NATO

NATO'ya karşı uluslarası konferans

NATO karşıtı aydınlar, 19 Haziran'da Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü'nde düzenleyecekleri Uluslararası NATO Karşıtı Konferans ile Ortadoğu ve bölge ülkelerinin gerçek temsilcileri ve aydınlarıyla bir araya gelecek.

Türkiye'nin bağımsız ve demokratik bir ülke olmasını arzulayan, NATO başta olmak üzere bu planların bir parçası olmayı reddeden, halkların kardeş olduğu ülküsünden yola çıkan aydın, yazar ve sanatçılar, Ortadoğu ve bölge ülkelerinin gerçek temsilcileri ve kendi ülkelerinin maceracı yayılmacı planlarına karşı mücadele yürüten aydınlar ile bir araya geliyor. Türkiyeli aydın, yazar ve sanatçılar 19 Haziran'da Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü'nde "Emperyalist Tehditlere Karşı Halkların Dayanışması" şiarıyla Uluslararası NATO Karşıtı Konferansı düzenliyor. Konferans hazırlık komitesi adına Üstün Akmen, Ayşenur Bahçekapılı, Mehmet Bekaroğlu, Cengiz Bektaş, Arif Nacaroğlu, Adnan Özyalçıner ve Cem Somel imzalı metin Adnan Özyalçıner ve Ayşenur Bekaroğlu tarafından dün basına açıklandı. Makine Mühendisleri Odası'nda düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna ilan edilen konferansa Fas, Fransa, Irak, İngiltere, İran, İspanya, Kuzey Kıbrıs, Lübnan, Suriye, Tunus ve Yunanistan'dan konuklar katılacak. Konferans "ABD'nin dünya hegemonyası stratejisinin bir parçası olarak Büyük Ortadoğu Projesi", "Büyük Ortadoğu Projesi'nde NATO'ya biçilmek istenen rol" ve "Ortak mücadele ve uluslararası dayanışma" konularını ana başlıklar olarak işleyecek.

Topraklarımızı kirlettirmeyeceğiz Basın toplantısında hazırlık komitesinin hazırladığı metni okuyan Adnan Özyalçıner, "İstanbul zirvesiyle, NATO'nun Büyük Ortadoğu'ya ilişkin yeni işlevi karar altına alınacak. Ortadoğu ile Asya'nın yer altı ve yer üstü zenginliklerinin ele geçirilmesi ve halklarının birbirine de düşürülerek kırılması NATO aracılığıyla gerçekleştirilecek" cümleleriyle zirvenin amacını açıkladı. İstanbul'u ve Türkiye topraklarını kirlettirmeyeceklerini ifade eden Özyalçıner, emperyalistlerin kararlarını verdiğini şimdide bölge halkları başta olmak üzere dünya halklarnın verecek kararı olduğunu söyleyerek "Ya emperyalizme kölelik ya ulusal bağımsızlık ve özgürlük" dedi. Özyalçıner sözlerini "Türkiye açısından ya emperyalizm yandaşlığı ve Afganistan ve Irak'tan başlayarak, NATO kapsamında asker gönderilecek "Büyük Ortadoğu"da taşeronluk üstlenmek ya emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi" cümleleriyle bitirdi.


KATILIMCILAR Konferansa Fas'tan Av Khaled Soufiani (Irak-Filistin Dayanışma Komitesi Başkanı), Filistin'den Hasib Ghaleb Said Al Nashashibi, Fransa'dan Nils Andersson (Yazar, Uluslararası politika uzmanı, Savaşa Karşı Aydınlar Komitesi Yöneticisi), Irak'tan Souheil Nejm Al-Mouini (Demokratik Yurtsever Hareketi) ve Dr. Muhammed Al-Ubeydi, İngiltere'den George Galloway (Parlementer, RESPECT Oluşumu Sözcüsü), Tunus'tan Jilani Hammami (Sendikacı), Suriye'den Michel Kilou (Yazar), Yunanistan'dan Polyvios Tsirkas (Mücadeleci Sendikalar Cephesi (PAME) Yönetim Kurulu Üyesi) katılırken Türkiye'den tebliğ sunacaklar şu isimlerden oluşuyor: Atilay Ayçin (Hava İş Sendikası Genel Başkanı), Prof. Dr. Mehmet Bekâroğlu (Karedeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi), İhsan Çaralan (Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni), İsmali Göldaş (araştırmacı, yazar), Prof. Dr. Arif Nacaroğlu (Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi), Doç. Dr. Yücel Sayman (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul Barosu eski başkanı), Doç. Dr. Cem Somel (ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi), Şükran Soner (Gazeteci, yazar) src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Halıya basma büyük adam!Barış Avşar Başbakan Tayyip Erdoğan, G-8 zirvesinin "demokratik ortağı" olarak ABD'ye gitti ve onunla ilgili olarak memlekete ulaşan ilk haber betona bastığı oldu! G-8 ve AB'nin dönem başkanı İrlanda'nın liderlerini kırmızı halıyla, bando-mızıkayla karşılayan ABD, Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefindeki ülkelerin liderlerini (İster 'demokratik ortak' Türkiye olsun, isterse 'bölgesel ortaklar' Irak, Yemen, Afganistan...) hiçbir ayrım yapmayarak beton zemine indirdi.

'Protokol olsun' diye değil Bu tür protokolde hiçbir hareket boşuna yapılmaz. Karşılama, ağırlama, görüşme, uğurlama... Bunların tümü ülkelerin birbirleriyle yüzyıllardır geliştirdikleri ilişkilerin, bağımlılık ve hamilik durumlarının, 'ezeli dostluk' ve 'ezeli düşmanlıkların' sonucunda ortaya çıkmıştır. Türkiyeli liderlerin ABD'yle ilişkileri söz konusu olduğunda bu mesajların değerlendirilmesi ince elenip sık dokunur. ABD Başkanı Johnson'la samimi bir şekilde aynı fotoğraf karesinde buluşan bir Demirel televizyonsuz bir memlekette bu 'protokol zaferi'ni karizmasını güçlendirmenin en önemli dayanağı yapar örneğin. Amerikalılar da bilir bir "üçüncü dünya" ülkesinin başbakanı için bu samimi fotoğrafın önemini. Tabii tam tersi bir durum olan Clinton'un önünde el pençe divan durmuş Başbakan Ecevit fotoğrafının etkisini de... Şimdi 'demokratik ortağın' soğuk betondaki görüntüsünün de Türkiye için bir etkisi vardır, Bush tarafından 'büyük adam' olarak değerlendirilmesinin de. Bu iki hareketle önce 'tokat' atılmış, sonra makas alınmıştır: Türkiye'nin başbakanı kırmızı halıya basma ehliyeti olmayan, 'büyük bir adam'dır! Şimdi o da bu mesajları ince eleyip sık dokuyacak ve diyecek ki dönüşünde, halı meselesini soracak gazetecilere, "Zarfa değil mazrufa bakın. Halıya basmadık ama bana büyük adam dedi..." Notre Dame'nin Kamburu'ndaki hilkat garibesi Quasimodo'nun kurumuş dudaklarını ıslatması için kendisine su veren güzel Esmeralda'dan bahisle, "Bana su verdi..." sayıklamasına benzer bir durum...

'Büyük adam'lığa aday! Ancak bugünlerde ABD'de bu tip sayıklamaların esiri olmuş tek Türkiyeli Tayyip Erdoğan değil. CHP'li Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de kendisine bir sayıklama metni bulmuş oralara kadar gidip. Demokrat ve Cumhuriyetçi milletvekileriyle, Beyaz saray yetkilileriyle görüştükten sonra, "Amerika beni muhalefet lideri görmek istiyor" şeklinde bir açıklama yapmış dünkü Vatan gazetesine. Bir belediye başkanından çok muhalefet lideri gibi ağırlanmış, Amerikalılar onun en çok gecekondu bölgelerinden oy alması ile ilgilenmişler. Biliyor adamlar neyle ilgileneceklerini! Eski Dışişleri bürokratı şimdinin CHP milletvekili İnal Batu, halı olayının ardından, "Büyük terbiyesizlik. Eskiden de yapıyorlardı, yine yapıyorlar" gibi bir değerlendirme yapmıştı 10 Haziran tarihli Milliyet'te. Peki CHP açısından en az 'kırmızı halısızlık' kadar büyük bir terbiyesizlik olan Sarıgül olayı karşısında parti yönetiminin tutumu ne olacak acaba? Demirel'den Tayyip Erdoğan ve Mustafa Sarıgül'e uzanan, "Amerikan dostları"nın hepsi 'büyük adamlar'dı. Ülkelerinde inandırıcılıkları olduğu sürece de Amerikalılar için öyle kaldılar. Kırmızı halıya basamayan büyük adamlar!

www.evrensel.net