17 Haziran 2004 01:00

'Endüstri Bölgeleri Cargill için'

Paylaş
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sünnetçioğlu, TBMM Sanayi Komisyonu'nda görüşülmesi planlanan Endüstri Bölgeleri Tasarısı'nın ABD Başkanı Bush'un isteği üzerine Cargill'in korunması için yapıldığını ifade etti. Sünnetçioğlu, AKP'nin, ABD'nin bu konudaki isteklerini yerine getirmesi durumunda 10 milyon kişinin aç kalacağını bildirdi. Ahmet Sünnietçioğlu, dün düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Ocak 2004'te ABD Başkanı Bush'la yaptığı görüşmede, Bush'un Cargill'in sorunlarının giderilmesini, glikoz ve fruktoz üretimindeki yüzde 10'luk kotanın kaldırılmasını istediğini hatırlattı. O dönem milletvekillleri ve kitle örgütlerinin dava açarak yürütmeyi durdurma kararı almış olmasına karşın, adli tatilde bu kararın kaldırıldığını söyleyen Sünnetçioğlu, bu konuda 4 ayrı dava olduğunu ancak Cargill'in gizli kararname ile üretime devam ettiğini kaydetti. Türkiye'de mısır nişastasından elde edilen şekerde kotanın yüzde 10 olduğunu, bunun Cargill için ABD'nin isteğiyle yüzde 15'e çıkarıldığını söyleyen Sünnetçioğlu, Bush'un ise kotanın kaldırılmasını istediğinı ve olumlu cevap aldığını bildirdi. Mısır nişastasında kotanın kaldırılmasının pancara kota konulması anlamına geleceğini ifade eden Sünnetçioğlu, bu durumda pancardan ekmek yiyen 10 milyon insanın aç kalacağına dikkat çekti. AKP'nin bu yasayla kendi çiftçisinden esirgediğini yabancı çiftçiye vereceğini belirten Sünnetçioğlu, daha önce Meclis'e geldiği dönemde kendileriyle birlikte bu yasaya karşı çıkan AKP milletvekillerinden aynı tavrı almalarını istedi.
Reform değil, köklü değişiklik
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, 2003-2004 eğitim-öğretim yılının sona ermesi sebebiyle "Eğitim sisteminde 'reform' değil, yapısal çözümler gereklidir" konulu basın toplantısı düzenledi. İstanbul Tabip Odası'nda düzenlenen toplantına, Eğitim-Sen İstanbul Şubeleri'nin başkan ve yöneticileri de katıldı. "AKP'nin eğitim anlayışı çarpıklıklarla doludur" denilerek başlanan raporda, AKP Hükümeti'nin, iktidar olduğundan bu yana eğitimin sorunlarını çözme noktasında en ufak bir adım atmadığı, kendisinden önceki iktidarlar gibi eğitim sistemini "yaz-boz" tahtasına çevirdiği vurgulanıyor. Raporda dikkat çekilen bir başka nokta ise AKP'nin eğitim politikalarının özüyle ilgili. Rapora göre, geçtiğimiz dönemde AKP'nin eğitim politikasının özünü, kamu kaynakları ile özel okulları desteklemek, kadrolaşma, üniversiteleri egemenliği altına almak ve eğitim daha da gericileştirme gibi uygulamalar oluşturuyor. Eğitim sisteminin sorunlarının, lokal tedbirlerle çözülmekten uzak olduğu belirtilen raporda, yapılması gerekenin, eğitim sisteminde göstermelik reformlar değil; köklü ve radikal değişiklikler yaparak sistemin temel sorunları için çözümler üretmek olduğu söyleniyor. Ancak söz konusu değişikliklerin AB'ye uyum için değil, Türkiye'de eğitim-öğretim sürecinde bulunan milyonlarca çocuk ve gencin daha nitelikli bir eğitimi hak ettiği için yapılması gerektiği vurgulanıyor. Raporda, Türkiye'de eğitim sisteminin temel sorunlarının iktidarlar değişse de değişmediği kaydedilerek, "Bugün Türkiye'de yaklaşık 200 bin öğretmen, 135 bin derslik açığı var. Siyasi iktidar, bu açıkları kapatmak için kılını bile kıpırdatmamaktadır'' deniyor. Rapora göre; eğitimin niteliğini yükseltmek için bu yıl 50 bin öğretmen ataması, 40 bin derslik yapılması gerekiyor. Bakanlık ise bu yıl 18 bin öğretmen ataması yapılacağını duyurdu. Raporda, ders kitaplarının rant aracı olmaya devam ettiği, geçen yıl ücretsiz verilen ders kitaplarına 157 trilyon lira harcandığı, 2004-2005 eğitim ve öğretim yılında da içeriği beğenilmeyen bu kitaplar için 175 trilyon lira harcanacağını söyleniyor. Dinçer bu konuyla ilgili şöyle konuştu: "Geçen yıl dağıtılan kitapların yüzde 75'inin kullanılabileceğini düşünüyoruz. Bu kitaplar, önümüzdeki eğitim-öğretim yılında isteyen öğrencilere dağıtılabilirdi. Varsa eksiklikler kapatılabilirdi. Ama böyle yapmadılar. Geçen yıl alınan kitapların aynısını, 175 trilyon lirayı yayınevlerine verip satın aldılar. 2005-2006'da ise yeni müfredat, yeni program diyorlar ve 'yeni ders kitapları yazacağız' diyorlar. O zaman bu kitaplar hiçbir işe yaramayacak. Tekrar kullanılmayan ders kitapları için harcanan 400 trilyon lira çöpe gidecek. Bu nasıl tasarruf anlayışıdır? Okullar elektrik, su, telefon ve yakıt borçlarıyla boğuşuyor. Bu para okullara aktarılabilirdi.'' Dinçer, yoksulluk sınırının 1.5 milyarı aştığı bir dönemde eğitimcilerin ortalama maaşının 650 milyon lira olmasını da eleştirdi. Dinçer, gerçek çözümün grevli-toplu sözleşmeli sendikadan geçtiğini söyledi.
ÖNCEKİ HABER

Ankara 'beyaza' bürünecek

SONRAKİ HABER

Köprüde otomobilini yakan bir kişi daha sonra intihar etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa