07 Haziran 2004 01:00

NATO'ya karşı görev işçilere düşüyor

Yunan sendikacılar, İstanbul'daki NATO zirvesine karşı mücadele eden Türkiyeli işçi ve emekçilere deneyimlerini anlattılar. 1999 yılında Atina o dönemki ABD Başkanı Bill Clinton'a dar edilmişti.

Paylaş
İstanbul'da bu ay sonunda yapılacak NATO zirvesi, Yunanistan'daki işçi sendikaları ve sosyalistlerin de gündeminde. ABD Başkanı Bill Clinton 1999 yılı Kasım ayında Atina'yı ziyaret ettiğinde, oldukça güçlü protestolarla karşılanmıştı. Onun gelmesine birkaç gün kala tüm Yunanistan'da gösteriler yoğunlaştı. Binlerce esnaf Clinton'un geleceği gün dükkanlarının kapalı olduğunu hatırlatan ve "Katiller dışarı" vurgusunu yapan ilanlar yapıştırdı. Semtlerde her gece meşaleli gösteriler yapılıyor ve halk gösterilere çağrılıyordu. Sokaklar, okullar, pazarlar afişlerle donatıldı, ana caddelerin üstünde bulunan elektrik direklerine bezden pankartlar gerildi. Bugünlerde benzeri gelişmeler NATO zirvesi öncesinde Türkiye'de yaşanıyor. İstanbul'daki NATO Zirvesi ve Yunanistan'da Clinton'un ziyaretine karşı yürütülen kampanyanın deneyimleri hakkında üç Yunan sendikacıyla görüştük. - Önümüzdeki günlerde İstanbul'da NATO zirvesi yapılacak. Zirvede Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için somut kararlar alınması ve bu doğrultuda adımların atılması bekleniyor. Zirveye ve sonuçlarına karşı işçi ve emekçilerin, dolayısıyla da sendikaların tutumu ne olmalıdır? Babis Portelinos (Belediye İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve Mücadeleci İşçiler Cephesi - PAME yöneticisi): Şimdiye dek yapılmış olanların ve İstanbul'da yapılacak olan NATO zirvesinin işçi ve emekçi karşıtı, halkların aleyhinde bir zirve olacağı açık. Halklara karşı saldırı politikaları ele alınacak, emperyalist planlar onaylanacak. Bu nedenle sorun Türkiye işçi sınıfının ve halklarının ötesinde bir sorundur ve tüm dünya halklarını ilgilendiriyor. NATO'nun tarihi katliamlar, işgaller, saldırılar ve savaşlar tarihidir. Bizim Yunanistan'da attığımız bir slogan var: 80 yıllık geçmiş; cuntalar, savaş ve terörle birleşmiş. Bu slogan NATO'nun gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Yunanistan, Türkiye, Şili ve daha onlarca ülkede yüzbinlerin hayatına mâl olmuş cuntaların oluşmasında NATO hangi rolü oynadı! Irak'ta, Balkanlar'da, Afganistan'da hangi rol oynanıyor! Kısacası, NATO zirvesine karşı çıkmak işçilerin görevidir. - Türkiye'de çok sayıda sendika, kitle örgütü ve parti zirve karşıtı platformlar oluşturdular. Ancak bazı konfederasyonlar ve sendikalar "Bu sorun boyumuzu aşıyor" ya da "Sendikal hareketin sorunu değil" gibi bir tutum içindeler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Teodoros Kutras (Liman ve Tersane İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi, Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu - YSSE Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve PAME yöneticisi): Her şeyden önce, "Bu sorun kuşkusuz işçi ve emekçilerin sorunudur" demek gerekiyor. NATO emperyalist bir saldırı örgütü ve tüm dünyada sermayenin çıkar ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket eder. NATO'ya bağlı katiller Yugoslavya'nın bombalanmasından hemen sonra ülkemize geldiler. Katil Clinton'dan bahsediyorum. Clinton'un ülkemize geleceğinin duyulmasıyla beraber, bütün sendikalarda, bütün demokratik örgüt ve kuruluşlarda sorun tartışıldı ve açık ve net bir tutumla karşı çıkılacağı vurgulandı. Bütün ülke genelinde komiteler kuruldu; barış örgütleri, savaş karşıtları ve diğerleri ile. Ancak esas görevi ve sorumluluğu sendikal hareket üstlendi. Günlerce öncesinden bütün sendika merkezleri ve şubeleri yönetim kurullarını topladılar. Hatta bazıları genel kurullarını toplayarak "Clinton'un ziyaretine karşı" tutumlarını ve katillere karşı sessiz kalmayacaklarını resmi karar haline getirdiler. Fabrikalarda ve diğer iş alanlarında kampanyalar yürütüldü ve genel toplantılar düzenlendi. Konfederasyonların, federasyonların ve şubelerin aldığı kararlar işçilerin yüzde 80'e varan oranda çalışmalara katılmasını sağladı. PASOK hükümeti anamuhalefet partisinin de desteğini arkasına alarak anayasal bir hak olan gösterileri Atina'nın bir bölgesinde yasakladı. Atina ajanlarla, CIA ve FBI elemanlarıyla doldu. Gizli istihbarat örgütleri, açık emniyet birimleri, anti-terör timleri işbaşı yaptılar. Ancak işçi ve emekçi sendikaları gösteri yapma kararlılığında olduklarını gösterdiler ve meclis önünde toplandılar. Polis amansızca ve barbarca saldırdı. Binlerce gaz bombası kullanıldı. Birçok işçi yaralandı. Üç gün boyunca gazın yakıcı kokusundan bu bölgede gezmek bile zordu. Clinton'un programına göre Yunanistan'da iki gün kalacaktı, ancak toplam bir gün bile kalamadı. - Konfederasyonlar bütün bu gösterilere aktif olarak katıldı mı? Haciaras Kostas: Konfederasyonlar hükümete yakın bir tutum geliştirmeye çalıştılar. Hatta Clinton onuruna verilen yemekte de bulundular. Ancak işçi ve emekçilerin tutumu ve halkın öfkesi karşısında bu ziyaret karşıtı açıklamalar yapmak zorunda kaldılar. Yani gösterilere çağrı yaptılar. - İstanbul'da yapılacak zirveye karşı bir tepkiniz olacak mı? Teodoros Kutras: BOP'un amacı bölgede emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeni bir yapılanmaya gitmektir. Petrol, enerji ve diğer kâr kokuları emperyalistleri bölgeye çekiyor. Yunan halkı bütün bunlara karşıdır. Çünkü Yunan halkı geçmişte ağır faturalar ödemiştir. Bu nedenle inanıyorum ki Yunanistan'da da tepkiler ortaya çıkacaktır. Türkiyeli işçi ve emekçilerin yalnız olmadığını ortaya koyacağız. Ancak esas ağırlığı Türkiye'de yapılmasından dolayı bayrağı Türkiyeli işçi ve emekçiler kaldıracaktır. PAME temsilcilerinin Türkiye'ye gideceğini ve dayanışma içinde olacaklarını zannediyorum. Babis Portelinos: Hiçbir ulus bu konuda sessiz kalmamalıdır. "Güçlü olan haklıdır" anlayışını zorla halklara dayatanlara karşı mücadeleyi geliştirmek bugün önemli bir görevdir. Saldırılar genelde ve tüm halklara yöneliktir. - Türkiyeli işçi ve emekçilere bir mesajınız var mı? Haciaras Kostas: Yaşam kanıtlamıştır ki güçlü olan kitlelerdir, işçilerdir, silahları tutanlar değildir. NATO'nun katilleri her ülkeden yükselen seslerle yenilebilirler. NATO zirvesi bir kez daha bu insanlık düşmanlarının gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için bir fırsattır. Türkiye ve bölge halkları kendi cephesini kurmalıdır. Dostluk ve kardeşlik selamlarımızı iletiyoruz.

ÖNCEKİ HABER

Sözleşmeler yetmiyor

SONRAKİ HABER

Putin, Merkel ve Macron ile Suriye, Ukrayna ve İran gündemini görüştü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa