AB emperyalist bir montajdır

AB emperyalist bir montajdır

Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarını EVRENSEL'e değerlediren Raul Marco, seçimlerle; birliğin bir emperyalist montaj olduğunun ve halklara herhangi bir faydasının dokunmadığının giderek anlaşıldığını söyledi.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki seçmenlerin yüzde ellisinden fazlası, Avrupa Parlamentosu seçimleri için sandık başına gitmedi. Seçmenlerin büyük bir çoğunluğunun emperyalist maskaralığa ilgi göstermediği anlaşıldı. İspanya'da da yüzde 46'ya ulaşan ilgisizlik üzerine çokça yazıldı, "tahliller" yapıldı. Fazlaca detayına girmeden söyleyecek olursak, AB'ye yönelik herhangi bir sempatinin olmadığı görülüyor. Birliğin bir emperyalist montaj olduğu ve halklara herhangi bir faydasının dokunmadığı, aksine daha çok sömürülmelerine sebep olduğu giderek anlaşılıyor.

İspanya için yıkım İspanya için mesela, AB'ye girmek, gerçek bir yıkım oldu. Demirçelik sanayii ve tersaneler tasfiye edildi, binlerce hektar alandaki zeytinlik ve bağlar söküldü (genel olarak tüm tarım ürünlerinin üretiminde kısıtlamaya gidildi), sığır, domuz, koyun besiciliği başta olmak üzere, hayvancılık büyük darbe aldı. Doğrusu, Avrupa Birliği'nin İspanyol hükümetlerine aktardığı sübvansiyonlar da hayli önemli bir yekûn tuttu. Bununla karayolları, demiryolları yenilendi, "İspanya artık önde gelen ülkeler arasında yer alıyor" dedirtmeyi hedefleyen oranda modernizasyon gerçekleştirildi. Ama aynı dönemde İspanya, AB'nin işsizi en çok olan ülkesi durumuna geldi (Gençleri ve kronik işsizleri hesaba katmayan resmi istatistiklere göre yüzde 10'un üzerinde). Haftalık sözleşme ile ve her türlü sosyal haktan yoksun olarak çalıştırılan işçilerin sayısı, normal sözleşme ile çalışanların sayısını geçti. Üstelik artık sübvansiyon da kesildi. Sübvansiyonlar şimdi, bu Avrupa'nın "nimetlerinden" yararlanmak isteyen ve "Avrupalı olmanın" bedelini ödeyen yeni üyelere yöneltilmiş durumda. İnsanlar, Avrupa Birliği'nin ne olduğunu ve neyi temsil ettiğini giderek daha iyi anlıyorlar. Avrupalılık "duygusu", Avrupa "Birliği" vb. nosyonlar, aldatmacadır. Irak'a karşı emperyalist saldırıda da görüldüğü gibi bu, tamamıyla bölünmüş bir "birlik"tir. Çelişkiler daha çok su yüzüne çıktı. Ama, Fransa'nın, Almanya'nın ve öteki bazı ülkelerin İngiltere'ye, İspanya ve İtalya'ya karşı çıkmalarının sebebinin Irak'ın egemenliğini ve halkının esenliğini savunmak olmadığı biliniyor. Çelişki halinde olanlar, kapitalist çetelerdir. Chirac Blair gibi, Schröder de Berlusconi gibi birer çete reisidir. (Aznar ise çete reisi olmanın yanı sıra, bir de Bush'un uşağı idi!)

AB'ciler kaybetti Seçimlere geri dönersek; İspanya'da AB seçimleri için liste çıkaran ve kampanya yürüten sol güçler, darbe yediler, gerilediler. İki örnek: Izuierda Unida (Sol Birlik), mart ayındaki genel seçimlere göre 585 bin oy yitirdi. Bu parti giderek oy ve prestij kaybediyor. Eğer bir parti olarak varlığını hâlâ devam ettiriyorsa, bu, ne sağcı PP'nin ne de düzen solcusu PSOE'nin, bu partiye ilgi göstermemesinden dolayıdır. Öteki örnek de, geçmişte Brejnev-Kruşçev hayranı olan, sözde devrimci PCPE'dir. Tüm İspanya'da sadece 3974 oy toplayabildi. Bunlar, başarısızlıklarının gerekçesini şöyle açıklıyorlar: "Kitlelerde yeterli sınıf bilinci yok!" Bu arada halklar, emperyalist küreselleşmenin yükünü çekerken, "hükümetlerimiz" de, "kim daha çok pay kapacak", "büyükler küçüklere karşı ne avantaj elde edecek" diye, AB adına birbirlerini yemekle meşgul.

www.evrensel.net