Kadın Fırınları'nda pişen yaşamlar...

Diyarbakır'ın Dicle İlçesi'nde kadınların işlettiği ve müşterisinin de sadece kadınlar olduğu 'Kadın Fırınları', kadınlar için birer sosyal yaşam mekanı haline dönüşüyor.

Diyarbakır'ın Dicle İlçesi'nde kadınların işlettiği ve müşterisinin de sadece kadınlar olduğu 'Kadın Fırınları', kadınlar için birer sosyal yaşam mekanı haline dönüşüyor. Kadınlarla birlikte iş yapmanın mutluluğu yaşayan kadınlar, "Buraya gelip hem kadınlarla dertleşiyor, sohbet ediyor hem de ekmeğimizi pişiriyoruz. Kadın kadına çalışmak çok güzel" diyor. Dicle'de yıllardır ilçenin ekmek ihtiyacını karşılayan fırınlar kadınlar tarafından işletiliyor. İlçenin tüm mahallelerinde bulunan Kadın Fırınları'nın müşterisi de sadece kadınlar. Kadınlar evlerinde hazırladıkları hamuru fırınlara getirip pişirerek, 4 günlük ekmek ihtiyacını karşılıyor. Sabah 09.00'da işe başlayan kadınlar, akşam 18.00'de işyerlerini kapatıyor. Fırıncı kadınların kazançları ise günlük ortalama 5 milyon lirayı buluyor.

Daha fazla söz hakkı 20 yıldan beri fırın işletmeciliği yapan 62 yaşındaki Şefika Alpboğa, fırından para kazanmaya başladıktan sonra aile içersinde söz sahibi olmaya başladığına dikkat çekerek, "Eşim işçi emeklisi ve şu anda evin geçimine en büyük katkıyı ben yapıyorum" diyor. Yakınlarından aldığı 1 milyar lira borç ile Afet Evleri Mahallesi'nde bulunan evinin yanında bir fırın açan Gülbeyaz Aytekin de, çalışma koşullarını şöyle anlatıyor: "Sabah 09.00'da açıyorum ve akşam saat: 18.00'e kadar çalışıyorum. Önce gelir fırına odun atar, etrafı temizlerim. Daha sonra kadınlar leğenlerle hamurlarını getirir ve biz birlikte hamuru açarız şekil veririz. Ondan sonra hazırladığımız ekmek hamurunu fırına atıyoruz. Tabi bunları tek başıma yapmıyorum. Her şeyi hamuru getiren kadınlarla birlikte yaparız. Bunun yanında kadınlarla sohbet ederiz, ilçede ve ülkede ne olup bittiğini birbirimize aktarırız. Günde 600'den fazla ekmek pişer bu fırında."

'İşlerin yoğunluğu azalıyor' Yaklaşık olarak 30 yıldır fırıncılık yapan 52 yaşındaki Remziye Özgen ise, ekmeğin makinelerde üretilmesinden sonra işlerinin eskisi gibi yoğun olmadığından yakınarak, şunları dile getiriyor. "Eskiden 15 leğen fırına atıyorduk. Şimdi ise bazen 3 leğen bazen de 5 leğen ekmek atabiliyoruz. Bir de birçok kadın bu işe girişince işler çok azaldı. Yine de geçinmeye çalışıyoruz. Bu iş biraz zor. Yazın özellikle çok sıcak oluyor. Burada leğen başına 20'den fazla ekmek çıkıyor bu da bir evin 4 günlük ekmek ihtiyacını karşılıyor. Bir de bu fırınlar kadınların buluşma yeri. Kadınlar burada sohbet edip sıkıntılarını, sevinçlerini birbiriyle paylaşıyor." Kadın Fırınları ekonomik kazancın yanı sıra sosyal yaşam mekanı haline dönüşmesiyle de dikkat çekiyor. Fırında ekmek pişiren kadınlardan Neriman Aktulum, "Buraya gelip hem kadınlarla dertleşiyor, sohbet ediyor hem de ekmeğimizi pişiriyoruz. Bir de biz evdeyken hiçbir şeyden haberimiz olmuyor. Ama fırına gelince her şeyden haberimiz oluyor. Kadın kadına çalışmak çok güzel" diye konuşuyor. Fırınlarda tıpkı bir aile gibi çalıştıklarını ifade eden Emine İşsiz de, "Leğenle hamurumuzu getirip burada hep birlikte el birliğiyle pişiriyoruz. Hem ucuza geliyor hem de 4-5 günlük ekmeğimiz hazır oluyor. Ekmekler kalın yapıldığı için kolay kolay bayatlamıyor. Çarşıda ekmek almaya kalksak günde 4 milyon liramız gider. Buradaki fırınların adı yoktur. Hangi kadın işletiyorsa fırın o kadının ismi ile anılır" diyor.

www.evrensel.net