03 Temmuz 2004 21:00

İkinci Ortaklar vakası

Üç yıl önce Bursa'ya göç eden 9 kişilik Aydoğan Ailesi, köylüler tarafından 'Kürt' oldukları için köyden çıkarılmak isteniyor.

Paylaş
Bir süre önce Aydın'ın Ortaklar Beldesi'nde, Kürtlere ait kahvelerin yakılması, tatile gittikleri Bodrum'da Diyarbakırlı oldukları gerekçesiyle iki gencin dövülmesine benzer bir olay Bursa'da yaşanıyor. Bulgar göçmenlerin yoğunlukta olduğu 220 haneli Bursa'nın Gürsu ilçesinin Kumlukalan köyünde oturan Erzurumlu 9 kişilik Aydoğan Ailesi, köylüler tarafından 'Kürt' oldukları için köyden çıkarılmak isteniyor. Evlerinin yakılmak istendiğini, tavuklarının öldürüldüğünü kaydeden aile, can güvenliği olmadığı gerekçesiyle hayvanlarını otlatamıyor.

Ev hapsi yaşıyorlar Üç yıl önce, Erzurum'un Karayazı köyünden Bursa'ya taşınan Aydoğan Ailesi evlerinde hapis hayatı yaşıyor. Taşındıkları ilk yıldan beri köylülerce istenmeyen ve çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalan aile, en son 23 Haziran gecesi bine yakın köylünün taşlı saldırısına uğradı. Yaşadıklarını anlatan baba Nizamettin Aydoğan, köyde kalmamaları için kendilerine baskı yapıldığını söyledi. Aydoğan, "Yoldan geçerken çocuklarımıza küfrediyorlar. Bu seneki seçim öncesi yeni muhtar herhalde vaat etmiş 'Önceki muhtar Kürtleri köyden çıkarmamış ben çıkartacağım' diye."

Köyden çıkın baskısı Aydoğan, 23 Haziran gecesinde yaşadığı olayı ise şöyle anlattı: "Benzin getirmişler yarısını arabanın arkasına dökmüşler yarısını da bidonun içinde arabanın altına koymuşlar. Bizim çocuklar dışarı çıkınca kaçmışlar." Karakola 3 defa telefon açtığını, bir süre sonra da jandarmanın evlerine doğru geldiğini belirten Aydoğan daha sonrasını ise şöyle anlattı: "Jandarma arabası belirdi arkasından da bine yakın köylü. Askerler bizlere 'Kaçın içeri sizi öldürecekler' dediler. Niye kaçalım? dedim. Baktım taşlar yağmur gibi geliyor. Köylüler römorklarla taş getirmiş. Biz eve girmiş olsaydık evimizi yakıyorlardı. Kaymakam ve Jandarma Komutanı takviye istedi. Bize 'can güvenliğimizi burada alamıyoruz' diyerek evi terk edin dediler. Hepimizi o gece arabalara bindirdiler ve Gürsu Karakolu'na götürdüler." Olayda çok kişinin yaralandığını belirten Aydoğan, mağdurken suçlu duruma düşürüldüğünü, oğulları Birol (17) ve Sertif'in (20) "müessir fiil"den tutuklanıp cezaevine gönderildiğini söyledi. Ailesiyle birlikte 2 gün gözaltında kaldığını aktaran Aydoğan, olayı çıkaran köylülerden kimsenin gözaltına alınmadığının altını çizdi.

'Köylüler içkiliydi' Konuya ilişkin görüştüğümüz Gürsü Jandarma Bölük Komutanı, köylülerin aralarında yabancıları istemediğini belirterek şunları söyledi: "Tabii köylüler o gece içkililer, galeyana gelmişler. Aile bize onlarla dövüşeceklerini söyledi. Biz de onlara siz evden çıkmayın dedik. Biz sizi öldürecekler diye bir şey diyemeyiz. Biz varken nasıl öldürecekler. Kavgadan sonra havaya ateş açtık. Askerler de yaralandı kavgadan."

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Çözüm birlikte mücadeleden geçiyor Eğitim-Sen'in düzenlediği 1'inci Kadın Kurultayı'nda, çalışan kadınların sorunları tartışıldı. Eğitim-Sen'li kadınların hazırladığı raporla, kadın kamu emekçilerinin TİS talepleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Dr. Fevziye Sayılan, eğitim emekçisi kadınlar arasında yapılan bir ankete göre, kadınların sendikal mücadeleye bakışlarını anlatırken; Prof. Dr. Nazire Akbulut ise akademide kadınların karşılaştığı sorunları dile getirdi. Kadın mücadelesinin sınıf mücadelesinden ayrılamayacağını belirten DİSK Uluslararası İlişkiler Uzmanı Gaye Yılmaz, kadının öncelikli kurtuluşunun sınıfsız toplumdan geçtiğini vurguladı. Kadınların erkeklere karşı değil, erkeklerle birlikte kapitalist sisteme karşı mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, erkekleri ve kadınları bugünkü duruma sistemin mahkûm ettiğini dile getirdi. Akademide kadınların düştüğü ve düşürüldüğü konumları öyküleyerek anlatan Prof. Dr. Nazire Akbulut ise bir taraftan akademide "egitimli" erkeklerin kadına bakış açısını eleştirirken bir taraftan da kadınların kendi içlerindeki çelişkilerini ortaya koydu.

Sendikaya vakit yok Eğitim Sen tarafından eğitim emekçisi kadınlar arasında yapılan bir anketi yorumlayan Dr. Fevziye Sayılgan, kadınların sendikanın aktif üyesi olmama, sorumluluk almama ya da sendikaya üye olmama nedenlerinin başında, "vakit bulamamak" ve "ev işlerinin" geldiğine dikkat çekti. Sayılgan'ın sunduğu ankete göre, eğitimci kadınların yüzde 80'i sendikada sorumluluk almak istemiyor ve kendisini pasif üye olarak tanımlıyor. Yine ankete katılanların yüzde 52'si bunun nedeni olarak vakit darlığını gösteriyor. İşyerinde cinsel ayrımcılık yapılmadığını düşünen kadınların oranı ise yalnızca yüzde 1. Kadınların çok büyük bir kesimi erkek yöneticiden şikâyet ederken yönetici olmak isteyen oranı yüzde 25'i bulmuyor. Kadınların yüzde 60'ı da işlerinde cinsiyetçiliğe karşı olumlu eylem programı öneriyor.

ÖNCEKİ HABER

Koç yasası yürürlükte

SONRAKİ HABER

İstanbul Havalimanında çalışana hakaret eden kadına 1740 lira para cezası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa