05 Haziran 2004 01:00

Basın özgürlüğü mü dediniz!

Dicle Haber Ajansı için Genelkurmay Başkanlığı; İçişleri, Adalet ve Maliye bakanlıklarına "andıç" gönderdi. Gazetecilerin de aralarında olduğu 23 kişi hakkında polis fezleke hazırladı ve Genelkurmay'ın "andıç"ını da kanıt olarak sundu.

Paylaş
Basın Yasa Tasarısı'nın; hükümetin "Bu bir demokratikleşme" açıklamalarıyla TBMM'ye sunulmasının ardından, İstanbul'da yapılan Dünya Gazeteler Birliği toplantısında, "basın özgürlüğü"nden dem vuruldu. Ancak Dicle Haber Ajansı İzmir Bürosu'nun başına gelenler, bu iddiaları yalanlıyor. DİHA çalışanlarını, DGM hakimi karşısına çıkaran gelişmelerin, oldukça "derin"lere uzandığı, bir dava dosyasına konan "gizli" ibareli bir yazıyla ortaya çıktı. Bornova'da düzenlenen mitingin ve Kadifekale'de Abdullah Öcalan için yapılan gösterilerin ardından polis, Kürt gençlerine dönük operasyon başlattı. Operasyon kapsamında 23 kişi hakkında fezleke hazırlandı ve bu fezlekeye, DİHA ve Özgür Gündem gazetesi çalışanları da dahil edildi.

"Andıç" kanıt oldu! DGM savcılığının hazırlık soruşturmasında, 13 Ekim 2003 tarihli Gündem gazetesinde yer alan "İzmir'de bayraklı eylem" başlıklı haber ve fotoğraflar da kanıt olarak kuruldu. Polisin, fezlekesiyle birlikte kanıt olarak sunduğu bir başka bir şey ise, Genelkurmay Başkanlığı'nın Adalet, İçişleri ve Maliye bakanlıklarına gönderdiği "andıç" niteliğindeki belge oldu. "Gizli" ibareli belgede, DİHA ve Özgür Gündem, "KADEK örgütünün yayın organı" olarak gösteriliyor ve yazının gönderildiği bakanlıkların şunları yapması isteniyor: "KADEK terör örgütü güdümünde, örgütün siyasallaşma ve legalleşme faaliyetlerini geniş kitlelere ulaştırmaya yönelik faaliyetlerini desteklemek maksadıyla çalışmalarını sürdüren söz konusu basın-yayın organlarının, faaliyetlerinin takip edilmesinin, terör örgütleriyle bağlantılarının ortaya çıkarılmasının ve yürüttükleri yasadışı faaliyetler hakkında gecikmesizin hukuki işlemlerin yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir." Yazıda, DİHA'ya ilişkin ayrıca şu ifadelere yer veriliyor: "DİHA tarafından; Van-Diyarbakır-İstanbul-Brüksel arasında kurulmuş olan data hattında Ankara ve Adana'nın da eklenmesi için çalışma yapılacağı, gezici canlı yayın aracı alımına gidileceği, her üniversitede bir DİHA muhabirinin görev yapacak şekilde teşkilatlanmaya gidileceği, her mahalle ve köye kadar muhabir görevlendirileceği, her DİHA bürosunda "Kürtçe servisler" oluşturulacağı; örgüt mensuplarının sözde basın şehidi olarak adlandırdıkları Gurbetelli Ersöz ve Aysel Malkaç adlı teröristler anısına "Yılın en iyi kadın, en iyi çevre ve en iyi gençlik haberi" yarışmasının DİHA faaliyetleri kapsamında başlatılarak, uluslararası ve geleneksel hale getirilmesine çalışılacağı, İran'da örgüte ait bir basın-yayın merkezi kurulacağı; Bağdat'ta MHA çalışanlarının kurduğu "İştar Haber Ajansı"nın günlük olarak Irak genelinden haber vermeye başladığı, ancak haber akışının telefondan yapılması nedeniyle maliyetinin çok yüksek olduğu, bunun yanı sıra DİHA'nın da Irak'ta büro açacağı...." 29 Ağustos 2003 tarihini taşıyan belgenin, bakanlıklara gönderilmesinin ardından polisin, 23 kişi hakkında hazırladığı 21 Kasım 2003 tarihli fezlekede, gazetecilerin de isimleri geçti. 27 Ocak 2004 tarihinde DİHA ve Özgür Gündem gazetesinin büroları basıldı. Büroda bulunan Mehmet Yücedağ, İbrahim Açıkyer, Fahri Kılınç ve Sevinç Tunceli ile Nedime Tunç bürolardan gözaltına alındı. Gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamede, telefon rehberinde yer alan numaralar da kanıt gösterildi. İddianamede, şu ifadelere yer veriliyor: "Ayrıca, PKK-KADEK örgütünün propagandasını içeren yayın yapan MEDYA TV'ye ait faks ve telefon numaralarının bulunmuş olmasına göre, Dicle Haber Ajansı aracılığıyla bu kanala haber gönderildiği, dosyada bulunan Yeniden Özgür Gündem'e ait gazete kupürlerinden anlaşılacağı üzere, örgüt sempatizanları ve örgüt adına faaliyet gösteren kişiler tarafından gerçekleştirilen kanunsuz mitinglerde, bu mitinglere ait haber niteliğinin ötesinde ve amacını aşarak örgütü övücü tarzda yazıların yazılmış olması karşısında bu sanıkların illegal örgütün propagandasını yaptıkları kanaatına varılmış ve bu suçun işlendiği ortaya çıkmıştır". "PKK/KADEK örgütünün propagandasını yapmak"la suçlanan gazeteciler, 1 Temmuz 2004 tarihinde İzmir DGM'de bir kez daha hakim karşısına çıkacak.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İnfazcı polisler yargılansın Sokak ortasında polis tarafından vurularak öldürülen Şiyar Perinçek'in Adana'daki cenaze töreninde gergin anlar yaşandı. Polis tarafından yere yatırıldıktan sonra sırtına ateş edilerek öldürüldüğü belirtilen Perinçek'in cenaze törenine katılanlar, cop ve kalas kullanan emniyet güçlerinin saldırısına maruz kaldılar. Polisin saldırısı sonucu 4 kişi gözaltına alındı. Perinçek için Diyarbakır'da düzenlenen cenaze törenine ise geniş bir katılım oldu. Şiyar Perinçek'in cenazesi önceki gün öğleden sonra ailesi ve İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ'ın da aralarında bulunduğu grup tarafından Adana Adli Tıp Kurumu Morgu'ndan alınarak, infaz edildiği sokağa götürüldü. Burada Perinçek için saygı duruşunda bulunan grup daha sonra cenazeyi memleketi Diyarbakır'a götürülmek üzere uğurladı. Ardından törene katılan yaklaşık 200 kişi İHD binasına doğru hareketlenirken polisin saldırısına maruz kaldı. Saldırıda Mustafa Akpınar, Rukiye Mercan ve isimlerini öğrenemediğimiz 2 kişi çevik kuvvet polisleri tarafından gözaltına alındı.

Toprağa verildi Şiyar Perinçek'in cenazesi ise dün Diyarbakır'daki Yenişehir Mezarlığı'nda annesi Fatime Perinçek'in yanında toprağa verildi. Cenaze törenine DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Celalettin Birtane, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yusuf Akgün, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, Yenişehir Belediye Başkanı Fıran Anlı, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, İHD Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın, Diyarbakır Demokrasi Platformu üyelerinin de bulunduğu bine yakın kişi katıldı. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş Diyarbakır'daki cenaze töreninde yaptığı konuşmada, bugün barışı daha çok haykırmak gerektiğini ifade ederek, "Değerli dostumuz İnsan Hakları Derneği Güneydoğu Bölge Temsilcisi Mehdi Perinçek'in oğlu Şiyar Perinçek Adana'da yargısız infaz sonucu yitirdik" dedi.

Evi ablukaya alındı Cenaze törenine katılanlar daha sonra yas evinin bulunduğu Emek Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında zaman zaman polisler gerginlik yaşayan grup, "Katil polis hesap verecek" sloganı attı. Evin çevresinde yoğun önlem alan polis, yürüyüşe katılan Zübeyde Kaplan, Hatun Keklik, Barış Elkaplan ve ismi öğrenilemeyen 2 kişiyi gözaltına aldı.

Olayın gelişimi 28 Mayıs Cuma günü İHD binası yakınlarında gerçekleştirilen gösteriye polis müdahale etmiş ve eylemcilerle polis arasında kovalamaca yaşanmıştı. Görgü tanıklarının anlatımına göre, kovalamaca sonucu yakalanan Şiyar Perinçek yere yatırıldıktan sonra sırtına ateş edilmek suretiyle vurulmuştu. Vurulduktan sonra Adana Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Perinçek 30 Mayıs Pazar günü yaşamını yitirmişti. Olayın ardından polisler Kürtlerin yaşadığı mahallelere operasyon düzenleyerek, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı. Gözaltına alınan kişiler, filistin askısı, elektrik verme gibi işkencelere maruz kalmıştı. Perinçek'in yakın mesafeden ateş edilmek suretiyle öldürüldüğünün kanıtı olan elbiseleri ise yok edilmişti.


DEHAP: Savcıları göreve çağırıyoruz DEHAP, Adana'da görgü tanıklarının anlatımına göre polislerce yargısız infaz sonucu öldürülen Şiyar Perinçek'e yönelik infazı kınadığını bildirerek hükümeti ve savcıları görevlerini yerine getirerek soruşturma başlatmaya çağırdı. DEHAP Genel Merkezi'nden yazılı açıklamada, Şiyar Perinçek'in 28 Mayıs tarihinde Adana'da öldürülmesinin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen soruşturma başlatılmamasının kaygı verici olduğu kaydedildi. Yaşam hakkının en kutsal hak olduğu ve bu hakkın güvenliği sağlamakla yükümlü devlet görevlilerince ihlal edilmesinin ürkütücü olduğu ifade edilen açıklamada, bu görevliler hakkında işlem yapılmamasının ise daha vahim olduğu belirtildi. AKP hükümetinin olaya duyarsız kaldığı kaydedilen açıklamada, hükümetin insan haklarına yönelik söylemlerinde samimi olmadığının bugünkü pratiğiye ortaya çıktığı vurgulandı. Hükümetin ortaya koyduğu söylemi yerine getirmesi istenen açıklamada, Türkiye'nin yargısız infazları, faili meçhulleri,gözaltında kayıpları, işkencede ölümleri gündeminden çıkarması gerektiği bildirildi.

ÖNCEKİ HABER

Anadilde yayın başlıyor

SONRAKİ HABER

Kandıra'da ağaç katliamı: Taş ocağı için 5 bin ağaç kesilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa