30 Mayıs 2004 01:00

İşkenceciler iyi eğitilmiş!

Ebu Garib Cezaevi'nde yaşananlar bize, 'savaş'ı daha basit bir seviyede yeniden değerlendirme şansı veriyor. Çocuklarımızın, Irak'taki o işkenceci askerler gibi olmasını ister miyiz?

Paylaş
Birçok politikacı Ebu Garib ve Irak'taki diğer cezaevlerinde Amerikan askerleri tarafından yapılan işkencelerin askerlerin iyi eğitilmemesinden kaynaklandığını iddia ediyor. Ama o askerlerin anneleri, çocuklarının yemek yeme, kaşık gibi birçok karmaşık aleti kullanma konusunda gereği gibi eğitildiğine kefil olur sanırım. Ve onların, gerektiği şekilde tuvalet eğitimi aldıklarını da kanıtlayabilirler. Anne ve babaları, çocuklarının görev üstlenme, dürtülerine yenilmeyip diğer çocukların oyuncaklarını çalmama veya diğer çocukları dövmeme gibi konularda eğitim aldıklarının da tanığıdır. Bu anne babalar bize, çocuklarının genel kavramları düşünmekte ne kadar başarılı olduklarını, zor işleri arkadaşları ile paylaştıklarını da anlatabilirler. Ebeveynler onlara sevgiyi öğretmek için çok çalıştıklarını da söyleyeceklerdir. Birçoğu, sevmeyi öğrenmeye anne ve babalarını sevmekle başlamamış mıdır?.. Eğitim okulda da devam ediyor. Ve bu gençler bilimi, yaratıcılığı, diğer insanlara saygı duymaları gerektiğini kavrıyorlar. Asker olduklarında ise öldürmeyi öğreniyorlar. İnsan öldürmek, o ana kadar aldıkları eğitim ile çelişiyor. Vicdanları ile çelişki yaşamaya başlıyorlar, dinsel-etik ilke ve inançlarını, anne babalarından öğrendikleri her şeyi inkâr etmek durumunda kalıyorlar. Bir keresinde düzenlediğimiz yaz kamplarının birinde genç bir adam, bana orduda gördüğü eğitimden bahsetmişti. Biz ona Joe diyelim. Joe yumuşakbaşlı, yakışıklı bir adamdı ve üniversitesinin takımında futbol oynuyordu. Okulu bitirdikten sonra Hava Kuvvetleri'ne yazılmış ve eğitim için Colorado'ya gönderilmiş. Aldığı eğitim içinde saatlerce film izlemek de varmış. Bu filmler de genellikle "vatan sevgisi" uğruna öldürmenin övüldüğü filmlermiş.

Arap düşmanlığı Bu filmlerde 'düşman', genç adamlara tanıtılıyor ve onların bu düşmandan nefret etmeleri sağlanıyor. Onlarla karşılaştıklarında, öldürmekten çekinmeyecek kadar nefret duyuyorlar. Bu filmlerde Dünya Ticaret Merkezi'nin pencerelerinden atlayan insanlar, Amerikalılara ait kömürleşmiş cesetler gösteriliyormuş. Ayrıca "uğursuz Araplarla" dalga geçiliyor ve Arap toplumlarının Amerika'ya karşı şiddet eğilim taşıdığı anlatılıyormuş. Joe bu filmlerden birini izlediği sırada bir kriz geçirmiş ve evine gönderilmiş. Daha önce asla böyle bir kriz yaşamadığını söylüyor. İyileştikten sonra tekrar askere gitmek istemiş, fakat Hava Kuvvetleri onu kabul etmemiş.

Korkunç şarkılar Bir başka asker de bana askerlerin koşarken bir şarkı söylediklerini söyledi. Koşarken ritm tutarak söyledikleri şarkı şu. "Napalm bombaları çocukları öldürür". Herhalde bu şarkının söyletilmesinin amacı askerleri, bir çocuğu öldürdüklerinde ya da sakat bıraktıklarında yaşayacakları acıya alıştırmak olsa gerek. Askerlerde kadınların, çocukların ve sivillerin öldürülmesine karşı bağışıklık yaratıyorlar. Zaten savaşta zaten ölenlerin çoğunu siviller oluşturuyor. Bir başka asker de yine eğitim sırasında söylenen başka bir şarkıdan bahsetti. "Rape and pillage, burn the village" (Tecavüz et yağmala; köyleri yak). Bu denizci, komutanlarının eğitimi şu şekilde tanımladığnı söylüyor: "Acı duymadan öldürmeyi öğrenmek". Eğer bu gençlerin askere alınmadan önce gördükleri eğitimi "insanlaşma" olarak tanımlarsak, askere alındıktan sonraki eğitmlerini de "insandışılaşma" olarak tanımlamamız gerekir. Savaş eğitimi alan birçok asker, bu eğitimin veya savaşa katılmaları durumunda yaşadıkları deneyimlerin izlerini yaşamlarının geri kalanından silemiyor... ABD Gazi İşleri Departmanı'nın açıklamasına göre Vietnam ve Körfez savaşlarına katılan insanların çok büyük bir bölümü umutsuz durumda. Ebu Gari. Cezaevi'nde görevli askerler ve onlara emir veren konumunda olanlar işte bu ahvaldeler. Ebu Garib'te yaşananlar bize "savaş"ı daha basit bir seviyede yeniden değerlendirme şansı veriyor. Çocuklarımızın, o işkenceciler gibi olmasını ister miyiz? Ebu Garib'teki askerler kendilerine verilen emirleri yerine getiriyorlardı ve "gerektiği gibi" eğitilmişlerdi.

(commondreams)

ÖNCEKİ HABER

Merhaba

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa