01 Haziran 2004 01:00

Silah ticaretinin patronu
   Amerika ve NATO

Silah ticareti uzmanı Rolf Lindahl, ABD'nin tek başına dünya silah ihracatında yüzde 50'lik bir paya sahip olduğunu, NATO ülkelerinin ise silah ihracatlarındaki paylarının yüzde 80 civarında olduğunu söyledi.

Paylaş
Dünyanın en eski derneklerinden olan İsveç Barış Derneği, nisan ayı sonlarında "silah ihracatına" karşı bir dizi eylem düzenledi. Derneğin hedefi, ABD ve İngiltere'ye silah satışının durdurulması. İsveç Barış Derneği'nin Siyasi Sekreteri ve silah ticareti uzmanı Rolf Lindahl, şu an dünya silah pazarının patronunun ABD, en büyük silah pazarlamacısının da NATO olduğuna dikkat çekti. Soğuk Savaş dönemi sona erdikten sonra silahlanmada bir azalma oldu mu? Soğuk Savaş döneminin bitmesinin ardından silah ihracatında büyük bir gerileme görüldü. 1987 yılında silahlanma harcamaları rekor seviyeye çıkmışken 1992 yılında silahlanma giderleri neredeyse yarıya düştü. Ama 2000 yılından itibaren silahlanma giderleri yeniden artmaya başladı. 2000 ve 2001 yılları arası silah ihracaatında yüzde 7 oranında artış oldu. Stockholm Uluslarası Barış Araştırması Enstütüsü (SIPRI) 2000 yılında 30 milyar dolarlık silah satıldığını tahmin ediyor. Bu rakama hafif silahların dahil olmadığını da söylemek gerekiyor. Dünyanın en büyük silah ihracatçısı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi yine ABD. SIPRI tarafından 2002 yılında yayınlanan ve 1997-2001 yıllarını temel alan araştırma sonuçlarına göre ABD 44 milyar 821 dolarlık silah ihraç etti. ABD'yi 17,3 milyar dolarla Rusya, 9,8 milyar dolarla Fransa, 6,7 milyar dolarla İngiltere ve 4,8 milyar dolarlık silah satışıyla Almanya izledi. ABD tek başına dünya silah ihracaatında yüzde 50'lik bir paya sahip. NATO ülkelerinin silah ihracatlarındaki payları yüzde 80 civarında. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin silah ihracaatındaki payları ise üçte bire tekabül ediyor. Bu silahlar hangi ülkeler tarafından satın alınıyor? Gelişmiş Batılı ülkeler tarafından üretilen silahların en büyük müşterileri üçüncü dünya ülkeleri. 1997-98 yıllarında Batılı ülkelerin silah ihracatındaki payları yüzde 98 oranındaydı ve bunun yüzde 70'i geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelere satıldı. Yine 1997-2001 yıllarını temel alırsak; Tayvan 11,4 milyar dolarlık silah satın alarak ilk sıraya yerleşti. Çin 7,1, Suudi Arabistan 6,7, Türkiye 5 ve Hindistan 4,7 milyar dolarlık silah satın aldılar. Doğu Avrupa ülkelerinden bazıları NATO üyesi oldular. Bu durum, silahlanma ve ABD ile AB arasındaki güç dengeleri açısından hangi sonuçlara yol açabilir? Bu ülkelerin NATO'ya katılmalarından ötürü ortaya çıkacak ve pek çok kişinin düşünmediği şeylerden en önemlisi bu ülkelerin kendi askeri örgütlemelerini ve savunmalarını NATO'ya adapte olmak için yeniden yapılandırmak zorunda kalacakları. Orduyu modernleştirmek ve daha da askerileştirmek için NATO standartlarına uygun silah almak zorundalar. Daha önceden bunun hazırlıklarına başladılar. Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan bunun için F-16 gibi savaş uçaklarını satın aldılar. Yeni NATO üyeleri askeri harcamalarını artıracaklar ve yeni silahlar satın almak zorunda kalacaklar. Bazı kesimler AB'nin askeri alanda güçlenmesinin ABD'yi gerileteceğini ve barışın güçlenmesine hizmet edeceğini iddia ediyor. Sizce bu mümkün olabilir mi? AB üyesi ülkelerden bazıları ABD'nin dünyadaki eğemenliğine karşı bir alternatif güç oluşturmak istiyorlar. Ama biz bu düşüncenin tamamen yanlış olduğu kanısındayız. ABD ile aynı koşullarda ordu kurarak ve daha fazla silahlanarak sorunlar çözülemez, barış da sağlanamaz. Avrupa çatışmaları ve anlaşmazlıkları askeri yöntemlerle değil, diyalogla ve insancıl yardımlarla çözmeye yönelmeli. AB alternatif politikalar oluşturmalı ve çatışmalara girmekten kaçınmalıdır. Ama ne yazık ki, Avrupa askeri bir güç olma yolunu seçiyor. İsveç silah tekellerinin bir bölümü ABD, İngiliz ve Alman tekelleri tarafından satın alındı. Bu gelişme İsveç'in izlediği dış politika üzerinde hangi sonuçları yarattı? Bu çok ilginç bir gelişme. Daha önceleri İsveç'te silah üretimi devlet ve özel firmalar tarafından yapılıyordu. Ama devlet tarafından kurulan silah firmaları, özel sektöre satıldı. Bu şirketler daha sonra uluslarası tekellerle birleşmeye ve ortaklıklar yapmaya başladılar. Doğal olarak da bu, İsveç'in silah ihraç politikasını etkiledi. Eski İsveç dış politikası tarafsız olma prensibi temel alınarak şekillenmişti. İsveç çatışmalarda tarafsız bir ülke konumunu sürdürecek ama buna karşın kendi savunmasını gerçekleştirecekti. NATO ya da Varşova Paktı'na karşı bağımsız konumunu sürdürebilmek için silah sanayini inşa etti. Silah ihracı ise katı kurallara bağlandı. Ama şimdi bu politika ve anlayış değişti. İsveç şirketleri bağımsız konumlarını yitirdiler, uluslarası tekellerin bir parçası haline geldiler. Şimdi bu silah tekellerinin en büyük ortakları ABD, İngiliz, Fransız ve Alman tekelleri. İsveç yasalarına göre savaşan ülkelere silah ihraç edilmesi yasak. ABD ve İngiltere uluslarası hukuk kurallarını hiçe sayarak Irak'ı işgal ettiler. İsveç hükümeti bu işgali protesto etti. Ama buna rağmen bu ülkelere silah satışını sürdürüyor.


İSVEÇ BARIŞ DERNEĞİ İsveç Barış Derneği, 1883 yılında kuruldu. Dünyanın en eski ve İskandinavya'nın en büyük barış örgütü. 6000 üyesi ve 20 civarında şubesi var. Yılda 6 kez yayınlanan PAX adlı bir dergi çıkartıyor. Son bir yıldır da ABD ve İngiltere'ye silah satışının durdurulması amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. Dernek adını, 1990'lı yılların başında, İsveç silah tekellerinin Singapur üzerinden Körfez ülkelerine kaçak olarak silah sattığını açığa çıkararak duyurmuştu. Daha sonra da, Endonezya'ya silah ihraç edildiğini ortaya çıkarttı. Derneğin bu faaliyetleri sonrasında, Körfez ülkelerine ve Endonezya'ya silah satışı durduruldu.

ÖNCEKİ HABER

İstanbul'un gece halleri

SONRAKİ HABER

Halfeti'de işkence görenlerin ATK'ye sevk talebi reddedildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa