20 Mayıs 2004 21:00

Öğretmenleriyle toplanan gençlere
   'terörist' muamelesi yapıldı

Eğitim-Sen binasında öğretmenleriyle toplanıp etkinlikler düzenleyen liseli öğrenciler yasadışı örgüt suçlamasıyla karşılaştı.

Paylaş
Aydın'da Eğitim-Sen binasında, öğretmenlerinin de katılımıyla, söyleşiler düzenleyip toplantılar yapan gençlere yasadışı örgüt muamelesi yapılıyor. Polisin okul yönetimine verdiği listede yer alan katılmıcı öğrenciler, müdür yardımcısı tarafından tek tek sorgulandı. Aydın Lisesi'nde okuyan gençler bir süredir biraraya geliyor, sanattan, tarihten, okul sorunlarından, yaşanan savaşlardan konuşuyorlardı. Buluşma yeri olarak da Aydın Eğitim-Sen binasının toplantı salonunu kullanıyorlardı. Toplantılara zamanla hem diğer liselerden öğrenciler hem de öğretmenler de katılmaya başladı. Polis, sendika çıkışı 15 liselinin ismini aldı. Polisin listeyi okul yönetimine vermesiyle harekete geçen Aydın Lisesi müdür yardımcısı gençleri tek tek sınıflarından, derslerinden çıkarıp odasında sorguya çekti. 'Neden Eğitim-Sen'e gidiyosunuz? Ne işiniz var orda? Sizi kim götürüyor oraya? Bunun suç olduğunu bilmiyor musunuz?' gibi sorular yönelten müdür yardımcısı gençleri yasadışı bir örgüt kurmakla suçladı. Öğrencilerin "Eğitim-Sen de sadece sohbet ediyoruz, hocalarımız da katılıyor sohbetlerimize, yaptığımız yasal" sözleri müdür yardımcısının suçlamalarını değiştirmedi. Gençlerin birbiriyle görüşmesini ve Eğitim-Sen'e gitmesini yasaklayan okul yöneticisi aynı zamnada öğrencileri daha önce aldıkları disiplin cezalarını sicillerine işlemekle tehdit etti. Gençlerin birkaçının ailesine çağıran okul yönetimi aynı suçlamalarını ailelere de yineledi. "Amacımız yoz kültürden, kafe ve internet kültürden kurtulup kendi geleceğimize sahip çıkmak ve yaşanan dünya ve ülke gerçeklerinden haberdar olmaktır" diyen gençler bir süredir polis baskısıyla karşılaştıklarını dile getirdiler. Okul ve sendika çıkışlarında yollarının polis tarafından kesildiğini ve "Bu günkü kavgayı yapanlar siz miydiniz?, Çalıntı telefon aldınız mı? gibi bahanelerle kimliklerinin ve okulların sorulduğunu belirttiler.

Gençlere destek Eğitim-Sen yönectileri, gelişmelerle ilgili okul yönetimi ile görüşmeyi kararlaştırdı. Ayrıca İHD Aydın Şubesi de, gençlerin yaptığı başvuru üzerine Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilik'le görüşmeyi karalaştırdılar.


Müdür yardımcısı: Bence sakınca yok "Polisin okul yönetimine Eğitim-Sen'e gittikleri için liselilerin isim listesini size verdiğini ve sizin de gençleri bu listeden doğru tek tek sorguladığınızı öğrendik ve gençlerin Eğitim-Sen'e gitmelerinde ne gibi sakınca görüyosunuz?" sorusunu yönelttiğimiz müdür yardımcısı, zamanı olmadığını, böyle birşey yaşanmadığını öne sürerek odadan ayrıldı. Müdür yardımcısı merdivenlerden inerken işe söyle dedi: "Bana kalsa gitmelerinde bir sakınca yok ama polis liseli gençlerin geçen pazar Emeğin Partisi binasında yapılan Denizler'i Anma etkinliğine katılmış olup olmadığını araştırdı. Bunun için polisler okul yönetimine geldi. Daha fazla konuşmaya yetkim yok."


Adliye önünde polis dayağına kınama Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), NATO protestosunda ayağından yaralanan Mahir Kaya adlı gencin suç duyurusunda bulunmak için gittiği savcılık çıkışında polisler tarafından tehdit edilerek tekrar dövülmesini kınadı. 5-6 Nisan tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM), NATO zirvesini protesto etmek isteyen gruba müdahale eden polis Mahir Kaya adlı bir gence cop ve tekmelerle vurarak ayak bileğinin çatlamasına neden olmuştu. Olayın ardından savcılığa giden Kaya, emniyet güçleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Konuya ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi'nde basın açıklaması yapan ESP İzmir Temsilcisi Selahattin Ilgaz, "Savcılıkta ifade veren Kaya, çıkışta polislerin 'şikâyetini geri al' baskısı ile karşılaştı. Kaya bunu yapmak istemediğini söyleyince de saldırıp savcılık önünde tekrardan dövdüler" dedi.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Töre kıskacında kadın -2Derya Karaçoban - Müge Tuzcuoglu "Töre cinayetleri"ni dinleye dinleye büyüyen Sorgül, Urfa Suruç'un Göle köyünden. Eşinden ayrilmiş. Şimdi Almanya'ya gitmenin planlarını yapan Sorgül, "Oralarda kızlar hiç kendi ayağında duramaz. Aile nasıl karar verirse öyle yapar" diyor.


Töreden kaçan Sorgül anlatıyor: Kadının hiç söz hakkı yok Bölgedeki ilişkilerden uzaklaşmak isteyen bir kadin Sorgül. Görücü usülü evlendirildikten bir ay sonra kocasindan ayrilmiş. Artik Urfa Göle'de yaşamina devam etmek istemiyor. Almanya yolcusu olan Sorgül, "oraların" aşklarini, ilişkilerini anlatiyor, derin düşüncelere dalip dalip. Almanya'daki akrabalarının yanına gidebilmek için vize almaya geldiği Ankara'da görüşüyoruz onunla. Adini Sorgül olarak yazmamizi istiyor. "Sor" Kürtçe'de "kırmızı" anlamına geliyor. Kendine verdiği bu isim, aslında kadınların istedikleri ve onun da yaşamına verdiği isim gibi sanki. Sorgül'ün yüzündeki gülümseme eksik olmuyor bütün konuşmamiz boyunca. Gözleri işil işil parliyor, kurulacak yeni bir hayatin heyecaniyla. Fotografini çektirmiyor, "N'olur, n'olmaz".

Arkasından konuşmuşlar Görücü usülü başlayan evliliği bir ay sürüyor. İlk zamanlar zor günler yaşıyor. Kaşları çatılıyor anlatırken: "Tek başima köyden ilçeye gidip gelince ayip gördüler. Namusum banadir". Arkasından; "Kızın yerine yengesini göstermişler", "Demek ki kız değilmiş", "Kız olsaydı niye geri göndersinler?" diye konuşmuşlar. O hiçbirini takmamiş. Hamile kalmadigina çok sevinmiş. Yaşli biri gelmiş daha sonra onu istemeye. Kabul etmemiş. Sorgül, "Bizim oralarda kızlar hiç kendi ayağı üzerinde duramaz. Aile nasıl karar verirse öyle yapar. Beğendiği biriyle çıkıp dolaşamazlar. Fikirlerini birbirine söyleyemezler. Kocanın içini bilmeden evlenirsin. Sonra ayrılsan bir türlüdür, ayrılmasan bir türlü. Ayrılmasan da ömür boyu o rezilliği çekiyorsun" diye anlatıyor, "oradaki" durumu. Sonra ince bir tütün sarıyor kendine. Bir nefes alıyor.

Çözümü de gösteriyor Köyde kalsaymış, ya bir yaşlıya gidermiş ya da kuma olurmuş. Sorgül, yaşadığı yerden ayrılmayı seçmiş. Yaşadığı baskılar, yaşama şansı vermemiş Urfa'da. Şimdi Almanya'ya gitmeyi planlıyor. Formalite icabı oradan biriyle evlilik yapmış. Gidip orada işçilik yapacak. "Sanki böyle bir dağa tırmanacağım. Çok zor. Ağabeyim karşı olduğu için, ondan habersiz ablam yaptı işi. Sonuna bakalım. İyi olursa..." diyor, yerdeki halının desenlerine dalarak. Yeni bir hayatın eşiğinde hissettiği duygularını ise şöyle anlatıyor: "Hem güzel hem acı. Geride ailemi, yaşlı annemi bırakıyorum. Ona üzülüyorum. Ama oraya gidince dil kursuna giderim. Saz kursuna gitmeyi çok istiyorum. Güzel şeyler yapmak isterim". "Töre" deyince celalleniyor hafiften. "Töre benim fikrime göre ortadan kaldırılmalı. Kız kaçtı mı, o onun fikridir. Yolunu seçip kaçmıştır. Niye öldürsünler onu?" diyor. "Senin bu yaptığını oradaki birçok kadın yapabilir mi?" diye sorduğumuzda ise kararlıca ve kendinden çok emin bir şekilde cevaplıyor: "O imkân eline geçerse, elinden tutan olursa yapar. Çünkü benim elimden tutan ablam olmuş. O benim elimi tuttu, dedi, 'kalk'. Şimdi ben kalkacam".


EMİNE'Yİ TÖRE BEKLİYOR Yer; Antep'in Nizip ilçesi. 18 yaşindaki Emine, zorla dayisinin ogluna verilmek isteniyor. Ama Emine başkasini seviyor. Durumu annesine anlatiyor; "Unut onu baban duyarsa ikimizi de öldürür" yanıtı alıyor. Emine bunun üzerine düğünden önceki akşam evden kaçıyor. Kaçısına ihtihar süsü vermek için bir de not bırakıyor, kendisini Fırat'a attığına dair. Ertesi gün Fırat'ın altı üstüne getirilir. Ama Emine'nin cesedi bulunamıyor. Umutlar kesilince telefon kayıtları inceleniyor ve Emine'nin kaçtığı çocukla 45 dakika görüşme yaptığı ortaya çıkıyor. Emine'yi kaçıran genç bulunuyor. Ama genç, durumu inkâr ediyor ve Emine'yi aldığı gibi şehirden ayrılıyor. Ailesi bir an önce Emine'yi bulup namusunu temizlemeyi bekliyor. Hiç kisme ne isim veriyor ne de olayla ilgili bağlantısı olduğunu anlatmak istiyor.

ÖNCEKİ HABER

Gençlerden bağımsızlık şöleni

SONRAKİ HABER

Rabia Naz Komisyonu ilk toplantısını yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa