14 Haziran 2004 01:00

Edirne'de katil ihale yeniden

Edirne'de Meriç nehri kıyısında bulunan ve kamuya ait olan İzzet Arseven Orman Parkı, 5 yıllığına ihaleye çıkarıldı. Karar, Edirne halkını ayağa kaldırdı.

Paylaş
Orman Bakanlığı, Anayasa engeli nedeniyle toptan satamadığı orman alanlarını parça parça satıyor. Bu doğrultuda Edirne Karaağaç'ta bulunan ve halkın rekreasyon alanı olan İzzet Arseven Orman Parkı ihaleye çıkarıldı. Özel söktöre devredilecek olan alana lokanta yapılmasının planlandığı sanılıyor. Hem Kıyı Kanuna aykırı olan hem de orman alanını özelleştirme çalışması olan bu uygulama, Edirne halkı tarafından tepki ile karşılandı. Edirne Kent Meclisi tarafından başlatılan imza kampanyası hedefleri de aşarak 10 bin imzayı geçti. Edirneliler, 3 ay sonra yapılacağı açıklanan ihaleye karşı mücadelenin sürdürüleceğini vurguluyorlar. Geçtiğimiz haftalarda yapılacak olan ilk ihale, halkın söğütlükte yaptığı eylem sonucunda gerçekleştirilememişti. Orman Parkına adını veren İzzet Arseven ise 10 sene önce yine özel sektöre ihale edilen alan için mücadele vermiş ve ihale mafyası tarafından öldürülmüştü. Böylece Bakanlığın bugünkü tavrı, Arseven'in katillerine de destek anlamına geliyor. Halk, bakanlığın orman parkını özel sektöre verme gerekçesi olarak kıyıda daha önceden yapılmış olan bir kaç lokanta ve düğün salonunu gösterdiğini söylüyor ancak daha önce yapılan bu hatanın daha büyük hatalarla ödüllendirilmesine karşı çıkıyor.

Söğütlük halkındır Edirne'nin yüzyıllık söğüt ağaçlarını barındıran orman parkının kiralanmasına karşı mücadele edenlerden Edirne Kent Meclisi üyesi Ömür Bodenstaff gazetemize yaptığı açıklamada, mücadeleyi bırakmayacaklarının altını çizdi. Bodenstaff şunları söyledi: "Yaklaşık 3-4 dekarlık söğütlüğümüz, Orman Bakanlığı tarafından ihaleye verilecekti. Burada önceden bazı yapılanmalar olmuş. Şimdi bir işletme daha açmak istiyorlar. Edirne Kent Meclisi olarak geçtiğimiz hafta bir eylem yaparak ihaleyi protesto ettik. Bizim eylemimiz üzerine ihale 3 ay kadar ertelendi. Ancak 3 ay daha beklemeyeceğiz. İmza kampanyası başlattık. Hedefimiz 10 bin imzaydı, ancak 10 bini de geçtik. AB'ye gireceğiz diyorlar, AB ülkelerinde kıyı koruma kriterlerine göre nehir ve deniz kenarlarında 100 metre içeriye kadar yapı yapılamaz, çünkü buralar halkın malıdır."

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Gençliğin gözünden gençliğin portresiÖzgül Yıldızer Gazetelerin manşetlerinde "Gençlik önce 'para' diyor" başlıklarıyla yer bulan araştırmanın sahibi Prof. Dr. İbrahim Armağan, uzun yıllardır sürdürdüğü araştırmalarını bir kitapta topladı. Armağan, "25 yıllık birikimin ürünüdür" dediği kitabında Armağan, gençliğin 'önce para' demesine sevinen medyaya rağmen gençlik kitlelerinin neden bu duruma geldiğini, bu durumdan nasıl çıkabileceğini anlatıyor. Armağan, beraber çalıştığı gençlere "teşekkür" ettiği kitabında Türkiye'nin çeşitli illerinden gençlerin kendi kaleminden yaşam öykülerine ve önerilerine de yer veriyor. Kırkısraklılar Vakfı Usadem Yayınları'ndan çıkan kitabın ilk bölümünde gençliğin toplumsal konumunu, sorunlarını ve değerler sistemindeki değişimi inceleyen Armağan, yıllardır dile getirilen ancak egemenler tarafından kah kulak ardı edilen kah seçim propagandası olarak kullanılan sorunları ve kaynaklarını binlerce gençle yaptığı anketlerle ortaya koyuyor. Yoğun bir emeğin ürünü olarak ortaya çıkan kitap, sorunları ortaya koyan ve kenara çekilen benzerlerinden, sorunların kaynağını ve çözümünü açıkça belirten tavrıyla ayrılıyor. Kitap, gençliğin eğilimlerini ve yönelimlerini tanımak ve anlamak isteyenler için de bilimsel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Liberalizmin etkisi Armağan, gençliğin büyük bir kısmınının parayı hayatındaki en önemli şey olarak görmesinde 1980 sonrası liberal politikaların etkili olduğunu yaptığı araştırmalarla ortaya koyuyor. 1997-1998 yıllarında yapılan bir araştırmaya göre gençlerin yüzde 40'ı hiç bir partiyi tercih etmediğini söylerken yüzde 20'yi aşkın bir kesimi de ANAP'ı tercih ediyor. Armağan, gençlerin yüzde 20'ye yakın bir kesiminin siyaseti bir "para elde etme aracı" olarak görmesini ise ANAP'ın "köşeyi dönme felsefesinin" toplum üzerindeki etkisine bağlıyor. 1980'ler sonraki dönemin siyasal ve toplumsal yozlaşmanın en yaygın dönemi olduğunu belirten Armağan, gençlerin yüzde 40'ının bir partiye oy vermeme eğiliminde olmasını da bu yozlaşmanın ve depolitizasyonun açık bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Eğitim, sağlık, haberleşme gibi devletin temel görevlerinin alınır satılır piyasa malları olduğu bir ülkede paranın temel değer olarak benimsenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Armağan, bu yozlaşmanın önlenmesini "sermayeden ve serbest piyasa ekonomisinin çarpık mekanizmalarından güç alan siyasi parti ve iktidarlardan" beklemenin gerçekçi olmayacağının da altını çiziyor.

Bilimsel eğitim Armağan, kitabının önemli bir bölümünü ayırdığı kısmında ise çeşitli gruplardan gençlerden yaşadıkları ortamı değerlendirmelerini, gençliğin sorunlarına ve bu sorunlara karşı çözümlere ilişkin görüşlerini sunmalarını istediği bir anketin sonuçlarını ele alıyor. Uzun yıllar boyunca gençliğin sesine kulak vermeye çalışan Amağan, kitabında gençlerin kendi kalemlerinden yaşam öykülerini aynen yayınlıyor.Yapılan birçok ankette hem gençlerin hem de ebeveynlerin eğitim sorununu ilk sıralara yerleştirmesi, aslında medyanın araştırmada görmediği, görmek istemediği yanlardan birisi. Çünkü gençler, parayı ve kariyeri hayatlarının önemli bir parçası yapmayı, eğitim sisteminin onlara hayat güvencesi tanımamasıyla açıklıyorlar.

ÖNCEKİ HABER

Erdoğan, Şaron gibi konuştu

SONRAKİ HABER

YSK'nin gerekçeli kararına CHP'den tepki: Türkiye hukuk ayıbı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa