28 Mayıs 2004 21:00

Bir Gerard Philipe vardı

Yaşı başı kemale ermiş olanlar anımsar Gary Cooper, Clark Gable, Van Heflin, Jack Palance, Danny Kaye, Cary Crant, Audie Murphy, Ray Milland ve benzerlerini. Kadınlar da vardı, G. Messina gibi, Anna Karina, Deborah Kerr, Patricia Medina ve benzerleri gibi. Audrey Hepburn, Charlton Heston, Brigitte Bardot gibileri saymıyorum.

Paylaş
Yaşı başı kemale ermiş olanlar anımsar Gary Cooper, Clark Gable, Van Heflin, Jack Palance, Danny Kaye, Cary Crant, Audie Murphy, Ray Milland ve benzerlerini. Kadınlar da vardı, G. Messina gibi, Anna Karina, Deborah Kerr, Patricia Medina ve benzerleri gibi. Audrey Hepburn, Charlton Heston, Brigitte Bardot gibileri saymıyorum. Çoğunlukla Amerika'dan çıkardı, ünlü sinema oyuncuları. Aralarına tek tük de Avrupalı oyuncular girerdi. Nasıl, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdühnasır dünyanın en güçlü radyosunu kurmuşsa, Amerikalılar da dünya sinemasını ele geçirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Büyük ve sömürgen bir ülke olduklarından dolayı olanakları çok fazlaydı. İşte o yıllarda, Elia Kazan, "James Dean" adlı bir genci çıkardı ortaya. Üç filmiyle dünyayı bağladı kendisine James Dean. Özellikle de gençleri. Ama ondan önce bir Fransız genci çıktı ortaya: Gerard Philipe... Gerard Philipe'le James Dean'in kaderleri birbirine çok benziyordu. İkisi de oyunculuklarının doruk noktasındayken ölmüşlerdi.

Önce ülkelerinde sonra dünyada İkisininde, hem James Dean'in, hem de Gerard Philipe'in ortak bir tarafları vardı: Önce ülkelerinde ünlenmişler, arkasından, çok kısa bir süre sonra dünyada "1 numara" olmuşlardı. İkisi de gençlerin, özellikle genç kızların sevgilisiydi. Biri, yani James Dean, "Haşin ve gaddar" erkekti, öteki yani Gerard Philipe duygusallığın yüce ilahıydı. Gerard Philipe, Fransız sinemasının unutulmaz bir adıydı. Babası onun avukat olmasını istiyordu. Ama onun aklı başka yerlerdeydi. Ve bir gün, doğduğu kent olan Cannes'dan kaçtı. Paris'e gitti. 1943 yılında "Sodom ve Gomorre" adlı oyunda sahneye çıktı. Archange rolünü canlandırıyordu. Konservatuvarda iki öğretmeni vardı, Denis D'ines ve George Le Roy. Onların eğitiminden geçen Gerard Philipe, bu ilk rolüyle tüm dikkatleri üzerine çekti. Daha sonra Claude Dauphin Tiyatrosu'nda çeşitli oyunlarda rol aldı. Hızla yükseliyordu artık. Sonunda sinema kapıları ona açıldı. Birbiri arkasına filmlerde oynamaya başladı. Çok kısa olan ömründe hemen hemen 30 filmde rol aldı. Dostoyevski'den Somerset Maugham'a, Stendhal'e kadar birçok ünlü yazarın eserinde görev aldı. Örneğin, "İçimizdeki Şeytan", "Kırmızı ve Siyah", "Parma Rahibesi", "Budala", "Kadınların Sevgilisi", "Korkak Kahraman", "Büyük Manevra", "Mağrur Kalpler", "Kumarbaz", "Tehlikeli İlişkiler" gibi... Filmlerinden akıl almaz paralar kazanıyordu. Ama kazandığı bu paraları hiçbir zaman lükse harcamamıştı. Ne Cadillac'ları vardı, ne yüzme havuzlu villaları. En ünlü olduğu dönemlerde bile metroya binermiş, Paris'te. Bir gazeteci şöyle anlatıyor, bir metro anısını: "Paris metrosunda yan yana oturan iki genç kız, ellerindeki sinema dergisindeki bir resme bakarak kendi aralarında konuşuyorlardı, sürekli. Karşılarında oturan genç, dayanamayıp sorar: 'Deminden beri hep aynı resme bakıp, konuşuyorsunuz. Koskoca dergide başka bir konu yok mu?' Kızlardan biri bozulur, paylar onu: 'Siz ne anlarsınız ki... Bu, tüm Fransız kızlarının sevgilisi Gerard Philipe'in fotoğrafıdır...' O sırada metro, durağa yaklaştığı için yavaşlar. Genç ayağa kalkar. Kızları selamlar, 'Ben Gerard Philipe'im' der ve iner metrodan..." Gazeteci gerisini yazmamış, yani kızların ne duruma düştüğünü falan... Genç ölmüştü. Bir yazar arkadaşımın dediği gibi, "Cesedi yakışıklı" olmuştu... Evet, bir Gerard Philipe geçti bu dünyadan...

ÖNCEKİ HABER

Her şey sil baştan

SONRAKİ HABER

ABD Senatosu'ndan Trump'a engel: Suudi Arabistan'a silah satışı yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa