26 Mayıs 2004 01:00

BİR SAVAŞ ÖRGÜTÜ: NATO -5

Kanlı Pazar'ın gerçekleşmesinde çok 'emeği' olan Mehmet Şevki Eygi o günlerde Bugün gazetesinin başyazı sütunlarında toplu namaz çağrıları yapıyor ve "kızılları öldürmek" için and içtiriyordu.

Paylaş
Amerika'nın dünya halklarına dönük saldırıları ve özellikle de Vietnam Savaşı, Türkiye'deki gençlik hareketini de derinden etkiledi. Artık bir NATO üyesi olan Türkiye'de gençler, NATO ve ABD'ye karşı mücadaleyi bağımsızlığın tek yolu olarak görüyorlardı. Bu nedenle de Amerikan üslerine karşı büyük bir tepki vardı. Türkiye gençliğinin tepkisi ve bağımsızlık talebi, hükümetin yaptığı anlaşmaları dahi gizlemesine, hatta anlaşmalardaki bazı kelimeleri değiştirmesine neden oluyordu. Örneğin Adalet Partisi döneminde ABD ile imzalanan askeri anlaşmada "üs" yerine "tesis" kelimesi kullanılıyor, Süleyman Demirel, "Türkiye'de üs yoktur, tesis vardır" diyordu. Bu ateşli yıllarda emperyalizmin bir simgesi haline gelen 6. Filo'ya karşı yapılan eylemler antiemperyalist mücadele tarihinin de en onurlu sayfaları arasında yer aldı. Türkiye'de de ABD ve NATO karşıtlığının doruğa çıktığı günler, Dolmabahçe'de Amerikan askerlerinin denize dökülmesi ve Taksim'de düzenlenen "Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü"ne (Tarihe Kanlı Pazar olarak geçecek) konu olan 6. Filo protestolarıydı.

6. Filo'nun ünü 1965 yılında İsmet İnönü'nün başbakanlığı sırasında yapılan Kıbrıs bombardımanında Kıbrıslı Türklerin yardımına giden Türk donanmasının yolunu kesen, "Benim verdiğim silahları sen kendi işinde kullanamazsın" diyen 6. Filo gemilerinin bu tavrından dolayı, ABD artık halk arasında "dost" olarak görünmüyordu. Haziran 1967 sonlarında Amerikan 6. Filosu İstanbul'a demirler. Filo komutanı tarafından Taksim'deki anıta çelenk konur. Türk Milli Talebe Federasyonu (TMTF) üyesi gençler çelengi yakar, yerine "Emperyalizmin Kanlı Eli Atamıza Uzanmasın, Kırılacaktır" yazılı çelenk konulur. TMTF İkinci Başkanı Faruk Yalnız, yaptığı konuşmada şöyle der: "Türkiye Johnson'a mezar olacaktır. Türk ulusu bir kere daha emperyalizmi Anadolu'da kahredecektir." Bu arada Dolmabahçe'de görevli otuz kadar Amerikalı denizci, gençlerin elinden polis tarafından kurtarılarak motorlara bindirilip gemilerine gönderilmiştir. 25 Haziran tarihli gazetelerde bu olaya şöyle yer verilmiştir: "Binlerce İstanbullu Hürriyet Meydanı'ndan Taksim'e kadar yürüyerek Amerika'yı protesto etmişlerdir. Yürüyüşçüler, Dolmabahçe'deki bayrak direğinden Amerikan bayrağını indirmiş ve yerine İstiklal Marşı söyleyerek Türk bayrağı çekmişlerdir." (Akşam gazetesi) Çelenk olaylarından sonra öğrenciler kentte ve özellikle eğlence yerlerinde dolaşan Amerikan denizcilerine karşı 'taciz' eylemleri düzenlenmeye başlarlar. Askerlerin keplerini başlarından kapmak, üstlerine kırmızı mürekkep atmak, üniformalarını jiletlemek ya da askerleri dövmek gibi eylemler yapılır. Bu eylemlere dönemin aydınları, sanatçıları ve sendikacıları da büyük destek verirler. 11 Ekim 1967 tarihli Akşam gazetesinde 6. Filo'ya karşı başlatılan açlık greviyle ilgili şu haber yer alıyor: "Amerikan 6. Filosu'nun sırf gövde gösterisi yapmak ve mürettebatına kadın sağlamak üzere İstanbul Limanı'na yaptığı ziyaretin tepkileri devam etmiş ve Fikir Kulüpleri Federasyonu İstanbul Sekreterliği, Dolmabahçe'de açlık grevi düzenlemiştir. Greve katılanlar arasında Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Şükran Kurdakul ve öğrenci Mehmet Cantekin adı dikkat çekiyor."

İşçi-öğrenci dayanışması Öğrencilerin eylemleri grevdeki birçok işyerini de etkiler. Grevden sonuç alamayacaklarını düşünen Derby Lastik fabrikası işçileri öğrencilerden işgal için destek isteyecektir. Öğrencilerin verdiği destekle istediklerini elde eden Derby Lastik işçilerini daha sonra Kavel ve Finfinis Fabrikası işçileri izleyecekti. İşgal ve direnişler sürerken, 15 Temmuz'da 6. Filo 8 günlük bir ziyaret için tekrar İstanbul Limanı'na demir attı. Demir atmasından beş saat sonra protesto gösterileri başladı. Dolmabahçe Rıhtımı'nda İTÜ'lü öğrenciler Türk bayrağı çektiler ve İstiklal Marşı okudular. Gece ise Beyoğlu'nda eğlenmeye çıkan Amerikan denizcilerine, tıpkı 1967'de gelen 6. Filo denizcilerine gösterilen 'ilgi' naylon torbalara doldurulmuş mürekkep ve boya bombaları ile gösterilir. Aynı gün İTÜ'de devrimci örgütler arasında yapılacak protestolarla ilgili bir toplantı yapılır. Toplantı sonrasında Taksim'e çıkmak isteyen gençleri polis durdurur ve 11 öğrenci önderini gözaltına alır. Ertesi gün bu durumu protesto için Dolmabahçe'deki bayrak yarıya indirilir. Bundan sonraki iki gün içinde polis ve öğrenciler arasında Gümüşsuyu ve Taksim sokaklarında çatışmalar sürer.

ABD askerleri denize döküldü 17 Temmuz günü İTÜ Rektörü Kemal Kafalı'nın 'yurdun üniversite dışında olduğunu, dolayısıyla polisin herhangi bir çağrı olmaksızın yurda girebileceğini' belirtmesi üzerine polis Teknik Üniversitesi Yurdu basılır. 30 öğrenci tutuklanır 47 öğrenci hastaneye kaldırılacak ölçüde dövülür. Bu baskında polis tarafından yurt penceresinden atılan Vedat Demircioğlu ve iki öğrenci yaralanır. Öğrenci mücadelesinin üssü konumundaki yurda yapılan baskın büyük tepki yaratır. Her üniversiteden öğrenciler İTÜ önünde toplanmaya başlar ve Taksim'e doğru yürüyüşe geçerler. Taksim anıtında yapılan konuşmalardan sonra Deniz Gezmiş'in "Akın var güneşe akın, güneşin zaptı yakın" mısraları eşliğinde öğrenciler filonun demirli bulunduğu Dolmabahçe'ye doğru koşmaya başlar. Dolmabahçe'de kitleyle çatışmayı göze alamayan polisin çekilmesiyle botlara binip kaçamayan denizciler öğrenciler tarafından denize dökülür! Amerikan emperyalizminin simgesi olan 6. Filo, '68 hareketinin doruğa çıktığı yıllarda hiç bir zaman Türkiye'de rahat demir atamadı. Hükümetler de Amerika ile ilişkilerinin o dönem bugün olduğu gibi açıktan yürütemedi.

YARIN: Kontrgerilla örgütlenmesi


KANLI PAZAR Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü' olarak isimlendirilen miting için günlerce önceden bildiriler dağıtılmış, toplantılar düzenlenmiş, geceler tertip edilmiş, mitinge kadar her gün gösteriler düzenlenmiş ve nihayet sadece gençlerin katıldığı değil tüm toplumsal kesimleri kucaklayan -hatta tertip komitesi Kartal bölgesinden işçilerdir- miting 16 Şubat Pazar günü saat 14.00'te Beyazıt'ta sayıları 30 bin kişiyi bulan kitleyle başlar. Yürüyüşe başlandığında bu sayı 50 bin kişiyi bulacaktır. Güzergah Taksim'dir. Kitle Taksim'e doğru yürüyüşe geçtiğinde faşistler ise boş durmuyordu. Günlerdir namaz çağrıları yapılan Dolmabahçe'de 6. Filo'yu kıble yapmış kalabalık bir grup namaza durmuştur. Taksim Meydanı'nda daha sonra plakaları bile basında yer alacak üç araba faşistlere silah ve sopalar dağıtmıştır. Bir tek eksik vardır o da polisin yardımıdır, o da kitlenin meydana girmesinden sonra gelecektir. Beyazıt'tan yola çıkanlar Taksim Meydanı'na girmek üzereyken polis yürüyüş kolunun başı ile gövdesi arasına set çekerek birkaç bin kişinin meydana girmesini sağlar. Meydanda bunu bekleyen faşist kalabalık ellerindeki sopa ve bıçaklarla polisin gözetiminde vahşice kitleye saldırır. Yüzlerce kişi yaralanırken iki TİP'li işçi; Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan öldürülür.


KONTRGERİLLA FAALİYETİ Türkiye'de bağımsızlık yanlısı gençlik Amerikan donanmasına karşı eylemler düzenlerken, kontrgerilla faaliyetlerinin en tipik örnekleri de yaşanıyordu. AP Hükümeti'ni eleştirse de komünizme karşı tek seçenek olarak gören Mehmet Şevki Eygi önderliğindeki Bugün gazetesi, antikomünizm propagandasıyla kitlesel bir saldırı odağı olmayı başarmıştı. Kanlı Pazar'ın gerçekleşmesinde çok 'emeği' olan Mehmet Şevki Eygi o günlerde Bugün gazetesinin başyazı sütunlarında toplu namaz çağrıları yapıyor ve "kızılları öldürmek" için and içtiriyordu. Bu çağrılar üzerine 14 Şubat günü Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Komünizmle Mücadele Derneği "Bayrağa saygı" mitingi düzenliyordu. MTTB Başkanı İsmail Kahraman kürsüden kalabalığa şöyle seslendi: "İstanbul'un genelev haline geldiğini söyleyenler karılarına sahip olsunlar. Biz buraya tarihi kararlar almak için toplandık." Miting, "Komünizme cihat açtık, pazar günü Taksim'de buluşalım" sözleriyle bitti. Ertesi günkü sağcı gazetelerin manşetlerinde şunlar yazıyordu: "Kızılları boğmanın vakti geldi", "Kızıl Emperyalizmin Para ile Tutulmuş Uşaklarını En Ufak bir Kıpırdanışta Gebertmek İçin Ant İçin", "Ya Tam Susturacağız. Ya Kan Kusturacağız"

ÖNCEKİ HABER

Kafesin içindekiler

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa