16 Haziran 2004 01:00

Evrensel suç, sivil polisler tanık!

Paylaş
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) öğrencisi Eren Can, gazetemizin satış ve tanıtımını yaptığı ve bunla ilgili pankart astığı iddiası ile yargılanıyor. Fakültede gün boyu kol gezen sivil polislerin usulüne aykırı bir biçimde hazırladıkları tutanak davanın dayanağını oluştururken, aynı polisler Can'ın yargılandığı diğer davalarda Can'ı teşhis dahi edemiyor. Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan Ankara Üniversitesi'nde "yönetim organlarının bilgisi ve izni dahilinde" kol gezen sivil ve resmi giyimli polislerin "gönüllerince" hazırladıkları tutanaklar, öğrencilere yönelik suçlamaların dayanaklarını oluşturuyor. Polisler hazırladıkları tutanakları Emniyet Müdürlüğü'ne iletiyor, Savcılık da bunlardan hareketle öğrenciler hakkında dava açıyor. Usulü uyarınca tutanaklarda imzası bulunması gereken öğrenciler, çoğu zaman tutanakların varlığından soruşturma ya da dava açıldığında haberdar oluyor. Bu komedinin mağdurlarından biri de Ankara Üniversitesi DTCF öğrencisi Eren Can. Çok sayıda soruşturmaya maruz kalan Can hakkında, polislerin hazırladığı tutanaklar temel alınarak, "Binaya 'Türkiye'de her gün iki gazete çıkıyor, biri Evrensel' yazılı pankart astığı ve orta bahçede Evrensel gazetesinin satış ve tanıtımının yapıldığı stand açtığı" iddiasıyla Ankara 1'inci Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Savcının hazırladığı iddianamede, Can'la beraber 4 öğrenciye daha çeşitli iddialar yöneltilirken, "İzinsiz afiş asmak, bildiri dağıtmak" suçlamasıyla TCK'nın 537/2 maddesi gereğince ceza istendi. Eren Can'ın avukatı İlke Işık, gazetemize yaptığı açıklamada, DTCF'nin bu tarz uygulamaları alışkanlık haline getirdiğini vurguladı. Okula gazete sokmak, gazete satışı ve dağıtımı yapmak, bunun için stand açmak gibi eylemlerin dava konusu olamaması nedeniyle, iddianamede "afiş asmak" suçuna yer verildiğine işaret eden Işık, "Evrensel'i tanıtmak ve dağıtmak. Sorun yaratan, sıkıntı yaratan nokta bu" dedi. Sivil polisler tarafından hazırlanan tutanakların hukuki geçerliliğinin olmadığını kaydeden Işık, Can'ın beraat etmesi gerektiğini kaydetti. Eren Can'ın yargılandığı başka bir davada yaşananlar gerçekleri su yüzüne çıkaracak nitelikte. DTCF'de görev yapan ve Can hakkında tutanak hazırlayan polislerden İlyas Özdem, 18 Şubat 2004 tarihindeki duruşmada, Eren Can'ı mahkeme salonunda teşhis edememiş, Can gösterildiğinde ise "Can'ı saçları nedeniyle tanıyamadığını, önceden saçları olmadığını" öne sürmüştü. Zeki Gültepe isimli polis de Can'ı teşhis edememiş, "Ben şimdi tanıyamadım" demişti. Polisler, tutanaklarda öğrencilerinin imzalarının olmamasını, "öğrencileri durdurma, kimlik sorma, tutanağa imza attırma" hakları olamamasına dayandırmış, kimi polisler ise "Dekanlık katından orta bahçenin çok rahat görüldüğünü" belirterek, dekanlık katında oturdukları yerden tutanak hazırladıkları mesajını vermişti.
Bağımsız, eşit ve özgür bir Türkiye'
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 38'inci Olağan Genel Kurulu Sonuç Bildirgesi açıklandı. 27-30 Mayıs 2004 tarihleri arasında Ankara'da yapılan Genel Kurulun Sonuç Bildirgesi'nde, TMMOB'un bağımsız, eşit ve özgür bir Türkiye ve dünya için emek güçleri ile dayanışma içinde çalışmalarını devam ettireceği bildirildi. Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve IMF gibi örgütlerin yapısal uyum politikaları ve Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) ile kamusal hizmetin piyasalaştırılarak yabancı sermayenin istilasına açıldığı belirtilen bildirgede, GATS anlaşmasında Uzmanlık Gerektiren Hizmetler kapsamında değerlendirilen mühendislik mimarlık hizmetlerinin dünya pazarının yüzde 72'sini elinde bulunduran 4 büyük emperyalist ülkenin kontrolüne geçmesi sürecinin işlediği kaydedildi. Enerji Piyasaları, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Serbest Bölgeler, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası, İhale Yasası, Kamu Yönetimi Temel Kanunu gibi yasaların mühendislik, mimarlık uygulamalarını da doğrudan ve olumsuz etkilediği dile getirilen bildirgede, IMF ve sermaye çevrelerinin değil halkın çıkarları için yasa çıkarılması talebinin sahiplenileceği ve yükseltileceği belirtildi. Türkiye'de milli güvenlik gerekçesiyle işçilerin grevlerinin ertelendiği, Kürt sorununa dar bir güvenlik çerçevesiyle bakıldığı belirtilen bildirgede, 59'uncu hükümetin demokratikleşme adına daha önceki hükümetlerden farklı bir uygulamasının olmadığı ve bunların bir sistem sorunu olduğu belirtildi.
ÖNCEKİ HABER

Unvan yasası TBMM'de

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: Rakibimiz 18 bin oyla yanıldı, ben 3 bin oyla yanıldım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa