08 Haziran 2004 01:00

MUHTEŞEM KAPANIŞ

Diyarbakır 4. Kültür ve Sanat Festivali, 150 bin kişinin katıldığı konserle sona erdi. Belediye Başkanı Baydemir, uzanan barış ellerinin karşılık görmesi gerektiğini ifade etti.

Paylaş
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve "Surlar Sırlarını Paylaşıyor" adı verilen 4. Kültür ve Sanat Festivali, Koma Azad, Goran Bregoviç ve Leman Sam'ın katıldığı konserle sona erdi. Festival alanını dolduran yaklaşık 150 bin kişi, sanatçıların söylediği şarkılara eşlik ederken; sık sık barış taleplerini dile getirdi. Önceki gün sona eren festivalde sahneye ilk olarak Koma Azad çıktı. Kürtçe şarkılarıyla Diyarbakırlıları coşturan grup, "Xeribim" şarkısını söylerken bütün kitle eşlik etti.

Bregoviç'den Hernepeş Koma Azad'ın ardından sahneye Sırp asıllı sanatçı Goran Bregoviç çıktı. Bregoviç oynak ritimli parçalarla dinleyicileri müzik ziyafeti sundu. Üflemeli estrümanlarla "Çingeneler Zamanı" film müziklerini de seslendiren Bregoviç Diyarbakırlılara Kürtçe seslenemediği için üzgün olduğunu söyledi. Konserinin sonlarında Diyarbakır halkına mesaj olarak "Hernepeş-İleri" diyen Bregoviç bu kelimeleri ileriye giden tüm halklar adına söylediğini vurguladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Bregoviç'e bir plaket verdi. Daha sonra halka seslenen Baydemir, sanatçıların barışın elçisi olduğunu ifade ederek, Diyarbakır festivalinde halkın büyük bir dostluklar buluşmasını sağladığını söyledi. Bölgede yaşanan sıkıntıları aşacaklarını dile getiren Baydemir mutlak barışın sağlanabilmesi için herkesin üstüne düşeni yapması gerektiğini kaydetti. Bu coğrafyada uzanan barış ellerinin karşılık görmesi gerektiğine vurgu yapan Baydemir, Diyarbakır Festivali'nin uluslararasılaşma yolunda mesafe katettiğini söyledi. Bregoviç'in ardından, sürgünde yaşamını yitirine Kürt sanatçı Ahmet Kaya anısına dev ekrandan sinevizyon gösterisi yapıldı. Kaya ve şarkılarının gösterildiği sinevizyon gösterisi sırasında patlatılan havai fişeklerle alan adeta gökkuşağına dönerken, kitle tarafından sık sık "Şehit namırın" sloganları atıldı. Kalabalıktan büyük beğeni alan bu gösteri uzun süre alkış topladı.

Leman Sam, "Silav ji wera" dedi Havai fişek gösterisinin ardından ODTÜ'den içeriye alınmayan Dicle Üniversitesi öğrencisi tarafından kendisine verilen puşiyle sahneye çıkan Leman Sam halkı Kürtçe "Silav ji wera" diyerek selamladı. Gördüğü kalabalık karşısında çok duygulandığını ifade eden Sam, havai fişek gösterisine atıfta bulunarak, "Daha önce geldiğimde burada bombalar patlıyordu. Şimdi havai fişek. Ne güzel" dedi. Sahnedeyken duygulanan ve kendisini sıcak karşıladıkları için Diyarbakır halkına teşekkür eden Sam, Diyarbakır'a tekrar gelmek istediğini söyledi. Daha sonra sahneye çıkan "Anadolu Ateşi" dans grubu nefes kesen bir gösteri gerçekleştirdi. Açık havada yapılan ve Kürtçe müziklerle süslenen gösteride birçok halkın modern tarzda sunulan dansları yer aldı.


HALK FESTİVALİ DEĞERLENDİRİYOR

Çok güzeldi Meyyep Ay (Ev hanımı): Ben iki konsere, bir de bizim mahallede bir müzik dinletisi vermişlerdi, onları izledim. Çok güzeldi. Çok mutluyum. Ben istiyorum ki bunlar her zaman yapılsın.

Paneller zayıftı Mahmut Tütsü (Öğrenci): Festival geçen yıldan çok daha iyi bence. Hem çalışmalar hem de katılım bakımından bu yıl daha hareketli. Ama bu yıl yapılan paneller zayıftı. Panellerde güncel konular tartışılmadı, tartışılan eski konular oldu. Festivalin olumlu tarafı ise, ki bence en önemlisidir; halk bir arda.

Kadın sorunun tartışılması önemliydi Mehmet Aydın (Şöför): Bak hemşerim böyle etkinlikler bizim bu coğrafyanın insanı için çok önemlidir. Zaten halkın durumu, Güneydoğu'nun durumu bellidir. Onun içn bu gibi festivaller halka dayalı, halka yararlı olduğu için her daim için iyidir. İnsanımız barıştan yana, insanımız insanlıktan yana olmuştur. Bu yıl kadın sorununun tartışılması bence önemliydi

Broşürlerinin geç gelmesi beni üzmüştü Necla Zeybek (Öğretmen): Festivalde güzel tiyatro oyunları, sinema gösterimleri oldu. Tiyatroları çok fazla izleyemedim ama paneller çok güzeldi, hem bilgilendirici hem de geliştirebilecek panellerdi. Broşürlerinin geç gelmesi beni üzmüştü.

Bu yıl daha düzeyliydi Sıddık Göç (Esnaf): Açılış ve kapanışa geldim. Zaman bulamadım, dolayısıyla gidemedik. Ama basından izlediğime göre bu yılki festival daha düzeyli. Geçen yılki gibi kalabalık değildi, belki sansasyon yaratmadı ama bu yıl daha düzeyliydi. Barışın kazanması için... Mehmet Günaydın (Esnaf): Ben kanın durması, barışın demokrasinin kazanması için buraya geliyorum.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Tutukluların her hareketi
    ceza sebebi sayılıyorEvrim Ekrem Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülen ve haziran ayı ortasında Meclis gündemine getirilmesi beklenen Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun Tasarısı tepki toplamaya devam ediyor. Tutuklulara, ailelere, demokratik kitle örgütlerine, aydınlara, hekimler ve hukukçulara rağmen uygulamaya geçirilen F tiplerinin ardından "tecridin içinde tecrit" olarak değerlendirilen yasa, tutuklulara yönelik birçok ağır hükümler içeriyor. Toplam 129 maddeden oluşan yasada cezaevi yönetimine geniş takdir hakkı tanınırken, tutukluların yaptığı hemen her hareket disiplin cezası kapsamına alınıyor. Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Tayd-Der) İzmir Şube Başkanı Zeynel Değirmenci, çıkarılması düşünülen yasayla tutuklu ve hükümlülerin insan olduğunun unutulduğunu söyledi. Değirmenci, BM belgelerinde zorla çalıştırmanın yasak olduğunu, ancak bu yasada zorla çalıştırmanın hükme bağlandığını belirtti. Cezaevlerinde her türlü sesin yasaklandığını hatta sessizliğin bile suç kapsamına alındığını belirten Değirmenci, her şeyin idarenin keyfi tutumuna bırakılmış durumda olduğunu söyledi. Tasarıyı, mahpusları tek kişilik hücrelere konulduktan sonra teslim almak için oluşturulan bir girişim olarak değerlendiren Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Avukat Ali Eşki ise, "Yasa 12 Eylül mantığının devamıdır" dedi. Tek tip elbise giymeyi basit bir olay olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Eşki, yapılmak istenenin tek tip insan, tek tip düşünce, tek tip beyin yaratmak olduğunu söyleyerek, zorla çalışma dayatmasıyla ucuz ve sonsuz bir emek cennetinin yaratılmak istendiğini belirtti.

Hastalanmak suç Yasada hastalanmanın bile suç sayıldığını anlatan Eşki, yasanın askeri mantıkla hazırlandığını belirterek iktidarın birçok konuda hukuki sorumluluğu üstünden atmaya çalıştığını söyledi. Eşki şöyle devam etti: "Yasada görüş sırasında uygulamaları söylemek ya da mektupta uygulamalardan söz etmek disiplin cezası gerektiren suçlar kapsamında yer alırken ne olduğu belirtilmeyen yatma planına uymamak da ceza gerektiren bir durum olarak düzenlenmiş. Yatma planı ne demek, onu kimse bilmiyor. Tamamen idarenin keyfine bırakılmış bir durum. Gereksiz yere slogan atmak, marş söylemek yasak, bunun ne anlama geldiğini kestirmek mümkün değil. Gereksiz slogan düşünün?" Tasarıda suçlunun hasta, infazın da tedavi olarak görüldüğünü belirten Avukat Eşki, "Oysaki suç hastalık infaz da tedavi değildir" dedi. Eşki, "Tehlikeli görülen insanlar zincire vurulabilir" hükmünü denetlemenin mümkün olmadığını belirterek tasarının kötü uygulamalara direnmeyi bile ortadan kaldırdığını söyledi.

Yeni ölümler istemiyoruz Oğlu, Kırıklar Cezaevi'nde bulunan Gülnaz Türkmen de, kitle örgütlerini, hekimleri, aileleri, siyasi partileri tasarıya karşı mücadele etmeye çağırarak, yeni Ulucanlar, 19 Aralıklar yaşamak istemediğini söyledi. Gülnaz Türkmen, "Tasarının gündeme gelmesinden bu yana gözüme uyku girmedi, daha fazla acı yaşamak istemiyoruz, yüzlerce can aldılar yetmedi mi?" diye konuştu.

ÖNCEKİ HABER

Yeşil Kart da haram!

SONRAKİ HABER

Öcalan’ın ikinci açıklaması ve bir sondaj süreci

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa