Onlar bizim çocuklarımız

Onlar bizim çocuklarımız

Büyüyen işsizliğin, yoksulluğun ardından gelen göçle yanı başımıza kadar sokulan çocuklar... Sokakta çalışan çocuklar bütünleştikleri açlık, tecavüz, hastalık, suç kadar gerçekler.

Ulus Kalesi civarındaki Hıdırlıktepe, Çinçin, Yenidoğan, Aktaş'ta bulunan gecekondularında, sabah olunca yanı başlarında yatan annesini, babasını, halasını, dayısını, dedesini uyandırmadan çocuklar, sıcacık yataklarını bırakıp Kızılay'a Çankaya'ya iniyorlar. Kendilerine acıyarak yanlarından yürüyüp giden, yüzlerce insana selpak almaları için yalvarıyorlar. Oysa, gözleri kapalı olsun, yatağında rüyalar görmeye devam etsin istiyor her çocuk gibi onlar da. Erken yaşta tanıştıkları tecavüzün, tacizin, suçun, cezaevinin, çetelerin kabuslarından sıyrılmak istiyor. Ankara'da 20 binin üzerinde sokakta çalışan çocuk bulunuyor. Bu çocuklardan sadece 200'ünün ailesi bulunmazken, 270 madde bağımlısı çocuktan 30'u kız. Ulus Kalesi civarındaki gecekondu sakinlerini Türkiye'nin doğu bölgelerinden yoksulluk, işsizlik, sağlık hizmetinin yetersizliği, köylerinin yakılması ve artık can güvenliklerinin kalmamasından dolayı göç etmiş insanlar oluşturuyor. Gazetemize bu bölgede yaşayan insanların içinde bulunduğu koşulları anlatan Sokak Çocukları Koruma Derneği Başkanı Şükran Şankazan, "Bu insanlar bir akrabasının gecekondusunun küçük bir odasını ev biliyorlar. İki üç aile bir evde kalıyorlar. Aynı evde ailelerin çocukları birbirine aşık oluyor evleniyorlar. Hemen gecekondunun yan tarafına bir baraka yapıyorlar. Böylece nüfus gittikçe artıyor" diyor.

Devletin yok saydıkları Burada yaşayan kadınların bir nüfus cüzdanı bile yok bu yüzden devlet onları yok sayıyor ve devletin hiçbir güvencesinden yararlanamıyorlar. Şankazan, bu durumun ciddiyetini "Ölü kadınlar, ölü çocuklar doğurmaya devam ediyor" diyerek dile getiriyor. Her gün bir silah sesinin duyulduğu bu bölgede erkeklerin ya hapiste olduğunu ya da "her an bir suç işleme potansiyeli" taşıdığını belirten Şankazan, "Burada 3 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüzün ne olduğunu sorsanız size anlatır. Bu çocuklar burada yaşanan şiddet olaylarından etkileniyorlar. Şiddeti de birbirlerine uyguluyorlar" diyor. Burada yaşayan insanlar kendi bedenlerini satmalarının yanı sıra bir de sokakta çalışan çocuklarının getirdiği paralarla geçimlerini sağlıyorlar. Şankazan, bu insanlara çocuklarını çalıştırmaktan başka çare bırakılmadığını söylüyor. "Sokakta çalışan çocuklar tecavüzden şiddete bir çok tehlike ile karşılaşılaşıyor" diyen Şankazan şunları anlatıyor: "Tecavüz bu çocukların kişiliğinde ve bedeninde onarılmaz yaralar açıyor. Birbirlerine ve toplumun birbirine uyguladığı şiddetle karşılaşıyor. Kopmalar yaşıyor. Ev aile kavramı kalmıyor. Artık sokaklar onun evi olmaya başlıyor ve madde bağımlısı oluyor. Şimdiye kadar bu çocuklara kimse kibar davranmamış. Sevgiyi, saygıyı ve bunun gibi bizim bildiğimiz bir çok kavramı bilmiyorlar. Sokakta sağlıklarını kaybediyorlar, moralmen çökmüş durumdalar. Evin yükü sırtlarına biniyor. Toplumun bütün sosyal ekonomik karmaşasını bu çocukların sırtına bindirmek adaletsizlik. Bence bu çocuklar çok sabırlılar, kendilerinden çok şey kaybetmişler ama kendilerine yapılan hakaretleri alttan alıyorlar, çok mütevaziler."

'Etkenler kaldırılmalı' Bu çocuklar için geçici çözümler üretiliyor. Yardımlar bu çocukların sokaklardan uzaklaşmasını sağlamıyor. Sokak Çocukları Koruma Derneği sokakta yaşayan ve çalışan çocuklara eğitim, sağlık ve beslenme destekleri verirken, "ailenin yaşam standartlarının yükselmesi, evdeki çalışan işgücünün çocuktan ebeveyne kaydırılması" gibi konulara da eğiliyor. Çocuklara maddi olanak sağlamak yerine ailenin toplumda varolan kaynaklardan yararlanmasını sağlamak, kişiliklerinin gelişimine katkı vermek dernek çalışmalarında öncelik taşıyor. 2000'den bu yana yürüttüğü çalışmalarla derneğin sokak çocuklarının yaşamını bir nebze olsun kolaylaştırmaya çalıştığını ifade eden Şankazan, "Bu çocukları yaratan, işsizlik, yoksulluk göç gibi etkenler ortadan kaldırılmadığı sürece bu çocuklar var olmaya devam edecek. 10 çocuğa hizmet götürüyorsunuz arkasından 100 çocuk geliyor. 'Çocuklara yardım ediyoruz' diye onlardan alışveriş etmek onları daha çok sokağa çekiyor" görüşünde.

www.evrensel.net