Asya'da yeni dönem

Rusya ve Çin'in başını çektiği Şanghay İşbirliği Örgütü, dördüncü zirvesini tamamladı. Örgüt üyesi altı ülke; aralarındaki askeri, ekonomik ve ticari işbirliğinin artırılması için yeni mekanizmalar oluşturdu.

Orta Asya'da ABD'ye karşı "denge" oluşturmayı hedefleyen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), dördüncü zirvesini gerçekleştirdi. Önceki gün yapılan zirvede; "bölge barışının korunması ve terörle mücadele" ile "ekonomik işbirliği" konuları ele alındı. Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te yapılan zirveye; Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev katıldı. Zirvede bu kez, "gözlemci" olarak, Afganistan'daki Batı destekli hükümetin lideri Hamid Karzai de bulunuyordu.

'Üç kötülük' Liderler tarafından imzalanan "Taşkent Deklarasyonu", ŞİÖ'nün "her alanda tam işbirliği yolunda yeni bir aşamaya girdiğini" ilan ediyor. Çin Cumhurbaşkanı Hu, "Bu hedefe ulaşmak için terörizm, bölücülük ve aşırıcılık olmak üzere üç kuvvete karşı ortak mücadele vermeli, sınırötesi tehditlerle ilgilenmeli ve uyuşturucu kaçakçılığını durdurmalıyız" dedi. Çin lideri, ülkesinin ŞİÖ üyeleriyle ekonomik ve ticari işbirliğini geliştirmek amacıyla 900 milyon dolarlık imtiyazlı kredi açmayı kararlaştırdığını duyurdu.

Afganistan Temas Grubu Rusya lideri Putin de, ŞİÖ'nün geleceğinin, üye ülkelerin ekonomik işbirliğinde yattığını kaydetti. Putin ayrıca, ŞİÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanlıkları ve Afganistan'ın katılımıyla, bir "ŞİÖ-Afganistan Temas Grubu" oluşturulmasını önerdi. Liderler arasında yapılan görüşmelerin ardından; elektronik ticaret, gümrük, kalite kontrol, yatırım teşvik ve ulaştırma konularında beş komite oluşturuldu. ŞİÖ mensupları ayrıca; birbirlerine karşı imtiyazlı muamele yapacaklarını belirten ve uyuşturucu ticareti ile mücadele amacı taşıyan belgelere de imza attı.

Anti-terör merkezi Liderler, bir ŞİÖ Sekreteryası ve bir bölgesel anti-terör merkezi kurulması konularında da mutabakata vardı. Böylece, örgüt ilk kez ortak anti-terör birimini resmen kurdu. Birimin amaçları şöyle sıralanıyor:
  • "Terörizm, bölücülük ve aşırılığa" karşı mücadele konusunda ŞİÖ üyeleri arasında temas kurmak ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini güçlendirmek
  • Çin liderinin ifadesiyle, söz konusu "üç kötülüğe" karşı mücadele amacıyla uluslararası hukuki belgelerin oluşturulmasına katılmak, küresel sorun ve tehditlere karşı etkili mekanizmalar oluşturmak
  • Bu "üç kötülüğe" karşı bir antiterörizm veri tabanı oluşturulması, üyeler arasında tecrübe aktarımı amacıyla araştırma konferansları düzenlenmesi. Evsahibi lider İslam Kerimov, bu adımlarla birlikte, ŞİÖ'nün gelişimi için hukuki temelin oluşturulduğunu ve örgütün "gerçek bir uluslararası kurum" haline geleceğini ifade etti. Taşkent Deklarasyonu ile, "ŞİÖ Kalkınma Fonu" ve "ŞİÖ İş Kurulu" oluşturulması da benimsendi. ŞİÖ üyesi altı ülke, Moğolistan'ı gözlemci ülke olarak kabul etme kararı da aldı. Zirveye, Moğolistan Dışişleri Bakanı Luvsangiyn Erdençulun da katılarak görüşmelerde bulundu. ŞİÖ'nün beşinci zirvesi, Kazakistan'da yapılacak.


    ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ ŞİÖ; 2001 yılında, esas olarak güvenlik sebepleri ve ABD'nin bölgeye yönelik müdahalelerinin yarattığı kargaşaya karşı kuruldu. Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan'ın kurucu üye olduğu ŞİÖ, başlangıçta "Şanghay Beşlisi" olarak anılıyordu. ŞİÖ üyeleri arasındaki işbirliği, artık askeri alanın yanı sıra ekonomiye de yansıyor. Hatta örgütün planları arasında bir serbest ticaret bölgesi kurulması bulunuyor. Altı üyesi ile ŞİÖ, içinde 1.5 milyar insanın yaşadığı yaklaşık 30 milyon kilometrekarelik bir alana yayılıyor ve bölgede gayrisafi yurtiçi hasıla 1.5 trilyon doları aşıyor. Şangay İşbirliği Örgütü'nün kuruluşunda, iki büyük üye Rusya ve Çin'in çıkarları önemli rol oynuyor. İki ülke de Orta Asya'da ağırlığı ABD'ye kaptırmak istemiyor ve karşı denge unsuru oluşturuyor. Rusya, Orta Asya'daki nüfuzunu yeniden kazanmak istiyor. Çin ise özellikle bölgedeki enerji kaynaklarıyla ilgileniyor. src=/resim/b1.gif width=5>
    Başa dön


    Gazze'ye hendek kuşatması Filistin topraklarını yıllardır işgal altında tutan İsrail, Gazze'den çekilme planı kapsamında Gazze ile Mısır arasına metrelerce derinlikte bir hendek kazacak. "Silah kaçakçılığını önlemek" gerekçesiyle Gazze ile Mısır arasına kazılacak 4 kilometre uzunluğunda, 25 metre derinliğinde hendek için İsrail Savunma Bakanlığı önceki gün ihale açtı. 120 metre genişliğindeki hendeğin kenarlarına çimento atılacak. Adı açıklanmayan bir askeri yetkili, bakanlığın 1-2 ay içinde hedeğin kazımına başlayacağını bildirdi.

    Yüzlerce ev daha yıkılacak İsrail'in hendek projesi, binlerce Filistinli ailenin daha evsiz kalması anlamına geliyor. Zira İsrailli yetkililer, kanalın yapımı için 200 metre uzunluğunda bir alanda bulunan tüm binaların yıkılacağını söylediler. İsrail Genelkurmay Başkanı Moşe Yaalon da, yıkım planlarını doğruladı. Refah mülteci kampında bulunan 80 bin Filistinli'nin evsizlik tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı bildirildi. Burada bulunan 200 ev şimdiden yıkım için boşaltıldı. 'Philadelphia Yolu' olarak bilinen Mısır sınırı boyunca uzanacak olan hendek, kıyıdan Kerem Shalom Yahudi yerleşimine dek kazılacak. İsrail, hendeği Refah'ı tampon bölgeden ayıran 8 metre yüksekliğindeki duvarla ve yapımı halen süren tecrit duvarıyla birleştirmeyi planlıyor. İsrail Yüksek Mahkemesi geçen hafta İsrail ordusuna Mısır sınırında ev yıkma yetkisi vermişti.

    Filistin'in tepkisi Filistinliler İsrail'in Gazze'yi her yandan boğmaya çalıştığını belirterek, hendek planına karşı çıktılar. Filistinli Bakan Saib Erekat, "Hendek ve kanallar... Bu yapılanlar, Filistinlilerin kendi kentlerinde mahkûma gösteriyor" dedi. İsrail'in inşasına devam ettiği tecrit duvarı da eleştirildi. Arap kökenli Amerikalıların temsilcilerinden Mary-Rose Oakar, "Eski Berlin Duvarı, Ariel Şaron'un Batı Şeria'da ördüğü duvarın yanında cüce kalır" diye konuştu. Arap-Amerikan Enstitüsü yöneticisi James Zogby de "Hükümetimizin İsrail-Filistin sorununda açık ve yüksek sesle konuşamaması bizi kaygılandırıyor" dedi. Öte yandan, İsrail ordusu, tekerlekli sandalyeye mahkûm Filistinliyi öldüren iki subayı 'cezalandırdı'. Ordudan yapılan açıklamada, subayların 6 Haziran'da Batı Şeria'da kendilerine taş atan Filistinlilere ateş açtığı ve sakat Filistinliyi öldürdüğü hatırlatıldı. Subaylara nasıl bir ceza verildiği öğrenilemedi.


    'Yahudi devleti'ne kabul Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail'de yayınlanan Ha'aretz gazetesine özel bir demeç verdi. Ramallah'taki bürosunda Ha'aretz muhabirini kabul eden Arafat, ilk kez, İsrail'in "Yahudi devleti karakterini koruması gerektiğini" söyledi. Arafat daha önce, İsrail vatandaşı Arapların haklarını çiğnememek için böyle bir tanımı kabul etmiyordu. Arafat, Filistinli mültecilerin geri dönüşü konusunda da bir "orta yol" önerdi ve İsrail'in, belli sayıda mülteciyi kabul etmesini istedi. Ancak bu konuda bir rakam vermedi. İsrailli yetkililer ise, Filistin yönetiminin, 20-30 bin mültecinin İsrail'e dönmesi karşılığında diğer mültecilerin haklarından feragât edebileceğini öne sürüyor. Arafat, İsrail işgalinin sona erdirilmesi konusunda da uzlaşmacı bir tutum aldı ve "İsrail, Batı Şeria'nın yüzde 97-98'inden çekilsin. Yüzde 2-3'lük bir kesimi ilhak etsin. Ama şu anda İsrail toprağı olan bölgeden, aynı miktarda ve nitelikte toprağı bize versin. Her halukârda İsrail, Eski Kudüs'teki Batı Duvarı ve Yahudi bölgesinde egemenliğini koruyacaktır. Filistinlilerin ise, Doğu Kudüs'ün geri kalanı ve Mescid-i Aksa üzerinde egemenliği şarttır" diye konuştu. Arafat, İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesinin ardından, Filistin yönetiminin "yasaları çiğneyen Hamas ve El Fetih üyeleriyle mücadele edeceğini" de ekledi.

    www.evrensel.net