacak. "Irak'ı Saddam'dan kurtardık" diyebileceğiz. "Biz onlara demokrasi verdik, yarattıkları karmaşaya bakın."

ÖNCEKİ HABER

Halkına bomba yağdırdı

SONRAKİ HABER

Samsun'daki 19 Mayıs töreninde Kılıçdaroğlu ile Bahçeli tokalaşmadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa