23 Mayıs 2004 01:00

Bir çarparsam bir de yer çarpar

Ah efendim eskiden bu kaba saba "kodum mu oturturum" hitabı yok idi. "Bir çarparım bir de yer çarpar!" denirdi. Ne imge değil mi... Bir çarpıyorsunuz, bir de yer ya da duvar çarpıyor. Çarpmanın hedefi iki arada yaprak gibi titriyor.

Paylaş
Ah efendim eskiden bu kaba saba "kodum mu oturturum" hitabı yok idi. "Bir çarparım bir de yer çarpar!" denirdi. Ne imge değil mi... Bir çarpıyorsunuz, bir de yer ya da duvar çarpıyor. Çarpmanın hedefi iki arada yaprak gibi titriyor. Konumuz ister "terbiye" olsun ister "aşk". Zaten terbiye dediğin yumurtayla limon suyunun çarpılması ya da çırpılması değil mi? Şimdi eğitim diyerek olayın gerçek kökenini örtbas ettiler. Hiç dayaksız sevda , dayaksız eğitim olur mu? Halkımızın en beğendiği filmler "seviyorum seni ulan" anlamında osmanlı tokadının aşk edildiği filmler değil mi? En beğenilen aktörler filmlerde de yaşamlarında da sevdiklerinden tokadı "erkektir sever de döver de" diye eksik etmeyenler değil mi? Bilmem bilir misiniz tokat sözünün eski adı "avuç" anlamında "tabançe/küçük taban"mış. Eski romanlarda "bir tabançe vurdu" diye anlatımlar yer alırmış. Bu sözün anlamını iyi bilemeyenler sevdiklerinden tabancanın şefkatini de esirgememişlerdir. Bilirsiniz ki ruh hastalarını da biz müzik dinletmekle, kaldıkları mekanların çevresinde su sesi sağlamakla , özel yemekler özellikle kimi av kuşlarının etini yedirmekle iyileştirmeye çalışırken Batı bu işin dayakla halledileceğini görmüş, uygulamıştı. Biz de onlardan öğrenip bir daha arkasını bırakmadık dayağın köteğin. Böylece ruh hastalıklarının iyileştirildiği yerlerin adı bimarhaneden, şifahaneden , tımarhaneye terfi etti. Geçen yüzyılda İstanbul'un ortasındaki bir Ermeni kilisesinin alt katında ruh hastaları için ayrılan bölümde hastaların tedavisi sırasındaki gürültü ve hasta iniltisinden cemaat rahatsız olur, üzüntü duyarmış. Bugün Zeytinburnu'nun Balıklı semtindeki Ermeni Hastanesi camaatten ünlü bir mimarın girişimiyle yapılmış. İyi olmuş elbet. Böyle nazik tedavilerin gözden ırak yerlerde uygulanması gerekir. Eğitimde dayak dendi mi aklımıza falaka geliyor, peki İngilizler'in kamçısı ne olacak? Bilmem eğitimde dayak bizim icadımız mı? Ama dersini bilemeyenin kafasına eşek kulaklı şapkayı geçirmek de galiba Amerikan eğitiminin en "şiddetli" keşfidir. Şiddet günümüzde de çekiciliğini koruyan bir duygu. Uzmanlar varsın "şiddet öğrenilmiş bir duygudur" desin. Kimi hormon bozukluklarının insanı saldırgan yaptığını söylesin... İş bu şiddetten hoşlanacak kitleyi bulmakta. Galiba bizim halkımız gibisi de yok. Adam buzdolabı ve televizyon reklamında ne yapıyor biliyorsunuz. Bir defa söylüyor satmak istediği markanın fiyatıyla ünlü markanın fiyatını . Sonra "hangisini alırsın? " diye soruyor. Beğendiği yanıtı alamayınca küüt iniyor tokatı. Ben bu reklamın satışları engelleyeceğini düşünürdüm. Oysa, oooo.... hem satışları ikiye üçe katlamış hem de herhalde kristal elmayı sağlar mucidine.Şimdi ben anketçilerden bucak bucak kaçıyorum. Neme lazım! Hadi reklamcı delidir, ne dese yeridir de.. Televizyonun sevda aracılığı evine konuk olan "ortayı geçen yaştaki" "sevda ustası" bekarlarımız bile gözlerine kestirdikleri kadına "bir çarparım", "köpeğini de seni de tuttuğum gibi pencereden atarım" gibi iltifatlar ediyorlar .Kadınlar da onlara kul köle..Eh aldıkları oylar da fena değil. Light erkek olup "senden pek hoşlandım" inceliğinde bulunanlar "ağabey", "amca" gibi "sevda evinde" yeri olmayan hitaplara ya da "bakışı pis" davranışı yılışık" gibi azarlamalara maruz kalıyorlar. Demek ki neymiş! Şiddet toplumumuzun gözbebeği. "Asmayalım da besleyelim mi" sloganı nefret değil tepki bile uyandırmadı geniş bir kitlede. İsrail'in öldürdüğü çoluk çocuk Filistinliler için kullandığı "terörist" tanımı da kimi çevrelerde onu temize çıkarıyor mu ne?. (Böyle konuşmaları az dinlemedim ne yazık). Biz toplumumuzdaki yasal kadın katlini "töre cinayetleri" diye diye durduramadan Emine Laval'ın taşlanarak öldürme (recm) cezası konusu yeniden gündemde. Bebeğini iki ay görebilecek, sonra toprağa gömülerek taşlanarak öldürülecek. İmzalarımızla, imzalarınızla yardımına ulaşmazsak Bu cinayeti durduramazsak.

ÖNCEKİ HABER

Akademik birikime darbe

SONRAKİ HABER

TÜPRAŞ işçileri: Müzakere yoksa mücadele var!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa