13 Haziran 2004 01:00

80 yıllık inkârdan vazgeçti

TRT-3 pazartesi gününden bu yana Türkiye'de kullanılan dil ve lehçelerle günde yarım saatlik Türkçe altyazılı yayınları vermeye başladı.

Paylaş
TRT-3 pazartesi gününden bu yana Türkiye'de kullanılan dil ve lehçelerle günde yarım saatlik Türkçe altyazılı yayınları vermeye başladı. Hafta içi her gün sabah saat 10.30 ile 11.00 arasında Boşnakça, Arapça, Çerkezce, Kürtçe'nin Kurmancî ve Zazaki (Dimilkî) lehçeleri ile yayın vermeye başlayan TRT-3 televizyonu, tüm eksikliklerine, yetersizliklerine rağmen Türkiye'de var olan 80 yıllık tabunun kırılmasına neden olmuştur. Kürtçe ile yapılan yayınlarda dilin alfabesinde var olan, ancak Türkçe'de olmayan W, X, Q harflerinin kullanılmaması dikkat çekiciydi. Ekranda, "Dewlemendiya Çanda Me" buradaki "W"den kurtulmak için "Zenginiya Çanda Me" şeklinde yazıldı. Yine ekranın altında Zazaki "Dewlemendeya Çandêy Ma" yazılması gerekirken, yerine "Kültürey Zenginey Ma" yazıldı. Bir kere Türkçe'deki "Ü" harfi Kürt alfabesinde yer almamaktadır. Sıradan bir hata gibi görünse bu, Kürtçe alfabesinde var olan W, X, Q gibi harflere olan tepkiden kaynaklanan bir yaklaşımın ifadesidir. Zazaki yayında çok sayıda Türkçe kelime kullanıldı. Aslında Zazaki'de rahatlıkla yazılması, konuşulması mümkün olan birçok cümle, anlatılmak istenen ve Türkçe altyazıda belirtilen ifadelerle alakası olmayan bir şekilde verildi. Gerek haber vermede, gerekse diğer konuların aktarılmasında kulağı rahatsız edecek ve Zazaki'nin çekiciliğini ortadan kaldıran sunum yapıldı. Zazaki konuşan tüm Kürtlerin anlayabileceği ortak bir ağız yerine belli bir bölgenin ağzı ile program yapıldı. Sanırım Diyarbakır'ın Dicle bölgesinde kullanılan ağız kullanılmış. Mesela Dersimliler'in bu ağzı anlamaları mümkün değildir. Haftada bir defa ve yarım saate sığdırılan yayınlarla, bu dili konuşan milyonlarca insana hakaret edilmiştir. Devlet 80 yıllık inkârından vazgeçmiştir, ama bu yayınlarla "Sen bu kadarına layıksın" der gibi bir yaklaşım gösterilmiştir. AB'ye girebilme hatırı için de olsa böyle bir kararın alınmış olması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, devlet, Kürtlerle ilgili politikasında ciddi bir değişikliğin olmadığı sinyalini de vermeye devam etmiştir. Kürtlerin yaşamını yakından ilgilendirmeyen, hatta sadece Kürtlerin yaşamını tehdit eden düşünce ve anlayışların haber ve program konuları olarak seçilmesi ayrıca bir tartışma konusu. Türkçe yapılmak istenip yapılamayanların, Kürtçe yapılmak istenmesi tehlikeli bir politikadır. Devlet, iyi niyetli olsaydı Kürtlerin ilgili kurumlarından destek talep edebilirdi. İstanbul Kürt Enstitüsü, Mezopotamya Kültür Merkezi, Azadiya Welat gazetesi gibi Kürt kurumları yayınların sağlıklı yapılabilmesi ve incitici olmaması için gerekli yardımlarda bulunabilirdi. Ancak devlet her zamanki gibi kenarda, köşede tuttuğu, ihtiyaç duyduğunda da devreye soktuğu ve referansları ne olduğu belli olmayan kişileri tercih etmiştir. Bu yaklaşımla Kürtçenin Kurmancî ve Zazaki lehçeleri katledilmiştir. Hiçbir Kürt yarım saatlik televizyon yayını ile birkaç özel dil öğrenme kursuyla, sosyal ve toplumsal ihtiyacını gideremez. Devlet derhal attığı bu olumlu adımına çekidüzen vermeli, asli vatandaşım dediği Kürtlerin taleplerini doğru karşılamalı. Zaten bu haklar, Türkiye'nin kuruluş senedi olan Lozan Antlaşması'nın 37. maddesi, 4. paragrafında yazılı olan, "Her Türk vatandaşının, her türlü yayında, ibadette, ticarette ve mahkemede dilini kullanma hakkı vardır…" cümlelerinde yer almaktadır. Tüm bunların dışında Türkiye'nin demokrasisi, barışı ve kardeşleşmesi için bu hakların tanınması olumlu bir gelişmedir.

ÖNCEKİ HABER

Tutuklular serbest bırakılsın

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa