29 Haziran 2004 21:00

Gerilim sadece ertelendi

NATO zirvesi daha tamamlanmadan tartışma yarattı. Fransa, Bush'un yaklaşımını sert dille eleştirirken, Rusya ittifakın genişlemesine karşı çıktı.

Paylaş
İstanbul zirvesinde "yeni güvenlik anlayışı" ile Rusya, ABD ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki gerilimlerin çözülebileceği, en azından bu yönde adım atılacağı beklentisi boşa çıktı. Zirve öncesinde NATO'nun varlığını tartışmalı hale getiren çatışma konuları ve gerilimler, zirvede dengelerin genel olarak korunmasıyla ancak bir süreliğine ertelenebildi. Zirve öncesinde Rusya, ittifakın Asya'ya doğru genişlemesinden duyduğu rahatsızlığı açık bir dille ifade ediyordu ve İstanbul toplantısına katılmama kararı almıştı. AB'nin lideri Fransa ise, Bush'un NATO üyelerini Irak işgaline ortak etme çabalarına karşı uzun süredir karşıydı zaten. Fransa'nın tavrı İspanya, Hollanda ve Almanya'yı da etkiliyor. ABD, AB'nin batılı üyelerinden sadece Belçika'dan destek alabildi. Zirve öncesinde tırmanan bu gerilimler, zirvede de kendini gösterdi. Sonuç bildirgesinde tartışmalı konularda genel bir uzlaşma sağlanabildi. Buna karşın gerilim unsurları, daha da derinleşerek önümüzdeki günlere taşındı.

Rusya'nın rahatsızlığı NATO-Rusya Konseyi (NRC) varlığının ikinci yılını doldururken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İstanbul zirvesine katılımı reddetmesi ve davetleri geri çevirmesi, NRC bünyesindeki sıkıntıları, henüz zirve başlamadan gün ışığına çıkarmıştı. NATO'nun genişlemesinin Rus kamuoyu ve siyaset dünyası tarafından olumsuz algılanması, bir "kırgınlık" kaynağı olarak gösteriliyordu. Rusya, ittifakın, genişlemesinden hemen sonra Baltık ülkelerinin hava sahasını korumak için bölgeye savaş uçakları göndermesini de rahatsız edici bir unsur olarak görüyordu. İstanbul zirvesindeki NRC toplantısında bu konularda bir uzlaşmaya varılamadı. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, toplantının son derece olumlu bir havada geçtiğini söylerken, ittifak ile Rusya arasında her konuda görüş birliği olmadığını özellikle vurguladı. Rusya'nın NATO'nun genişlemesine yönelik endişeleri bulunduğunu söyleyen Scheffer, İttifakın da Rusya'dan Moldova ve Gürcistan'daki güçlerini geri çekme yönündeki taahhüdünü yerine getirmesini beklediğini belirtme gereği hissetti. Görüşmeye dair söyleyebildiği tek olumlu cümle ise, "Yine de tüm konuları etkin ve samimi olarak konuşabiliyoruz" oldu. Bu da zirvenin Rusya-NATO geriliminin ancak "köpüğünü" alabildiğinin göstergesiydi.

Avrupa 'cücelikten' kurtulabilecek mi? Zirve öncesinin bir diğer gerilim unsuru da ABD-AB arasındaki çatışmaydı. Irak işgali ile ABD-AB arasında yaşanan gerilimin NATO'nun yeni güvenlik anlayışı ve genişleme perspektifi çerçevesinde yumuyaşabileceği düşünülüyordu. Oysa Fransa, Irak konusunda sert tavır aldı ve NATO'nun Irak'ta bir görevi olamayacağını ilan etti. ABD zirveden sadece "Irak kuvvetlerinin eğitiminin gönüllü NATO üyelerince üstlenilmesi" kararını çıkartabildi. Buna karşın ortak savunma politikasını geliştiremeyen ve ekonomik olarak bir "dev" olmasına rağmen politik olarak bir "cüce" olarak nitelendirilen AB, askeri konuda ilk somut adımı atma fırsatını yakaladı. Üstelik bu adım, NATO şemsiyesinin dışında gerçekleşti. NATO devlet ve hükümet başkanlarının İstanbul zirvesinde Bosna-Hersek'teki İstikrar Gücü'nün (SFOR) çalışmalarına yıl sonunda son vermeyi ve buradaki operasyonu AB'nin "EUFOR"una devretmeyi kararlaştırdı. Böylece AB'nin "ilk büyük askeri operasyonu"nun da önü açılmış oldu. AB, "NATO imkân ve yeteneklerini kullanarak" ve "İttifak komutanlarının yönlendirmesiyle" girişeceği Bosna operasyonunda "imaj değiştirmek" arzusunu saklamıyor zaten. Ancak İstanbul zirvesinde alınan kararlarda, SFOR'un görevine son verilmesi ile AB'nin Bosna girişiminin birbirinden tamamen ayrı değerlendirildiği dikkat çekti. İttifak, Bosna'da istikrarın korunması alanında rol üstlenmekte istekli olan AB'ye "başarılar dilemekle" yetindi.

AB içinde de belirsizlik var Buna karşın AB'nin küçük de olsa önemli bir adım olarak gördüğü bu gelişme, AB içinde de birçok soru işaretini beraberinde getirdi. Örneğin Bosnalı yetkililerde "İttifakın kime güvenerek SFOR'a son verdiği ve Bosna'yı terk ettiği" konusunda endişe taşıdıkları iddia ediliyor. Üst düzey ittifak yetkilileri ise, "NATO'nun Bosna'yı terk etmesinin söz konusu olmadığını, bir "genel karargâh"ın bölgede kaldığını ve "AB'yi yönlendireceğini" söylüyorlar. Öte yandan AB'nin Bosna'da görevlendireceği EUFOR'un yapısı, asker sayısı ve donanımına ilişkin bilgiler, bugünkü aşamada hâlâ belirsiz. AB, 2001 yılında aldığı kararlarla, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) çerçevesinde, "askeri kimlik" arayışları başlatmıştı. Bu arayışların "2010 yılına doğru" sonuç vermeye başlayacağı ifade ediliyor. Başta kuzeyliler olmak üzere bazı AB ülkelerinin, "askeri kimlik" arayışlarına baştan beri karşı çıktıkları ve katılımı reddettikleri biliniyor. EUFOR'a da hangi AB ülkelerinin, hangi boyutlarda katkıda bulunacağı da yine belirsizlikler arasında.
Zirve öncesi NATO'nun varlık nedeninin sorgulanmasına neden olan gerilim ve çatışma konularının, İstanbul'da belli noktalarda aşılacağı beklentisi vardı. Ancak ABD, AB ve Rusya arasındaki sorunlar sadece bir süreliğine daha ertelenmiş oldu. ABD, NATO bayrağını Irak'a dikme konusunda başarılı olamadı. AB'nin öncü ülkesi Fransa, Buh'un AB'nin genişlemesine dair değerlendirmelerini "sınırlarını aşıyor" diyerek sert dille eleştirdi.

ÖNCEKİ HABER

Cezaevinde oyun islahevinde sergi

SONRAKİ HABER

İstanbul Havalimanında çalışana hakaret eden kadına 1740 lira para cezası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa