01 Temmuz 2004 01:00

Türkiye zirvede ne kazandı?

NATO'ya evsahipliği yapan Türkiye, zirveden en zararlı çıkan ülke oldu. Irak işgaline 'eğitim desteği', Afganistan ve Bosna işgallerine asker gönderme gibi yükümlülükler, Türkiye'nin omuzlarına bindiriliyor...

Paylaş
NATO'nun İstanbul zirvesi, Türkiye'ye yeni "sorumluluklar" yükleyen bir toplantı oldu. Diğer yandan zirve, ABD ile Avrupalı rakipleri arasındaki ilişkilerin hiç de "yumuşamadığını"; aksine, "Transatlantik uçurum"un giderek derinleştiğine dair önemli veriler içermekteydi. Türkiye bu toplantıdan ne elde etti? Holding medyasına baktığımızda, doğru dürüst bir sonuca ulaşmak zor. Özellikle Doğan Grubu'na bağlı gazete ve televizyonlar, üç gün boyunca bir yandan ABD ve NATO karşıtı eylemleri hedef gösterirken, diğer yandan "Türkiş lokum-şiş kebap" edebiyatı yapmaktaydılar. Türkiye, "Batı ile Doğu arasındaki köprü" niteliğiyle bütün dünyaya tanıtılmış, "Başkan Bush" yemeklere hayran kalmış, İstanbul'un manzarası çok güzelmiş, "Başkan Bush"un eşi şöyle giyinmiş, böyle yürümüş... Bu 'haber'ler, epey eskiye dayanan 'Batı'ya yaranma' kompleksinin nadide örnekleriydi.

Türkiye zararlı çıktı Medya avunmalarının aksine; Türkiye, evsahibi ülke olarak, İstanbul zirvesinden en zararlı çıkan ülke oldu. Neden mi? 1. NATO liderleri, Afganistan'daki Batı işgalinin genişletilmesi kararını aldı. Buna göre, eylül ayına kadar ülkedeki asker sayısı 6500'den 10 bine çıkarılacak. İşgal birlikleri başkent Kâbil'in dışında kuzeyde Mezar-ı Şerif ve civarına, batıda ise Herat kenti ve dolaylarına yerleştirilecek. Eğer ABD'nin istediği olursa bu kuvvetler, eylül ayında yapılması planlanan "seçimler"e bekçilik edecekler. Halen Afganistan'da 160 civarında asker bulunduran Türkiye'nin, bu karar ışığında yeni kuvvetler göndermesi muhtemel. Dahası, Şubat 2005 itibarıyla, işgal gücü ISAF'ın komutası, çok büyük ihtimalle, tekrar Türkiye'ye geçecek. Bu takdirde, Türkiye'nin göndereceği asker sayısının 10 bini bulabileceği söyleniyor. Kısacası Türk ordusu, gelecek yıl, Afganistan'daki en büyük işgal gücü haline gelecek.

İkinci Gümrük Birliği! 2. Avrupalılar, ABD'ye Afganistan konusunda böyle bir "kıyak" yapmalarının karşılığında, Bosna'da "söz hakkı"nı devraldılar. Bosna'daki NATO işgal gücü SFOR, önümüzdeki günlerde görevini tamamlayacak ve yerini, Avrupa Birliği ordusuna bırakacak. Bosna halkının tedirginlikle karşıladığı bu görev değişimi, "Avrupa ordusu"nun işgallerde rüştünü ispat etme sınavı niteliğinde. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin bu orduda rol oynamak istediğini açıkça ifade etti. Bu durumda Türkiye, Avrupa Birliği'ne girmeden, AB ordusunda rol oynayacak! Çiller hükümeti, Gümrük Birliği anlaşması ile, Türkiye pazarını Avrupalı tekellere açmıştı. Erdoğan hükümeti ise, Türk ordusunu "kullanıma" açmış görünüyor! George Soros'un "Sizin en önemli ihraç malınız ordunuzdur" sözlerini hatırlamamak mümkün mü?

Irak işgaline destek 3. Zirvenin en tartışmalı kararı, Irak ile ilgiliydi. ABD, NATO'nun Irak işgalinde resmen rol oynamasını istiyordu. Ancak bu talep Fransa, Almanya ve İspanya engeline takıldı. Yoğun müzakerelerin ardından, NATO'nun değil ama "isteyen NATO üyelerinin", işgalcilerin hizmetindeki Irak polisine eğitim verebileceği kararı alındı. Bu karar, ABD için bir zafer olmaktan çok uzak. Çünkü NATO, bir "kurum" olarak işin içine girmiyor ve sadece "üyeleri bu konuda teşvik etmek" ile yetiniliyor. Dahası, söz konusu eğitimin hangi ülkede, ne zaman ve nasıl verileceği belli değil. Amerikalılar, bu işin Irak'ta yapılmasını istiyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, Türkiye'nin, bu eğitimde 'rol oynayabileceğini' söylüyor! Bu olasılığın gerçekleşmesi halinde Türkiye, tıpkı Ürdün gibi, işgale 'aktif destek' veren bir ülke haline gelmeyecek midir? 4. ABD Başkanı, Galatasaray Üniversitesi konuşmasıyla, Türkiye'yi, Büyük Ortadoğu Projesi'nin 'ekseni' yapma yolunda adım attı. Medyanın övgülerle aktardığı bu konuşmada, Türkiye'nin 'model' ve 'örnek' olduğu ifade edilmiş, hemen ardından İran gibi komşularımıza saldırı tehditleri yöneltilmiştir. Bush, komşularımızı tehdit etmek için Türkiye'yi bir kürsü olarak kullanmıştır. Bu konuşmadan, ancak utanç duyulabilir...

Bush'un küstahlığı Bütün bunlar karşılığında Türkiye'nin ne aldığı konusu, artık "trajedi"den çıkıp "komedi"ye giriyor. Öyle görünüyor ki, üç ülkedeki işgale destek vermenin karşılığı, ABD Başkanı Bush'un "Türkiye Avrupa Birliği'ne üye olsun... Alın şu Türkiye'yi artık!" yollu demeçleri. İyi ama, bu demeçlerin "geri teptiğini" herkes gördü. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, "ABD bu ilişkiye karışamaz. Biz onlara Meksika ile ilişkilerini nasıl düzenleyeceklerini söylüyor muyuz?" diye patlarken, aslında bütün AB üyelerinin hislerine tercüman oluyordu. Amerika'ya yönelik bu tepki göz önüne alındığında, Bush'un küstahlığının 'Avrupa Birliği davası'na faydası olmadığı görülecektir. AB üyeliğinin Türkiye'ye ne getirip götüreceğini bir kenara bıraksak bile, Amerikan himayesinde AB'ye girmenin, kime ne faydası olabilir? Böyle bir "üyelik", Türkiye'nin alnından çıkmayacak bir "Amerikan uşağı" lekesini yerleştirmeyecek midir?


Fransa, Afganistan oyununu bozuyor Fransa hükümeti, Afganistan seçimlerine özel bir NATO gücünün "göz kulak olması" yönündeki Amerikan planına itiraz etti. Cumhurbaşkanı Chirac, İstanbul zirvesinin ikinci gününde planı veto etti. Chirac, "Biz ABD'nin dostu ve müttefikiyiz. Ama uşak değiliz" diye konuştu. Bu tutum karşısında Amerikalı yetkililerin, Afganistan konusunu NATO Askeri Konseyi gündemine taşımaya çalışacağı belirtiliyor. Fransa, bu konseye üye değil. Diğer yandan, Afganistan'ın Celalabad kentinde dün meydana gelen iki bombalı saldırıda 8'i ağır 27 kişi yaralandı.


'BİZ NGO'LAR ÇEK SEVERİZ' NATO zirvesi kapsamında düzenlenen toplantılardan biri de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İnsan Kaynakları Geliştirme Vakfı arasındaki mutabakatın imza töreniydi. Törene, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da "konuk" olarak katıldı ve kısa birer konuşma yaptı. Powell, konuşmasında, "insan kaçakçılığı kurbanları" için bir barınak kurulması projesini övdü ve Amerikan şirketlerine, bu projeye destek verdikleri için teşekkür etti. En ilginç konuşma ise, İnsan Kaynakları Geliştirme Vakfı Başkanı Turgut Tokuş'tan geldi. Tokuş, "Biz NGO'lar (hükümet dışı kuruluş) çek severiz" dedikten sonra, Amerikan sigara tekeli Philip Morris temsilcisinin kendisine verdiği 45 bin dolarlık "yardım" çekini büyük bir mutlulukla aldı. Ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ramazan Evren ile birlikte mutabakat zaptına imza attı.

ÖNCEKİ HABER

'Yaşam patent altına alınamaz'

SONRAKİ HABER

Bursa Demokrasi Güçleri ulaşım zammını ve YSK kararını protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa