Tarlada tek başına…

Tarlada tek başına…

Çukurova'da uçsuz bucaksız tarlaların arasında görüyoruz onu. Karpuz ve buğday hasadının yaklaştığı bugünlerde, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde tek başına yaşam savaşı veriyor…

Bölge: Çukurova. Mevki: Köprügözü köyü sınırları. Yapılan iş: Bekçilik İş bedeli (aylık) :350 milyon TL İş tamamlanma tarihi: Yaz bitimi* *İş bu vakit gelecek yıllar içinde geçerlidir. Uçsuz bucaksız Çukurova'nın Karataş sınırlarında bir yerleşim birimi Köprügözü köyü. Herkes ekmeğini topraktan çıkarıyor burada. Alın terleriyle suluyorlar toprağı. Toprağı işledikçe üreticiler, bire bin veriyor başaklar, beyaz altının süygünleri daha bir gür fışkırıyor. Helal bilir, bereketli Çukurova toprakları ırgatların akınına uğruyor her sene. Ekmeğini Çukurova'nın topraklarından çıkartan tarım işçilerini anlatmaya yetmiyor cümleler. Üretici haberi yapmak üzere gittiğimiz köyde tarla bekçiliği yapan 65 yaşında ki Bekir Bayhan'la karşılaşıyoruz. Beyhan yukarıda yazılan iş akdini karaladığı buruşuk kağıdı bize uzatıyor.

Kulübede kalıyor Küçük bir kulübe… Karpuz tarlasının hemen kenarından geçen topraktan yapılı küçük su kanalının yanında başka karaltı olmadığı için epey heybetli duruyor. İçinde yaşlıca bir adam duruyor. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen gücü kuvveti yerinde görünüyor. Yüzünde boncuk boncuk terler birikmiş. Uç kısımlarından dökülen saçlarının ucurda, toprak tozları çamurlaşmış. Nasırlı elleriyle alnında biriken ter boncuklarını siliyor… Bekir Beyhan aslen Urfa Siverekli. 1974 yılında geçim derdiyle gelmiş Çukurova'ya. 6 senedir yaz aylarında tarla bekliyor Beyhan. İki en fazla üç ay çalışabilirse ne mutlu ona. Bu yaşta iş bulmak zor, evde ise ekmek bekleyenler var. 'Sigorta yok, rezil oluyom' dedikten sonra yaşadığı sıkıntıları anlatıyor bir bir… "Zor mor, çalışmaya mecburum. Gece gündüz buradayım" sözleriyle içinde bulunduğu durumu aktarıyor.

'Züğürt Ağa' Piknik tüpünün üstünde pişirdiği öğle yemeğini yerken sohbeti derinleştiriyoruz Beyhan'la. Yemeğin ardından ocağa çay koyuyor. Sıcakta çay içmekte zorlansak da ikram edileni geri çevirmek yakışık kalmayacağı için demli çaylarımızı yudumlayarak sohbet ediyoruz. Kulübesi iki katlı Beyhan'ın. İki metreyi aşmayacak yükseklikteki kulübeyi iki kat şeklinde düzenlemiş Beyhan. "Burada bekar olsam da yatak odam ayrı" diyor. Çevresindeki arkadaşlarını bir gülme krizi tutuyor bu sözlerin ardından.. Gülme nedenlerini bize açıklamıyorlar. Gizli bir hikâyeleri var anlaşılan. İkinci kat dediği yerde iki çatal arasına atılan hasırın üzerinde yatak serili. Ağa odası diye konuşmasını sürdürürken, ağzından 'Züğürt Ağa' diye mırıltı halinde bir ses yükseliyor.

'Ölünce rahata ererim' Gece gündüz demeden tarlada karpuz bekliyor. Beklerken umudunu yitirmeden geleceğe dair hesaplar yapıyor Beyhan: "Birgün evimde oturacağım elbet." Ardından "Böyle giderse ölünce rahata ererim ancak. Çalışmayana ekmek yok bu devirde" dedikten sonra ırgatlara su götürmek için yanımızdan ayrılıyor. Kulübe arkamızda kalıyor, tarlada ırgatlar çalışıyor, Bekir Beyhan yakıcı Çukurova sıcağı altında tarlanın bir o ucuna bir bu ucuna her günkü 'işini' yapmak için koşturmaya devam ediyor…

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.