10 Haziran 2004 01:00

Toplama kampı gibi

NATO zirvesi öncesi polis baskısı had safhaya vardırıldı. DGM'nin hazırladığı listede yer alan kitle örgütleri, kültür merkezleri, dergiler ve haber ajansları basılarak, onlarca kişi gözaltına alındı.

Paylaş
NATO zirvesi öncesinde İstanbul'da onbinlerce kişi ile yüzlerce kurumu 'güvenlik taraması'ndan geçiren polis, kenti adeta toplama kampına dönüştürdü. İstanbul'da önceki gün Dicle Haber Ajansı (DİHA) Merkez Bürosu, Genç Bakış ve Özgür Halk dergileri ile Yeniden Özlem Yayıncılık'ın yanı sıra Okmeydanı Halkevi, Okmeydanı Kültür Merkezi, İstanbul Gençlik Derneği, Gençlik Gelecektir dergisi, Tunceli Ovacıklılar Derneği, Halkevleri İstanbul Şubesi ve Sosyal Ekolojik Dönüşüm dergisine baskın düzenlendi. Çok sayıda basın çalışanının da gözaltına alındığı polis baskınları, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler tarafından Taksim'de protesto edildi. Dün öğle saatlerinde Galatasaray Lisesi önünde toplanan DEHAP, EMEP, SDP ve Özgür Parti İstanbul İl Örgütleri, ESP, KESK İstanbul Şubeler Platformu, Barış Anneleri, İHD Yakay-Der, NATO ve Bush Karşıtı Birlik ve Gökkuşağı dergisi temsilcileri, baskınlara son verilmesi, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ettiler.

NATO bahane Özgür Gündem ve Evrensel gazeteleri ile "Baskılar şahane, NATO bahane" yazılı dövizler taşıyan grup adına ortak bir açıklama yapan DEHAP İl Başkanı Cemal Kavak, İstanbul 2 No'lu DGM'nin kararı doğrultusunda, "NATO zirvesinin güvenliğinin sağlanması" gerekçesiyle önceki gün çok sayıda kültür merkezi, dernek, dergi ve haber ajansının sivil polislerce basıldığını söyledi. Baskınlarda, bu kurumlara ait arşivlere el konulduğunu, binada bulunan muhabir, çalışan ve misafirlerin tartaklanarak gözaltına alındığını belirten Kavak, "Baskın düzenlenen kurumlar adeta kullanılamaz hale getirilmiştir. Arama izni olmadığı halde ya da arama izni gösterilmeden bazı kurumlara zorla, hatta gaz bombası kullanılarak girilmiştir. Baskın saatlerce devam etmiş, tüm irtibat ve haberleşme engellenmiştir" dedi. NATO zirvesi nedeniyle demokratik kitle örgütleri ve muhalif basına yönelik başlatılan baskıları kınadıklarını açıklayan Kavak, basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "AKP Hükümeti ikiyüzlü tavrını ortaya koymuştur. Başta Kürt sorunu olmak üzere demokratikleşmeye yönelik yapılan sözde yasal düzenlemeler, demokratikleşme mesajlarının da sahteliği ve ikiyüzlülüğünü gözlerden kaçıramamıştır." Konuşmasında son dönemde bölgede yoğunlaşan çatışmalara da değinen Kavak, operasyonların yeniden başlatılmak istenen çatışma ortamından bağımsız olmadığını ifade etti. Kavak, DGM'ye verilen ve 30 kitle örgütünün adını içeren listede DEHAP'ın da olduğunu öğrendiklerini kaydederek, seçimlerde 2 milyona yakın oy almış yasal siyasi bir partiye yönelik bu tutumu eleştirdi.

KESK'ten kınama Bu arada KESK Genel Merkezi, Haber-Sen ve Tüm-Bel-Sen tarafından yapılan yazılı açıklamalarla, baskın ve gözaltılar kınandı. KESK adına açıklama yapan Genel Sekreter Mustafa Avcı, "Yoğunlaşan bu tür saldırılar, '90'lı yılların karanlık ve kirli uygulamalarını anımsatıyor ve bizi endişelendiriyor" diyerek, özgür ve muhalif basının sesinin kısılmak istendiğinin altını çizdi. KESK'e bağlı Haber-Sen'den yapılan açıklamada ise terör ortamının önce 8 TRT çalışanının gözaltına alınması ile başlatıldığı, daha sonra başta DİHA olmak üzere çeşitli dergi ve demokratik kitle örgütlerinin basılarak devam ettirildiği kaydedildi. Açıklamada, bu baskınların haber alma hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu da vurgulandı. Tüm-Bel-Sen Genel Sekreteri Hüseyin Ayyıldız ise, dünya halklarına kan ve gözyaşından başka gelecek vaat etmeyen NATO'nun ve Bush'un güvenliğini sağlamak uğruna muhalif kesimlere yönelik saldırıları kınadıklarını bildirdi. Eğitim-Sen de, El Kaide sanıklarının yargılanmasında "görevsizlik" kararı veren DGM'nin talimatıyla Dicle Haber Ajansı'na yapılan baskına tepki gösterdi. Eğitim-Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada, AKP Hükümeti eliyle yapılan antidemokratik uygulamalara bir yenisinin daha eklendiği dile getirildi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Öğretmenlere apolet
   tasarısı Anayasa'ya aykırı Öğretmenlik mesleğini "öğretmen, uzman öğretmen, baş öğretmen" olarak derecelendirerek, öğretmenlere apoletlerine göre ücret öngören tasarı Anayasa aykırılıklar taşıyor. Eğitim-Sen'in tasarı ile ilgili hazırladığı rapor, tasarının Milli Eğitim Temel Kanunu ve Anayasa ile açık bir biçimde çelişen yönlerini gözler önüne seriyor. Rapora göre, "Tasarı 'kazanılmış haklar'ın ortadan kaldırılması sonucunu doğuran uygulamalara yol açacak". 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43'üncü maddesinde öğretmenlik, "Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir uzmanlık mesleği" olarak tanımlanırken, tasarı "uzmanlık" unvanın öğretmenlerin en fazla yüzde 20'sine verilebilmesini öngörüyor. Uzmanlığın tüm öğretmenler için bugün itibarıyle "kazanılmış bir hak" olduğu göz önüne alındığında, tasarı ile bu hakkın öğretmenlerin en az yüzde 80'inin elinden alınması, Anayasa Mahkemesi'nin "Kazanılmış hakların hukuk devletinin koruması altında olduğu" yönündeki kararları, dolayısıyla da Anayasa'nın "hukuk devleti olmayı" sayan 2'nci maddesi ile bağdaşmıyor. Anayasa'nın 128'nci maddesinde "Memurların ve diğer kamu görevlilerin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri diğer özlük işleri kanunla düzenlenir" hükmü yer alıyor. Tasarının 1'nci maddesinde ise derecelendirme ve bunun için yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar ve diğer hususların "Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı'nın da uygun görüşleri alınarak Milli Eğitim Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenmesi" öngörülüyor. Anayasa da yasayla düzenlenmesi açıkça belirtilen alanların yönetmelikle düzenlenmesinin olanaksız olması nedeniyle, tasarı bu nokta da Anayasa ile çelişiyor.

Keyfiyete açık kapı Kariyer basamakları arasındaki geçişin yönetmeliklerle düzenleneceğinin belirtildiği tasarı, "657 sayılı Yasa'ya aykırı bir biçimde" yönetmelikle aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi cezası alanların "belirli görevlere atanamayacaklarının kurallaştırılması" nedeniyle, raporda "Süregelmekte olan hukuk ve yasadışı uygulamalar; bunlar arasına söz gelimi devlet memurluğundan çıkarma dışındaki disiplin cezalarından birini almış olanların 'uzman öğretmen' ya da 'baş öğretmen' olmalarını engelleyecek koşulların da koyulabileceğini düşündürmektedir" deniliyor. Tasarıda derecelendirilmiş öğretmen oranı ve onlara sağlanacak ek parasal olanaklara üst sınır getirilirken, alt sınıra yer verilmiyor. Bu nedenle de düzenlemenin yönetimin dileğine bağlı uygulanabilmesi ve derecelendirilmiş öğretmen oranının yüzde 0'a düşürülebilmesi ve yasanın eylemli olarak yürürlülükten kaldırılması ihtimalini doğuruyor.


'Apolet değil, insanca yaşamak' istiyorlar Eğitim emekçileri Adana'da yaptıkları basın açıklaması ile kendilerine "apolet" getiren tasarıya karşı "insanca yaşam" taleplerini dile getirdiler. Hükümetin öğretmenlik mesleğine yeni bir sistem getirmeye hazırlandığına dikkat çeken eğitim emekçileri, öğretmenlerin 'Aday, uzman, başöğretmen' gibi sınıflandırılmak istenmesine tepki gösterdiler. Eğitim-Sen Şube Başkanı Halil Kara, söz konusu yasa tasarısına öğretmenlik mesleği, eğitim bilimi ve örgütlenme kültürü açısından karşı olduklarını söyledi. Öğretmenlik mesleğini yakından etkileyen, eğitim sisteminde köklü değişikliklere yol açacak bu düzenlemenin eğitim işkolunda örgütlü sendikaların görüşleri alınmadan yapılmaya çalışıldığına dikkat çeken Kara,Eğitim-Sen'in tasarıyailişkin çeşitli eylem kararları aldığını da açıkladı. Basın açıklamasına KESK'e bağlı sendikaların yöneticileri de destek verdi.


Eğitim-Sen tepkisini Meclis'e taşıdı Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Genel Sekreteri Emirali Şimşek ve Genel Eğitim Sekreteri Fevzi Ayber, "apolet" takmak istemeyen öğretmenlerin istemlerini Meclis'e taşıdı. Eğitim-Sen heyeti, CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç ile görüşerek, Anayasa'ya ve eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı tasarıya karşı destek istedi. Dinçer alt komisyonda görüşülen tasarının zaten kayıt parası, karne parası, spor parası ile okullarda öğretmenlerin "mini tüccar" haline getirildiğini, bu tasarının eğitimin paralı hale getirilmesinin önadımı olduğunu söyledi. Tasarının yeni adaletsizlikleri, sınavlarda kayırma ve yanlı tutumları da getireceğini ifade eden Dinçer, sendika olarak kitlesel gösterilerle bütün güçlerini yasaya karşı seferber edeceklerini söyledi. Koç ise AKP'nin 19 aylık süreçte kadrolaşma dışında temel yasa değişikliklerini yapamadığını belirtirken, tepkilerinden ötürü Eğitim-Sen'i kutladı.

ÖNCEKİ HABER

Türkiye bölünmedi!

SONRAKİ HABER

Bursa Demokrasi Güçleri ulaşım zammını ve YSK kararını protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa