DSC işçileri isyanda: Bu nasıl yasa, bu nasıl adalet?

DSC işçileri isyanda: Bu nasıl yasa, bu nasıl adalet?

Birleşik Metal-İş Sendikasına üye oldukları için çeşitli gerekçelerle işten atılan DSC Otomotiv işçilerinin fabrika önündeki direnişi devam ediyor. Atılan 35 işçinin yerine fabrikaya yaklaşık 50 işçi alınırken, işçiler üzerindeki baskı sürüyor. Patron bir yandan işçilerin işyerine girmesin

Arif Koşar

Uyarıları şaşkınlık içinde karşılayan işçiler, işverenin kendilerini yıldırmak için her türlü yöntemi kullandığını belirtti. Geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada işveren yalnızca 12 işçiyi çıkardığını belirtirken, fabrika önündeki 35 işçinin neden kapının önünde olduğu sorusuna cevap vermedi. Aileleri aranıp direnişten vazgeçirilmek istenen, polis saldırısıyla darp edilen, “eşini işten attırırız” diyerek tehdit edilen ve belediye tarafından çadırları kaldırılmak istenen işçiler ise yaşananlara tepkili.

EZİLEN HEP İŞÇİ

Patron atılan işçilerin yerine yasadışı bir şekilde yeni işçi alırken, bunu engellemek isteyen işçilere polis saldırmış, Şube Başkanı Hami Baltacı aldığı darbe ile hastaneye kaldırılmış, bir işçinin de eli kesilmişti.

Atılan işçilerden Sefa Balcı, hak arama mücadelesi verirken böyle kontrolsüz bir saldırı beklemediğini belirterek olayı şöyle anlattı: “Yeni işçilere engel olmak istedik ama emniyet güçlerinin kontrolsüz şekilde güç kullanacağı aklımıza gelmemişti. Yeni gelen işçilere ekmeğimizden olduğumuzu anlatıp ricada bulunacaktık ama emniyet güçleri güç kullanıp izin vermedi.”

Sezer Torgut, polisin ve devletin patrondan yana tutum aldığını belirterek “Kolluk kuvvetlerini bir türlü anlayamadım. Onlar da işçi, biz de işçiyiz. İşçinin yanında olmalarım gerekir ama olmuyor. Biz sadece dedik ki yeni arkadaşlar gitsin. Kolluk güçlerine defalarca söyledik. Biz hakkımızı savunuyoruz diye. Ben her zaman işverenin, kuvvetlinin yanında olduklarını öğrendim. Yani polislerden ve devletimizden hoşgörü görmek istiyorum ama olmadı. Her zaman ezilen işçi oldu” diye konuştu.

PARA KİMDEYSE…

Yasaların işçilerden yana olmadığını, davaların çok uzun sürdüğünü belirten Mustafa Duru Anayasa’da işçileri koruyucu düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtti. Duru konuyla ilgili şunları söyledi: “Anayasa bizim sendikalı olabileceğimizi söylüyor ama diğer hiçbir şey işçinin yanında değil. Tabi işverenlerin de hakkı olacak, onlara da bazı şeyler verilecek. Ama mesela bizi çıkarttı. Sen istediğin kadar tespit yap, müfettiş getir. Dava aç diyor. İki yıl üç yıl süreceğini bildiği için yeni işçi çalıştırmaya devam ediyor.”

Kartepe Belediyesi’nin işverenin baskısıyla çadırı yıkmak üzere geldiğini belirten Emrah Sevindir ise “Belediye ekipleri geldi, çadır kuramazsınız, yasak dedi. Tartışmalar yaşandı. İşveren şikayet etti, baskı yaptı belediyeye. Belediye de adamlarını gönderdi. Para kimdeyse güç onda. Ama biz çağırsak gelmez belediye” dedi. (Kocaeli/EVRENSEL)


AİLE BOYU TEHDİT

Atılan işçilerden Servet Gülay da başka bir işyerinde çalışan eşinin işten çıkarılmakla tehdit edildiğini ifade etti: Gülay yaşananları şöyle anlattı: “Sendikal faaliyetlerden dolayı beni çağırdılar. ‘Sen sendikaya üye olmuşsun. Böyle bir şey varsa seni de, eşini de işten attırırım’ dediler. Eşim de aynı taşeronda ama başka bir fabrikada çalışıyor. Sendikadan istifa etmem için onu işten atmakla tehdit ediyordu.”

İnan Kaba ise “Bir arkadaşımızı işten atmışlardı. Burada bizimle birlikteydi. Ailesini aramışlar. Babası evden kovmuş. O da mecbur geldi, istifa etti, işe girdi. Biz hakkımızı ararken, onlar her türlü yolu kullanıyorlar” diye konuştu.

www.evrensel.net