28 Mayıs 2004 21:00

Asker annesinin isyanı

24 yaşındaki Seth, iki yıl önce Rutgers Üniversitesi'nden mezun olduğunda borç içindeydi. Para kazanmak ve iş bulabilmek için orduya katıldı. Anne Sue Niederer, şimdi savaş karşıtı bir eylemci.

Paylaş
24 yaşındaki Seth, iki yıl önce Rutgers Üniversitesi'nden mezun olduğunda borç içindeydi. Para kazanmak ve iş bulabilmek için orduya katıldı. Anne Sue Niederer, şimdi savaş karşıtı bir eylemci. Seth Niederer, Şubat 2004'te, Irak'a gidişinden 5 ay sonra, bir bomba patlamasıyla öldü. Acılı annesi, Amerikan yönetimine ateş püskürüyor. Oğlunuz orduya ne zaman ve ne için katıldı? Sue Niederer: Haziran 2002'de, kolejden mezun olur olmaz. FBI veya CIA'ya girmek istiyordu. Askere alma memuru ona, FBI veya CIA'ya girmenin yolunun ordu olduğunu söylemiş. Babası, okulunun son iki yılında masrafları karşılamayı reddetti. Borçları vardı. Ordu size dünyayı vaadediyor. Primler veriyorlar; kolej, para, sağlık sigortası veriyorlar. Asker alma memurları müthiş yetenekli satıcılar. Irak'a gitmeden önce ne kadar görev yaptı? Hiç! temmuz sonunda eğitimini yeni tamamlamıştı. "Irak'a gidiyorsun" dediler. Sonunda ölümüne neden olan şey, kesinlikle eğitimsiz oluşuydu. Ekim ortalarında birliğiyle beraber özel görevlere çıkmaya başladı; uzaktan kumandalı bombaları bulmak. Bomba uzmanlarını çağırmaları gerekiyordu. Uzman gelene kadar ölüyorsunuz! Bu çocuklar her gün yem oluyorlar. Özel yelekleri yoktu, miğferleri kalitesizdi, gelişmiş aletleri yoktu. Oğlunuzun yokluğuna nasıl katlandınız? Kocam ve ben geceli gündüzlü konuştuk, dua ettik, sürekli arkadaşlarımızla birlikteydik. Bir parça da olsa inanabileceğim bir şeye ihtiyacım vardı. Oğlumun düğününde bir adam onun yanına geldi ve bir madalya çıkardı. Oğluma; "Genç adam, kim olduğunu bilmiyorum. Bu madalya benim Vietnam'a katlanmamı sağladı. Senin de Irak'a katlanmanı sağlayacak. Al bunu" dedi. İhtiyacım olan kehanetin bu olduğuna inandım. O madalyanın oğlumu eve geri getireceğini düşündüm. Oysa oğlumu o madalyayla gömdük. Geçenlerde, asker tabutlarının ekranlardan gösterilip gösterilmemesiyle ilgili bir tartışma vardı. Sizce böylesi görüntüler halka gösterilmeli mi? Kesinlikle gösterilmeli. Savaşın faturası bu. Bu gerçek. Bir sayı duyuyorsunuz; oysa numaralar bir şey ifade etmiyor. Bir tabut gördüğünüzde ise, bu cenazenin sahibi olan bir aile olduğunu bilirsiniz. Bu savaşın "yanlış istihbarat" sebebiyle başladığı iddiasına ne diyorsunuz? Başkan Bush'un kafasını koparmak istedim. Ona küfür etmek, bağırmak, kendine bir alçak olduğunu ve başka şeyler söylemek... Herhalde o anda karşımda olsaydı onu kasıklarından vururdum. Onun bize yaptığı gibi, ona da ıstırap çektirirdim. O, daha iyisine layık değil. Kasım ayındaki seçimlerde bu ülke ona koltuğu tekrar verirse, hepimiz aptalız demektir. Onun bize çektirdiği ve çektireceği her şeye layığız demektir. Bize yalan söyledi, askerlerimizi öldürdü. Kayıp aileleriyle yüzleşmiyor. Yeniden onu seçersek, başımıza gelenleri hak etmiş oluruz. Bush ile veya savaşı destekleyen Kongre üyeleriyle konuşabilseydiniz onlara ne derdiniz? Şimdi orada olan askerlerle yer değiştirin, oraya siz gidin. Kendi çocuklarınızı, eşlerinizi oraya gönderin. Sizinkiler tabutta dönsünler. Bakalım o zaman ne düşüneceksiniz. Siz "Başkan" diye çağırılmaya değmezsiniz. Hatta size "Bayım" denmesine bile değmezsiniz. Benimle yüzleşin, savaşınızın bir kurbanıyla konuşun. Ama nerede sizde o cesaret!..

(counterpunch)

ÖNCEKİ HABER

Özelleştirmeye geçit yok!

SONRAKİ HABER

Recep Hantaş'ı öldürmekten tutuklanan polis tahliye edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa