21 Mayıs 2004 01:00

Ezidiler de düğün alayında

Demokratik Türkiye Girişimi, "Masalların Düğünü" adını verdiği etkinlikle, Anadolu ve Mezopotamya halklarının masallarının izini sürmeye devam ediyor.

Paylaş
Demokratik Türkiye Girişimi, "Masalların Düğünü" adını verdiği etkinlikle, Anadolu ve Mezopotamya halklarının masallarının izini sürmeye devam ediyor. Bu toprakların onlarca kültürden çocukları, atalarının dağarcıklarından emanet masalları, Seyr-i Mesel Sanat Atölyesi'nde gerçekleşen düğünde, birbirleriyle paylaşmayı sürdürüyor. Masallarının Düğünü'nün ilk etkinliği, Elbistan yöresinden derlenen "Heyfa Bıre (Kardeş İntikamı) adlı masalın sunumuyla 12 Mayıs 2004 tarihinde gerçekleşmişti. Daha sonraki günlerde Ermeni masallarının anlatımıyla devam eden etkinliğin üçüncüsü ise önceki gün Seyr-i Mesel Sanat Atölyesi'nde yapıldı. Ezidi kültürü üzerine araştırmalar yapan Amed Gökçen, Ezidilerin Yaradılış Efsanesi'ni anlattı, Ezidiler'in geniş bir coğrafyaya yayılma sebepleri ve bunların cemaate etkileri, dini ibadet biçimleri ve örgütlenişleri, hakkında bilgi verdi. Gökçen, etkinliğin ikinci bölümünde ise Ezidiler'in gün içinde okudukları dualardan örnekler sundu. Etkinlikte, Ezidiler'in Laleş'teki hac törenlerini dair bir sinevizyon gösterimi de yapıldı. Masalların Düğünü adlı etkinlik, 28 Mayıs 2004 tarihinde Çerkes masallarının anlatımıyla devam edecek.


Ezidiler'in Yaradılış Efsanesi "Tanrı kendinden sonra ilkin bembeyaz bir kuş yarattı. Sonra aynı beyazlıkta bir inci... İnciyi kuşun sırtına yerleştirdi. Sonra incinin içine girip kırk bin yıl o kuşun sırtında dolanıp durdu. Günlerden birgün inciyi çatlattı ve kendinden başka birinin de olmasını istedi. İşte o gün Tawusê Melek Cebraili Emin'i yattı. Tanrı, Tawusê Melek Cebraili Emin'i yarattı ama Tawusê Melek'e hiç görünmedi. Tawusê Melek Cebraili Emin, kim olduğundan habersiz uçsuz bucaksız gökyüzünde dolaşıp durdu yıllarca. Ben diyeyim bin yıl siz deyin on bin... Devasa büyüklükteki Tawusê Melek birkaç kanat çırpışta dolaşıyordu tüm boşluğu. Bu gezintiler sırasında sürekli gördüğü ama tamamı suyla kaplı olmasında dolayı konamadığı, yaklaşamadığı bir yer vardı; Dünya. Tanrı Tawusê Melek'in binlerce yıllık kimsesiz gezintisinin bitmesine karar verdi. Bu belki de Tawusê Melek'in ilk sınavıydı. Tawusê Melek Cebraili Emin yine gökyüzünde süzülürken bir de baktı ki her gün yüzlerce kez yanından geçtiği ve tamamı sularla kaplı olan yerin tam tepe kısmında şimdiye kadar hiç görmediği bir ağaç... Tawusê Melek'in bugüne kadar gördüğü ikinci şeydi. Hemen kanatlarını açtı ve gördüğü ağaca doğru yöneldi. Birkaç saniye sonra ağacın yanındaydı ve hiç düşünmeden kondu. Tawusê Melek Cebraili Emin bir kuştu ama o güne kadar hiçbir yere konmamıştı. İlk defa bir yere konuyordu. O an bedeninde biriken binlerce yılın ağırlığı ve yorgunluğu uçup gitti. Tawusê Melek'in ağaca konmasından birkaç saniye sonra Tanrı, Tawusê Melek'in karşısında göründü. Tanrıyı görünce şaşırdı. Tawusê Melek kendinden başka birinin varlığından haberdar değildi. Kim olduğunu, nasıl yaratıldığını bilmiyordu ve bu yüzden biraz kızgındı. Tanrı, Tawusê Melek'in düşünmesine fırsat vermeden hemen sordu;

"Söyle bana Tawusê Melek ben kimim?" Tawusê Melek Cebraili Emin büyük bir güvenle Tanrıya döndü ve dedi ki;

"Ben benim sen de sen. Başka ne olabilir ki." Tanrı, Tawusê Melek'in kendisini tanımamasına kızdı ve hemen ağacı yok etti. Tawusê Melek suya düşmeden bir kanat çırpışta gökyüzüne ulaştı ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti. Ben diyeyim bin yıl siz deyin on bin yıl gökyüzünde amaçsız ve anlamsız dolaşıp durdu. Tanrı, Tawusê Melek'i tekrardan sınamak istedi ve ikinci kez ağacı yarattı. Tawusê Melek ağacı hemen fark etti ve bir kanat çırpışta ağaca yaklaştı ve kondu. Konar konmaz Tanrı karşısında göründü ve sordu;

"Söyle Tawusê Melek ben kimim?" Tawusê Melek aynı güvenle; ben benim, sen de sen. Başka ne olabilir ki" dedi. Tanrı ikinci kez tanınmamanın etkisiyle kızdı ve ağacı yok etti. Tawusê Melek yine bir kanat çırpışta gökyüzüne ulaştı ve gezintisine devam etti. Ben diyeyim bin yıl siz deyin on bin yıl amaçsız ve anlamsız bir şeklide dolaşıp durdu gökyüzünde. Tanrı, Tawusê Melek'e üçüncü bir şans vermeye karar verdi ve ağacı tekrardan yarattı. Tawusê Melek ağacı görür görmez ağaca doğru yöneldi. Bu sefer farklı düşünüyordu Tawusê Melek. Ağaca doğru kanat çırparken geçen birkaç saniye içinde Tawusê Melek, binlerce insanın yıllarca düşünebileceği şeyleri tarttı kafasında. Dedi ki; binlerce yıldır uçuyorum bu gökyüzünde, bir ben varım bir de o. Başkasını göremedim. İkimizin dışında bir de ağaç var ve o ağaca sadece onun sözü geçiyor." Daha binlerce şeyi tarttı kafasında Tawusê Melek Cebraili Emin. Ağaca yaklaştı ve kondu. Konar konmaz yıllardır bedeninde biriken yorgunluk birden uçuverdi. Ben diyeyim bin yıl siz deyin on binlerce yıl uçmuştu Tawusê Melek. Tanrı hemen karşısında göründü ve sordu;

"Söyle Tawusê Melek ben kimim?" Tawusê Melek artık onun kim olduğunu biliyordu. Dedi ki...

(...)

ÖNCEKİ HABER

Ruhumuz ne kadar eder?

SONRAKİ HABER

Üsküdar’da polislere ateş ettiği iddia edilen kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa