28 Haziran 2004 01:00

BUSH DEFOL!

Kadıköy İskele Meydanı'ndaki Büyük Buluşma'ya katılan yaklaşık 50 bin kişi, NATO'ya ve emperyalizme öfkelerini dile getirerek, "Bush defol" dedi.

Paylaş
Türkiye'nin dört bir yanından gelerek İstanbul'da buluşan onbinlerce emekçi, hep bir ağızdan "NATO'ya hayır", "Bush defol" dediler. Sendikalar, kitle örgütleri, siyasi partiler, gençlik ve kadın örgütleri, sosyalistler, anarşistler, Müslümanlar; bayrakları, flamaları, pankartları, dövizleri ve sloganlarıyla emperyalizmin Ortadoğu'daki kanlı planlarını durduracaklarını dile getirdiler. Kadıköy'de, erken saatlerden itibaren Numune Hastanesi'nin önü ve Haydarpaşa Garı yönünde buluşan NATO karşıtları, "Katil Bush Türkiye'yi terk et", "Emperyalistler, işbirlikçiler, 6'ncı Filo'yu unutmayın", "Gün geliyor devran dönüyor ABD halklara hesap veriyor", "Bush'u, NATO'yu durduracağız" sloganlarıyla kortej oluşturmaya başladılar. "NATO'ya hayır", "Kahrolsun ABD emperyalizmi", "Barış için NATO'ya hayır" yazılı döviz ve pankartlar taşıyan NATO karşıtları, hep beraber attıkları sloganlarla birlik ve dayanışma örneği sergilediler. Ellerinde Deniz Gezmiş'in fotoğraflarını taşıyan eylemciler, 68 kuşağının ruhuyla mücadele edeceklerini bildirdiler.

Yağmura rağmen Sabah saatlerinde yağan yağmur, mitingin başlamasını bekleyenlere zaman zaman zor anlar yaşattı. Katılımcılar çevrede bulunan parklara, duraklara, ağaçların altına sığınmak zorunda kaldılar. Kortejler bir süre sonra miting alanına kadar uzadı. Bu nedenle saat 12.00'de başlayan yürüyüş kısa sürdü. Miting alanı NATO karşıtlarına dar geldi. Binlerce NATO karşıtı, miting başladıktan sonra alana girebildi. Mitingin en kalabalık kortejini birçok ilden pankartlarıyla gelen Eğitim-Senliler oluşturdu. İşçi sendikalarının katılımının az olduğu mitingde, Emeğin Partisi mitinge katılan siyasi partilerin en kitleseliydi.

Uluslararası dayanışma Miting alanında ilk konuşmayı yapan Chambridge Belediye Başkanı John Heepken, Bush ve Blair'in dünya halklarına sürekli yalan söylediğini belirterek "Blair, İngiliz halkının ABD'nin yanında olmak istediğini söylüyor, ama yalan söylüyor" dedi. Emperyalistlerin kendileri gibi düşünmeyen herkesi yok etmek istediğini söyleyen Heepken, İngiltere'deki barış yanlılarının dayanışma duygularını iletti. Mitinge, İngiltere'nin yanı sıra Yuninastan, Küba, Filistin, Irak, Suriye, Belçika, Portekiz, Hollanda, Ürdün, Mısır, Çek Cumhuriyeti ve Norveç'ten de katılımcılar oldu. Yunanistan Komünist Partisi temsilcisi Stalis Korakas, Türkiye halklarının Bush'a alanlarda cevap verdiğini ifade ederek, tüm dünya halklarına emperyalizme karşı güçleri birleştirme çağrısı yaptı.

Bugün de alanlardayız Yapılan saygı duruşunun ardından İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy, ortak açıklamayı okudu. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Genel Başkanı Başkanı Sami Evren, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı'nın konuşmalarının ardından kürsüye gelen Miting Tertip Komitesi Başkanı KESK Genel Sekreteri Mustafa Avcı, NATO zirvesine karşı bugün ve yarın da alanlarda olacaklarını söyledi.


KÜRSÜDEN İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy: NATO zirvesi, ülkeyi savaşın merkezine çekmek için toplanmıştır. NATO zirvesi için ülkemize gelen işgalcileri, işkencecileri topraklarımızda istemiyoruz. Onlar, 12 Eylül tezgâhçıları, Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Ölüm tacirlerini lanetliyoruz. Savaşsız, sömürüsüz bir dünyayı biz kuracağız... Bush, Blair ve onların yardakçıları! Çocuk katili askerlerinizle evinize dönün. Ortadoğu halkları adına sizi lanetliyoruz. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi: NATO savaş örgütüdür. Terörist saldırıları geliştiren örgüttür. Zirvede alınacak kararlar savunma için değil saldırı içindir. Büyük Ortadoğu Projesi ile kimin nereyi, ABD adına denetleyeceği belirlenecektir. Zirveye seyirci kalmak, susmak, onaylamaktır. Emperyalizmin ve savaş örgütlerinin insanlık dışı amaçlarını bozuncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. 6. Filo'yu denize dökerken haykırdığımız gibi tekrar haykırıyoruz; emperyalizm seni yeneceğiz! KESK Genel Başkanı Sami Evren: Dün Ankara'daydık, bugün İstanbul'dayız, yarın herkes işini gücünü bırakacak, zirveyi onlara dar edeceğiz. Dünya halklarının yüreği bugün burada atıyor. Biz de NATO dağıtılana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu savaşı barış kazanacak, onlar kaybedecek. Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu: Dünyanın yüreği burada atıyor. Emperyalizm ülkeleri silahla işgal etse de akıl ve vicdanı esir alamaz. BOP sadece kan değil Ebu Garip'teki gibi utanç da taşıyor. Yaşananlara sadece tanıklık etmeyelim, tavır alalım, karşı çıkalım. TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı: Onlar savaş için toplandı, biz barış için bir araya geldik. Sömürüsüz ve adil bir düzen için, NATO'nun dağıtılması, üslerin kaldırılması için mücadelemize devam edeceğiz. Şimdi safları sıklaştırma zamanı, şimdi 'Kahrolsun emperyalizm' deme zamanı.


NOTLAR... NOTLAR....
  • Türk-İş mitinge konfederasyon olarak katılmadı. Türk-İş'e bağlı TÜMTİS, Yol-İş, Petrol-İş, Deri-İş, Belediye-İş gibi bazı sendikalar ise kendi pankartlarıyla alanda yer aldı.
  • KESK'e bağlı sendikalar arasında Eğitim-Sen'in katılımı dikkat çekerken, BES, BTS, SES ve Haber-Sen'liler de pankart açtı.
  • TMMOB ve TTB üyeleri de savaşa karşı tepkilerini alanda dile getirdi. TMMOB'lular kasklarıyla yürüdü.
  • Genel-İş, Birleşik Metal-İş, Lastik-İş , Emekli-Sen, Sosyal-İş, Gıda-İş, Limter-İş'in oluşturduğu DİSK kortejine en fazla katılımı belediye ve metal işçileri gösterdi.
  • Sendikalardaki katılımı, daha çok, il dışından gelenlerin oluşturduğu gözlendi. Konfederasyon yöneticileri kendi sendikalarının başında yürüdü.
  • Özelleştirme mağdurları da mitinge katıldı.
  • EMEP, ÖDP, DEHAP, SDP, TKP, EHP, Halkevleri, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, ESP, Alınteri, SEH, Anaşistanbul ve Özgür-Der, Mazlum-Der taleplerini dile getiren pankart ve sloganlarla yürüdüler.
  • Kafkasya Forumu, mitinge "İşgalci Putin Çeçenya'dan defol", "Katil Gürcistan Osetya'dan uzak dur" pankartlarıyla katıldı. Yürüyüş boyunca Kafkas şarkıları söyleyip, danslar ettiler.
  • Greenpeace üyeleri füze kostümleri ile renkli görüntüler oluşturdu.
  • "Hukuka karşı NATO; NATO'ya karşı avukatlar" pankartı arkasında avukatlar yürüdü.
  • Siyami Ersek Kalp Hastanesi önünde şüpheli bir paket ihbarı alınması üzerine polis, paketin çevresini cember içine aldı. Ancak daha sonra paketin içinde çamaşır olduğu anlaşıldı.
  • Mitingin sonlarına doğru özellikle şehir dışından gelen eylemciler, yorgunluklarını meydandaki otobüs duraklarında uyuyarak atmaya çalıştı.
  • Irak Dünya Mahkemesi Ekibi de miting alanındaydı.
  • Alana girişte arama yapılmaması herkesin dikkatini çekerken, polis daha çok ara sokaklarda mevzilenmişti.
  • Yeni evlenen bir çift, gelinlik ve damatlıklarıyla, ellerinde "Gelme Bush" yazılı dövizle miting alanına geldiler.
  • Kafkas Derneği'nden Rahşan Erdoğan, Uğur Karataş, Grup Yorum, Vardiya, Şehir Işıkları ve MKM Müzik Grubu miting alanında konser verdi.


    Vapur seferleri iptal edildi "NATO'ya, Bush'a Karşı" sloganıyla Kadıköy Meydanı'nda gerçekleştirilen miting nedeniyle Kadıköy ile Eminönü ve Beşiktaş hattında çalışan vapur seferleri, dün karşılıklı olarak yapılmadı. Miting nedeniyle Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) Şehir Hatları İşletmesi'ne bağlı vapurların Kadıköy-Beşiktaş hattındaki seferleri saat 09.45, Kadıköy-Eminönü seferleri de saat 10.00'dan itibaren karşılıklı olarak durduruldu. Vapurlar, mitingin tamamlanmasından sonra saat 16.00'dan itibaren normal seferlerine başladı.


    Kadıköy'de güçlü başlangıç

    İZLENİM / Serpil İlgün Büyük efendileri karşılama hazırlıkları iki cepheden de aylar öncesinden başlamıştı. Efendilerinden aferin alabilmek için çırpınanlar, şehrin her yanını tutsak alırken; barış ve kardeşlik sloganından vazgeçmeyenler daha da çoğalmak için toplantılar yaptılar, bildiriler dağıtıp, afişler bastılar. Tarih yaklaştıkça görkemli karşılamanın hazırlıkları da hızlandı. Estirilen terör, patlayan bombalar ne kadar etkileyecekti? Buluşma, gerçekten büyük olabilecek miydi? Efendiler ayak basmayacağı için kapalı caddesi, yolu olmayan Kadıköy'e gelenlerin hemen hemen hepsi aynı kaygıyla etraflarına baktıklarından, alanı dolduran her grupla biraz daha rahatlayıp, yol başlarında görünenleri, telaşlı adımlarla kortejlerine yönelen herkesi aynı tebessümle karşıladılar. Polisin ortalıkta görünmediği, arama bile yapmadığı miting için kortejler oluştuğunda atılan sloganlar hemen dikkat çekti. İslamcısından demokratına bütün kortejlerden yükselen ABD ve NATO karşıtı sloganlar, uzun zamandır sağlanamayan bir görüntüyü de yansıtmış oldu. İşgallerin, tecavüz ve işkencenin pankartlara ve dövizlere de yansıyan ağır sonuçlarına karşı, Kadıköy'den aynı kararlı sesler yükseldi. Aralarında bazı siyasi çevrelerin bulunduğu kortejler, bu coşkulu ortaklığın dışında kalmayı başarsalar da, mitingin genel havasını etkilemediler. src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    HER YER EYLEM ALANI NATO zirvesi dün İstanbul'da toplanırken, Türkiye genelinde çok sayıda protesto göstesi düzenlendi. Eylemlerde, NATO zirvesinin halkları ölüme ve açlığa mahkûm etme zirvesi olduğu belirtilerek, "Dünya ve bölge halklarının Büyük Ortadoğu Projesi'ne ihtiyacı yoktur. Bu proje; barış, demokrasi, özgürlük ve medeniyetleri ilerletecek bir proje değildir" görüşü dile getirildi.

    İSTANBUL İstanbul, Kadıköy Meydanı dışında da eylemlere ev sahipliği yaptı. Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) İstanbul 1 No'lu Şube Başkanı Erol Battal, NATO Zirvesi'nin İstanbul'da yapılmasının "tarihe ihanet" olduğunu belirtti. Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda toplanan Eğitim-Bir-Sen üyesi bir grup, "Onlar Misafir Değil, Katil", "30 Haziran'da NATO Vadisi Dezenfekte Edilsin" yazılı dövizler taşıdılar.

    ANKARA Ankara Tabip Odası üyesi hekimler, Bush'un Türkiye'ye gelişini, "Önceki akşam itibari ile Türkiye sınırlarından içeriye girmiş olan bir sağlık tehdidi" olarak değerlendirerek, Bush'u ve NATO'yu protesto ettiler. ATO yöneticileri tepkilerini dile getirmek için dün Yüksel Caddesi'nde basın açıklaması yaptılar. TTB Merkez Konsey Yöneticisi Metin Bakkalcı yaptığı açıklamada, Bush için alınan önlemleri eleştirdi. ATO Yöneticisi Selçuk Atalay ise Bush'un ölümcül bir mikrop olduğunu dile getirerek, Türkiye hekimleri olarak bu mikrop konusunda halkı uyarmayı bir görev bildiklerini söyledi. Öte yandan Halklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC) üyesi bir grup genç de, Yüksel Caddesi'nde eylem yaptı. Saadet Partisi'nden bir grup genç, NATO'yu ve Bush'u protesto ederek, "Siyonist çete NATO zirvesi'nde" dediler. Kızılay YKM önünde biraraya gelen SP'li gençler, "Kerbela siyonizme mezar olacak", "Katil Bush evine dön", "Şer ittifakı Irak'ı terket" yazılı dövizler açtılar. Gençler yaptıkları açıklamada, Büyük Ortadoğu Projesi'nin işgal ve tasfiye projesi olduğunu ifade ettiler.

    GİRESUN Giresun'da Osmanağa Meydanı'nda toplanan KESK üyeleri, ABD'nin hayata geçirmek istediği Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) altında, Ortadoğu'daki kaynaklara el koyma amacının bulunduğunu dile getirdiler.

    UŞAK Uşak'ta ise Eğitim-Sen üyeleri önceki gün Tiritoğlu Parkı'nda NATO'yu protesto ettiler. Eğitim-Sen Uşak Şube Başkanı Tufan Bican, eylemde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin NATO üyeliğinden çekilmesini ve üslerin kapatılmasını istediklerini söyledi.

    KOCAELİ Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, Ezilenlerin Sosyalist Platformu üyesi bir grup, D-100 Karayolu'ndan Çayırova'ya kadar yaklaşık 2 kilometre slogan atarak yürüdü. Eylemcilerden Dilber Bilgiç, Çayırova Üstgeçidi altında grup adına yaptığı açıklamada, NATO'nun barıştan yana olmadığını, ABD Başkanı Bush'un da emperyalist terörizmin elebaşı olduğunu söyledi.

    KAYSERİ KESK Kayseri Şubeler Platformu tarafından AKP il binası önünde düzenlenen eylemde, Bush'un maketi yakıldı. Eğitim-Sen Kayseri Şube binası önünden AKP İl Başkanlığı'na kadar alkışlar ve sloganlarla yürüyen emekçiler bir kez daha, NATO ve ABD emperyalizmine karşı olduklarını haykırdılar.

    KIBRIS NATO zirvesini protesto eden Kuzey Kıbrıs'taki bazı örgütler Lefkoşa'da eylem yaptı. Eyleme katılanlar taşıdıkları, "Çocuk katili emperyalizm" yazılı, kanlı ve üzerinde karanfiller bulunan oyuncak bebek tabutuyla ABD'nin temsilcilik binasının bulunduğu sokağa yürüdü.


    İstanbul'da NATO güvenliği NATO için olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı İstanbul'da üst araması ve kimlik kontrolü yapan polisler, tüm araçları cihazlarla kontrol ediyor. Önlemler kapsamında Harbiye ve Şişli bölgesinde bulunan Halaskargazi Caddesi'nin bir bölümü, Vali Konağı Caddesi, Cumhuriyet Caddesi, Ceylan Intercontinental Oteli ve Hyatt Regency Oteli'nin önünden geçen Asker Ocağı Caddesi, Taşkışla Caddesi tamamen trafiğe kapatıldı. Cumhuriyet Caddesi'nin yanı sıra bu caddeye çıkan ara sokaklar da kapatılırken, caddelerin girişlerine de beton barikatlar kuruldu. Taksim Meydanı'na ambulanslar yerleştirildi. Beşiktaş, Taksim, Maçka'da polis ekipleri nöbet tutuyor. Güvenlik önlemlerine uçak ve helikopterler de katıldı. Zirveyi takip etmek için akreditasyon yapan görevliler ile basın mensupları için de barikat boyunca çeşitli kontrol noktaları oluşturuldu. Yoğun önlemler, tarihi yarımadayı ziyaret eden turistleri de etkiledi. Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı gibi tarihi ve turistik mekânların yer aldığı Sultanahmet'te özel güvenlik önlemleri alındı. Sultanahmet; tramvay yolu ve buraya çıkan yolların araç trafiğine kapatılması nedeniyle yaya bölgesi durumuna geldi. Otobüslerin Beyazıt'tan ileriye gidememesinden dolayı yabancı turistler Sultanahmet ve civarında yürüyerek gezerken, kentten ayrılmaya çalışanların da otobüs ve taksilerin bölgeye girememesinden dolayı valizlerini yol boyunca kendilerinin taşıdığı görüldü.


    Emperyalizmin bayrağının dalgalandığı sokaklar

    İZLENİM / Onur Bakır Türkiye'nin başkenti Ankara. Ankara'da dün yaşam durdu. Neden? Dünyanın bir numaralı katliamcısı, teröristi, tecavüzcüsü, ABD'nin Başkanı Bush Ankara'daydı. Her pazar alışık olduğumuz cıvıl cıvıl Kızılay'da çok farklı bir manzara vardı. Yollar kapatılmış, yüzlerce polis kaplamıştı Kızılay'ı. Çankaya'dan Kızılay'a kadar anayolla kesişen ara yolların başına polis barikatları kurulmuş, polisler bir yandan kumanyalarını yerken bir yandan da Bush'u en iyi şekilde korumak için çırpınıyordu. Atakule'den Köşk'e inen Çankaya Caddesi sabahın erken saatlerinde trafiğe kapatılırken, akredite kartları olmasına rağmen gazeteciler bile bölgeye sokulmuyordu. Başbakanlık Konutu'na ve Çankaya Köşkü'ne çıkan bütün ara sokaklar araç ve yaya trafiğine kapatılmıştı. "Protokol yolu" olarak adlandırılan Meclis'in önünden Köşk'e kadar uzanan Atatürk Bulvarı ve çevresindeki yollar boyunca Türk bayrakları ve ABD bayrakları asılıydı. Atatürk Bulvarı, Kızılay Postanesi önünden Meclis istikametine doğru trafiğe tümüyle kapalıydı. Sıhhiye, Maltepe ve Kolej istikametlerine doğru giden araç sayısı ise son derece azdı. Kızılay'dan Çankaya'ya kadar adeta bir Bush havzası oluşturulmuştu. Anıtkabir çevresi, Kavaklıdere insansızlaştırılmıştı. Toplu taşım araçları bile çalışamıyordu. Sık aralıklarla serpiştirilen polisler dikkat çekerken, belli noktalarda da onlarca polis, copuyla, silahıyla, kalkanıyla hazırdı. Kızılay'a inen az sayıdaki Ankaralının yüzündeki hoşnutsuzluğu okumak güç değildi. Kendi değimiyle "görmüş geçirmiş" bir emekli özetliyordu aslında durumu: "Katilleri her yerde hapse atarlar. Bizde ise rahat gezsin diye yolları kapatıyorlar. Vatan hainlerinden ne beklenir?" Atatürk Bulvarı ile Meclis Parkı'nın kesiştiği yerden itibaren tatsız bir sürpriz daha bekliyordu Ankaralıları... Emperyalizme karşı verilen bağımsızlık savaşı ile kurtarılan coğrafyanın kalbinde, ABD bayrakları ile Türk bayrakları yan yana dalgalanıyordu. Amerikan bayrakları, az ötedeki TBMM'ye mağrur mağrur bakıyordu sanki. Amerikan bayraklarının başladığı noktanın hemen yanındaki TESK Genel Merkezi'nin önündeki anıtın boynu biraz büküktü dün. Kurtuluş Savaşı'nı simgeleyen anıt, Amerikan bayraklarının gölgesi altında kalmıştı... Atatürk Bulvarı boyunca en yoğun önlemler Amerikan Büyükelçiliği'nin önünde alınmıştı. Hazır kıta bekleyen çok sayıda polis, Amerikan bayrakları altında Amerikan Büyükelçiliği'ni koruyordu. TESK'in önündeki anıt, Bush'un önünde el pençe divan duranlara inat, Türkiye halkının esareti, sömürgeleştirilmeyi kabul etmeyeceğini vurgulamaya devam ediyordu. "Tam Bağımsız Türkiye" diyenler henüz "elveda" dememişlerdi. Bağımsızlık kavgası henüz sona ermemişti ve erecek gibi de gözükmüyordu... BOP'uyla, BİP'iyle, NATO'suyla, tankıyla, tüfeğiyle, yaltakçısıyla, işbirlikçisiyle, Bush ve saz arkadaşları bu memleketten defoluncaya dek!


    Ankara'dan 'barış yolcuları' geldi

    İZLENİM / Özgül Yıldızer Ankara'da NATO'ya, Bush'a ve emperyalizme karşı önceki gün yapılan mitingin ardından aynı gün gece saat 22:30 civarında Ankara Garı önünde toplanan bini aşkın kişi, "büyük buluşma"nın yapılacağı İstanbul'a yolculuk saati yaklaştıkça sloganlar ve alkışlarla bir kez daha tepkisini dile getirdi. Medyanın günlerdir sürdürdüğü "evlerinizden çıkmayın" propagandasına karşın Ankaralı gençler, emekçiler, kadınlar NATO zirvesine ve ABD'nin Türkiye üzerindeki planlarına karşı mücadeleyi sürdürme kararlılığıyla TMMOB'un, işçi ve kamu emekçileri sendikalarının tuttuğu otobüsleri ve KESK'in Barış Ekspresi'ni doldurmaya artık hazırdılar. Grubun büyük bir kısmını oluşturan gençler, ABD askeri olmayacaklarını, kardeşlik ve özgürlük türküleri eşliğinde halaya durarak gösteriyorlardı. Hareket saatinin gelmesiyle vagonlardaki yerini alan kamu emekçileri ve Ankaralı gençler, türküler eşliğinde yola koyuldular. Trenin her vagonunda sazlar çalınıyor, türküler söyleniyordu. Trenin geç saatte kalkmasına ve aynı gün yapılan mitingin yorgunluğuna rağmen her yaştan insan, söylenen türkülere eşlik ediyordu. Vagonların arası ise sohbetlerin koyulaştığı yerler oluvermişti. KESK'li kamu emekçileriyle birlikte gelen gençler, "Barış Ekspresi"ni boydan boya halaylarla dolaştılar. Üzerinde "Eşitlik", "Özgürlük", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Biji Aşiti" yazan rengarenk KESK önlüklerinin de dağıtılmasıyla tüm olumsuzluklara rağmen Ankaralı 'barış yolcuları"nın morali en üst seviyeye ulaştı. Türküler ve sohbetler eşliğinde devam eden yolculuk ilk mola yeri olan Eskişehir'de durduğunda trenin büyük bir bölümü günün yorgunluğunu atmak ve 'büyük buluşma'ya daha iyi hazırlanabilmek için uykuya dalmıştı.Tren, "Haydarpaşa Garı'na gitmekte olan Barış Ekspresi, hareket etmek üzeredir, yolcularımızın yerlerini almasını rica ediyoruz" anonsuyla yoluna devam etti. İstanbul'da günün uyanmasıyla vagonlar da artık yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı. Artık duraklar sayılıyor, ne kadar kaldığı telefonlarla İstanbul'a bildiriliyordu. Ve nihayet "Barış Ekspresi", NATO'ya, savaşa ve emperyalizme karşı öfkelerini sloganlara dökmeye başlayan 'barış' yolcularını Haydarpaşa'ya sağ salim getirmişti. Önlükleri, bayrakları, pankartlarıyla trenden inen kalabalık, sloganlar, alkışlar ve ıslıklarla miting alanına doğru harekete geçti...


    Her şeye rağmen...

    İZLENİM / Yusuf Baştuğ Herkes büyük buluşma öncesinde İstanbul ve Ankara'da yaşanan bombalı saldırılar nedeniyle biraz endişeliydi. Televizyonlara-gazetelere çıkan yetkililer (!) bazen bombalar bazen de yağması muhtemel yağmur(!) nedeniyle herkesi 'sokağa çıkmamaya' çağırıyordu. Bütün olup bitenlere rağmen iki ayı aşkın bir zamandır NATO'ya, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ne (BOP) ve Irak ve Filistin'de yaşanan katliam ve işkencelere karşı sürekli hareketlilik içerisinde olan Çukurovalı işçi ve emekçiler, halkların katiline 'iyi' bir karşılama merasimi hazırlamaya kararlıydılar. Binlerce imzanın sahiplerinin, belediye, tekstil, ambar işçileri, ırgatlar ve daha birçok durumu elvermeyip de İstanbul'a gelemeyenlerin de yükünü omuzlayan yüzlerce kişi Çukurova'nın yakıcı sıcağında İstanbul'a doğru hareket etti. Çukurovalılar yolculuk sırasında mola verilen duraklarda NATO'ya ve 'yüzyılın en büyük suçlusu' Bush'a olan öfkelerini çektikleri halaylarla ifade ediyorlar, 'Bekle bizi İstanbul' diyerek 'karşılama merasimi'nin nasıl olacağının haberini öncesinden veriyorlardı. Bolu Dağı tesislerinde eylem sabahının erken saatlerinde buluşan Çukurova grubundan bazıları her tarafı yeşile durmuş dağ eteklerinden topladıkları papatyaları arkadaşlarına hediye etmişlerdi. Otobüs içerisinde papatya falında kitleye müdahele edilip edilmeyeceğine bakan gençlere hitaben konuşan bir kişi, "Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, bu karşı koyuşu engelleyemez" deyince gençler, 'İstanbul NATO'ya mezar olacak ' sloganını atmaya başlamışlardı. Provokatif gelişmelere ve kışkırtıcı açıklamalara rağmen İstanbul'a gelen Çukurovalılar, dün sabah saatlerinde, "Halkların katili Bush, İstanbul'dan defol", "Bu ülke bu halk satılık değil" sloganlarıyla Kadıköy'de kendilerini bekleyen binlerce kişiye doğru akmaya başlamıştı...


    Semaha biber gazı atanlar lanetlendi Ankara'da gerçekleştirilen "Bush'a, NATO'ya, Emperyalizme Geçit Yok Mitingi"nde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) semah grubunun gösterisine polisin biber gazı ile müdahale etmesi tepkiye neden oldu. PSAKD, bu kararı verenler hakkında gerekli hukuki soruşturmanın başlatılmasını talep etti. PSAKD Genel Başkanı Kazım Genç, savaşa, işgalcilere, işkencecilere, tecavüzcülere ve NATO'culara semah dönmeyeceklerini yineleyerek, semahı barış, dostluk, demokrasi ve insan onurunu temsil etmek için dönmeye devam edeceklerini vurguladı.


    ESP polis ablukasında Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) üyelerinin evlerine polislerce baskın yapılırken, Ankara Temsilciliği de ablukaya alındı. Dün Sıhhiye Meydanı'nda gerçekleştirilen "Bush'a, NATO'ya ve Emperyalizme Karşı" mitinginde Kızılay'a yürümek istedikleri belirtilen ESP üyelerinin evlerine dün sabah saatlerinde baskın düzenledi. Bir minibüsten alınanlarla birlikte gözaltına alınanların sayısının 30'a ulaştığı bildirildi. ESP'nin Sakarya Caddesi'nde bulunan Ankara Temsilciliği de ablukaya alındı. Öte yandan ESP temsilciğine girmek isteyen ESP'lilerle polis arasında kısa süreli arbede yaşandı. Gözaltıları protesto eden diğer bir gruba ise Yüksel Caddesi'nde "güvenlik" gerekçesiyle açıklama yaptırılmadı. Sakarya Caddesi'nde basın açıklaması yapan ESP'liler, demokratik haklarının kullanmalarına izin verilmemesini ve arkadaşlarının gözaltına alınmasını protesto ettiler.

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Halk yıkımı engellediMehmet Öner - Erdost Yıldırım Pendik'in Aydos semtindeki Ertuğrul Gazi Mahallesi'nde bir süredir dolaşan yıkım söylentisi 25 Haziran Cuma günü gerçekleştirilmek istendi. Belediyenin yıkım ekipleri, bir otobüs dolusu polis eşliğinde, Ertuğrul Gazi Mahallesi'ne girmek isteyince, mahalle halkı toplanarak yolları araç trafiğine kapadı. Mahalle camisinden yapılan duyuruyla, halk, yıkım ekiplerini durdurmak üzere direnişe çağrıldı. Kısa süre içerisinde kadın-erkek, çoluk-çocuk toplanan halk, yıkıma karşı koyarak yıkım ekiplerini geri göndendiler. Evlerinin Pendik Belediyesi tarafından yıkılmasını önlemek isteyen yaklaşık bin beş yüz kişi, gündüz saat 14:30'dan, akşam geç saatlere kadar sokaklarda kaldı. Mahalleliler, evlerinin villa yapılmak için yıkılmak istendiğini söylediler.

    Kadir Akpınar (Genel-İş 4 No'lu Şube eski Başkanı) Evlerimizi ilk olarak okul yapmak için yıkmak istediklerini söylediler. Ama okul yapımının aslı yok. Belediyenin savunması şu: Zamanında burası Milli Eğitim'e devredilmişti. Milli Eğitim'e gittiğimizde ise böyle bir devirden haberi olmadığını öğrendik. Mahallemizde zaten bir okulumuz var. Ayrıca okul yapımı için boş arsamız da var. Biz eğitime karşı değiliz. Ama bunların amacı okul yapmak falan değil. Okul adı altında yıkım yapılmak isteniyor. Okul için önce iki ev dediler, sonra sayı dörde çıktı. Sonra kırka, sonra yüz sekiz eve kadar çıktı. Dozerler, kepçeler geldi. Halk direniş yaparak gönderdi. Yıkıma karşı çıkacağız. Siz de duydunuz. Halk kellemizi koyarız da yıktırmayız diyor.

    Hayrullah Yüksel: Belediye bize dilekçe imzalatmak istiyor. Bu dilekçede bize Kartal H Tipi Cezaevi'nin arkasında 110 metrekare arsa tahsis edileceği yazıyor. Bunun için de 3 milyar lira istiyor. Evimiz yıkıldıktan sonra arsayı ne yapalım? Bak, makineler geldi. N'oldu? Öleceksek neden öldüğümüzü bilelim. Hakkımız için direnmek zorundayız. Bazı arkadaşlarımız önceleri yıkımın yapılacağını duyunca ses etmediler. Ama bugün gördüler ki yıkım işi ciddi. Evlerimizin yıkılmasına izin vermeyecegiz.

    Selim Gülbahar: On yedi senedir buradayım, burada büyüdüm. Biz Ertuğrul Gazi gençliği olarak yaşamımız pahasına da olsa evlerimizi yıktırmayacağız. Yıkacaklardı da, niçin yapmamıza izin verdiler. Belediye Başkanı Erol Kaya, seçimlerden bir ay sonra tapuların verileceğini söylemişti. Şimdi evlerimizi yıkmak istiyorlar. Altyapı çalışmaları hâlâ devam ettiği halde yıkım için uğraşıyorlar. Erol Kaya ile görüşmek istiyoruz. Cesaretleri varsa mahallemize gelsinler. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!

    Çetin Karahan: Belediyeyle anlaşma imzalayanlar pişmanlık duydular. Bugün Pendik Belediye'si katliam yapıyor. Okul yeri ayıran belediye, ayırdığı okul yerine, okul yapmazken neden bizim evlerimizi yıkmak istiyor? Mahallemizin dibine yapılan villaların bulunduğu yer aslında hastane ve üniversite alanı olarak ayrılmıştı. Bu alana villalar dikilince, bizim evlerimizin bulunduğu alana gözlerini diktiler. Mahallemizde okul için ayrılan bin 700 metrekare boş arsamız var. Madem okul yapmak istiyorlar, bu arsaya yapsınlar. Karşı degiliz. Ama belediyenin asıl amacı Aydos'u gecekondulardan arındırmak, bizi evsiz bırakmak ve evlerimizin yerine lüks villalar dikmek. Buna asla müsade etmeyeceğiz. Yıkım ekipleri gidene kadar çoluk-çocuk, kadın-erkek mahallemizi savunacağız.

    src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Irgatlar 'ekmek' peşinde!Derya Karaçoban Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ırgatlar yine yollara düştü. Ailecek uzun bir yolculuğa çıkan ırgatlar, kazandıkları parayla kışlık ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaklar. Adıyaman'dan Diyarbakır'a gelen ırgatlar, fasulye tarlalarının yakınlarına kurdukları naylon çadırda yaşıyorlar. Uyku ve yemek gibi ihtiyaçlarını çadırda gideriyorlar. Tuvalet ve banyoları ise yok. Bu nedenle hastalıklarla da boğuşuyorlar. Diyarbakır'a çalışmaya gelen Rahime Çalışkan, 47 yaşında. Doğurduğu 7 çocuktan ikisini evlendirmiş. Bir çocuğunun da lisede okuduğunu anlatan Rahime, "O da okul bitince geldi. 23 gündür çalışıyoruz. 12.5 milyon lira alıyoruz. Eşim yaşlı çadırda oturuyor. Çocuklarımla birlikte geldim. Bir ay 20 gün kaldıktan sonra gideceğim. Burada kazandığımızı götürüp kiraya vereceğiz, odun alacağız" diyor. Günde 12 ila 14 saat çalışan ırgatlar Diyarbakır'dan sonra aynı işi yapmak üzere Malatya ve Kayseri'ye gidecekler.

    Çalıştık ama fakirlikten kurtulamadık "Kendimi bildim bileli hep çalışıyorum" diyen Hulisi Aydın 17 yaşında. Hulisi hiç okula gitmemiş. Bir yandan çalışıp bir yandan da anlatıyor: "Pamuk tarlaları, kaysı bahçelerinde çalıştım. Çobanlık yaptım. Çalışmadığım zamanı hatırlamıyorum." Hulisi, anne babasının da Adıyaman'da çobanlık yaptığını belirtiyor. 60 yaşındaki Emine Duman da, il il dolaşarak tarlalarda çalıştıklarını dile getiriyor. Ülser hastası Duman, iki t
  • ÖNCEKİ HABER

    Meclis'in yerel yönetim mesaisi

    SONRAKİ HABER

    Halime Encu: Veli kalmıştı elimde, onu da aldılar

    Sefer Selvi Karikatürleri
    Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa