16 Haziran 2004 01:00

'Filistin'den derhal çekilmeliyiz'

İsrailli deneyimli politikacı Aloni, Filistin halkı üzerindeki devlet terörü artarak sürerken, İsrail toplumundaki çürümenin de had safhaya ulaştığı uyarısını yapıyor.

Paylaş
İsrailli politikacı Şulamit Aloni, içinde oldukları duruma ve Filistin halkına çektirdikleri acılara isyan ediyor. İsrail toplumunudaki ahlaki yozlaşmaya dikkat çekmek üzere çeşitli etkinliklere katılan kadın politikacı, geçenlerde Yahad partisinin genel kurul toplantısındaydı. Orada ateşli konuşmalarından birini yaptı. Eleştiri oklarının hedefinde İsrail hükümeti, ordusu, sağcı ve solcu politikacıları ve hatta İsrail toplumunun bütünü vardı. "Bırakın siyasi oyunları" dedi, "Gerçekleri halka, doğrudan yüzlerine söylemenin zamanıdır." Aloni, 1973'te kurucusu olduğu Sivil Haklar Partisi'nin başkanlığını 1995'e kadar yürüttü. 1974-1996 arasında milletvekilliği yaptı. İnsan Hakları, Eğitim, Haberleşme ve Kültür Bakanlığı koltuklarına oturdu. 1992-1996 arasında Ulusal Güvenlik Konseyi üyesiydi. Bugünlerde ise kendisini İsrail toplumundaki ahlaki yozlaşmaya, Filistin işgaline karşı mücadeleye, Ortadoğu'da adil bir barışın sağlanmasına adamış. - "Almanları anladığınızı" söylerken neyi kastediyorsunuz? Şulamit Aloni: Bugünlerde ülkede, "Bilmek istemiyorum, gazete okumayı bıraktım" diyen birçok insanla karşılaşıyorsunuz. Sadece oralarda neler olduğunu bilmek istemedikleri için kaç kişinin Gideon Levy ve Amira Hass gibi işgal altındaki topraklarda çalışan Haaretz muhabirlerini okumaya heves duymadıklarını biliyor musunuz? Bu iki gazetecinin yazılarının doğruluğunu inkâr etmiyorlar, fakat bilmek istemiyorlar. Almanların "bilmiyorduk" iddiasını öfkeyle reddettik. Gerçekten de bilmek istemediler. Führer'lerine ve ordularına taptılar. Bizim halkımız da bilmiyor ve bilmek istemiyor. Tek bildikleri şey, vatanseverliklerini göstermeleri gerektiği. Tabii savaştan daha vatanseverce şey ne olabilir! Şimdi her sınıfta ulusal bayrakları ve ordu armalarını asıyoruz ve öğrencilere şükran duasını öğretiyoruz. Paramızın üzerine "Tanrıya inanıyoruz" yazılmasını isteyen bir ahmak bile var. (İktidardaki dinci Likud partisinden Leah Ness.) Acaba Nazi ordusundaki askerlerin kemerlerinde "Tanrı bizimledir" yazdığını biliyor olsa da, Yahudilerin tanrısını parayla ilişkilendirir miydi? Fakat bir vatanseverlik histerisi her yanı kaplıyor ve halk sessizliğini koruyor.

- Bu kıyaslamayla biraz karmaşık bir kavramlaştırma yapıyorsunuz... Ahlaki değerlerimizin çözülüşü beni huzursuz ediyor. İnşa ettiğimiz duvarı görünce, barışçı düşünceler bulamıyorum. Toprakları yağmalıyoruz, yüzyıllardır burada olan insanların yaşama biçimlerini mahvediyoruz. Şaron'un ahbaplarının toprakları kamulaştırıldığında, yüksek miktarda tazminatlar aldılar. Biz ise limon bahçelerini altyapı sistemlerini yok ediyoruz. En önemli kurumlarımızın temeli, güce aşırı bağlılık sebebiyle çürüyor ve biz bunlara demokrasi diyoruz. Kesinlikle oradan çıkmalıyız. - Birileri Yahudi kanının da akmasını mı istiyor? Nahum Barnea, Yediot Aharonot gazetesinde, Şaron'un kendisine, "Yahudi kanının ulusal uzlaşmayı sağlamak için en iyi birleştirici olduğunu" söylediğini yazdı. Size soruyorum, Gazze Şeridi'ndeki vahşice operasyonlarımızdan sonra buna bir karşılık geleceği gün gibi açık değil miydi? Öyleyse akan Yahudi kanından kim sorumlu? Biz! Eğer uzlaşma yolunu seçmiş olsaydık, Filistin Başbakanı olduğu dönemde Ebu Mazen'in kafasını şişirmezdik. Bugünlerde herkes hükümet ve ordunun onun ayağını kaydırmakla yanlış yaptığını kabul ediyor. - Herkesin sessiz kaldığını söylerken buna İsrail solunu da dahil ediyor musunuz? Evet. Solcuların vicdani retçilere saldırmaları yanlıştı. Ama herkes temkinli davranıyor çünkü herkes "ne kadar vatansever olduğunu" gösterme derdinde. Bana popülist olmamız gerektiği; popüler olmamız, onları çekmek için kitlelere dalkavukluk yapmamız gerektiği söylendi. Serseri kalabalığı etkilemek kolaydır. Tüm dünyada milliyetçilikten yüz çevriliyor, fakat bizim ülkemizde biz milliyetçiliği bayrak yapıyoruz. Sol iktidar hırsından öyle sarhoş olmuş ki, oraya ulaşmak için kendisini sağın gündemine uyarlamaya çalışıyor. - Solun yeni bir yol bulabileceğine inanıyor musunuz? İnanmıyorum. Yalnızca dinamiklerin böyle bir şeyi zorlayacağını umuyorum. Fakat bu dinamikler de ancak Ran Cohen, Beilin, Chaim Oron ve takımın diğer üyeleri uyandığı zaman kendini gösterebilir. Sokaklarda siyasi kürsüler kurmanın zamanıdır. İnsanlar cüretli olmalı. Gerçekleri söylemeliyiz; Filistinlilerle kavgamızın sömürgeci bir kavga olduğunu belirtmeliyiz. İşgal altındaki topraklarda yaptıklarımızın rezilce olduğunu ilan etmeliyiz. İngilizler bizi işgal ettiğinde bizim de onları bombaladığımızı söylemeliyiz. Yoksullardan aldığımız paraları işgal altındaki topraklara yatırdığımızı göstermeliyiz. Bu konuda bir halk protestosu olduğu, kaynakların çarçur edilmesiyle ilgili eleştiriler dile getirilmeye başlandığı dakikada ülke değişmeye başlayacaktır. Bana kalsa, Dimona ve Yeroham'daki yoksul İsraillileri alıp işgal altındaki topraklara götürür ve oradaki, etrafı yeşilliklerle çevrili güzel yerleşimci evlerini gösterirdim. Oradaki yıkımı, sadece yerleşimcilere açık yolları ve iğrenç dikenli telleri görsünler. Görsünler ki "Bilmiyorduk" demeye hakları olmasın. Bunları gördüklerinde ve aylardır maaşlarını alamadıklarını hatırladıklarında Likud partisine oy vermekten vazgeçebilirler.


Yozlaşmanın nedeni işgal - Sözünü ettiğiniz "kaba duyarsızlık" nereden kaynaklanıyor? Tam bir ahlaki düşüncesizlik var. Askeri okulların başındaki General Amos Yadlin bir hedefin tasfiye edilmesi sırasında kadın ve çocukların öldürülebileceğini belirten makaleler yazıyorsa, Prof. Asa Kaşer gibi biri onun görüşünü destekliyorsa ortada bir sorun var demektir. İsrailli Araplar havalanında gözaltına alınıyor, bagajlarına el konuluyor. Onları sessiz kalmaya zorlamak için, her gün daha fazla solcu eylemcinin yolundan alıkonulması talimatları var. Neden? Bize neler oluyor? İnsanlar başlarına bir bela gelmesin diye sessiz kalıyor. Burada insanı çıldırtacak şeyler oluyor. Neden buldozerle ezilen Amerikalı protestocu Rachel Corrie'nin ölümünün ardından bir soruşturma açılmadı? Neden hükümet bu olayı kınamadı. Neden gazeteciler vurulduğunda bir soruşturma açılmadı? Ordu, Arapları vurarak alıştırma yapan keskin nişancılar kullanıyor. Toplumumuzdaki ahlaki çözülme, işgal altındaki topraklarda olup bitenlerin en doğrudan sonucu.

ÖNCEKİ HABER

Tecrit duvarına devam

SONRAKİ HABER

Artı Gerçek: Açlık grevlerine dair olumlu gelişmeler yaşanabilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa