15 Mayıs 2004 01:00

Anadolu'da ilk direniş destanı

Anadolu; o zamandan beri isyan ve direniş közlerini hep içinde taşıya-gelmiştir.

Paylaş
Evet, Troya savaşı gerçekten oldu. Homeros; ölümsüz yapıtı İlyada'da, mitoslar eşliğinde bu kirli ve haksız savaşın destanını dillendirdi. Bu savaş süresince, tanrı ve tanrıçaların bir kısmı Anadolulu Troyalıların, diğer kısmı da Yunanistan'dan gelen işgalci orduların saflarında taraf oldular... Gerçeklerle mitoslar harmanlandı; savruldu... Haliyle zaman içinde samanla tohum ayrıştı. Efsaneye göre, Olimpos'taki üç tanrıça arasında düzenlenen dünyanın ilk güzellik yarışmasında, Troya kralının oğlu yakışıklı Paris hakemlik yaptı. Ne var ki yarışmacı tanrıçalar, her biri kendini seçtirebilmek için, el altından hakem Paris'e çeşitli armağanlar önerdiler. Afrodit; Yunanlı kral Menelaos'un karısı, dillere destan güzel Helena'nın aşkını sürdü masaya. Diğer iki yarışmacı tanrıça da; askeri zaferler, krallık gibi armağanlar önerdiler. Paris, Helena'nın aşkını seçti. Böylece de farkında olmadan, her iki taraftaki masum halkların felaketini tetiklemiş oldu... Paris; tanrıça Afrodit'in vaadi üzerine, Yunanistan'daki krallar kralı Agamemnon'un kardeşi Menelaos'la evli güzel Helena'yı kaçırdı. Efsaneler, bu kaçırılış serüveninde, Helena'nın buna gönüllü olup olmadığı konusunda bir bilgi vermiyor. Ne var ki bu olay, bütün Yunanistan'a çarçabuk yayıldı. Agamemnon da halkına, tanrıların kendisinden bu namus suçunun öcünü almasını buyurduğunu söyledi.

Hektor ve Akhilleus Böylesi bir tanrısal gerekçeye sığınan Agamemnon; bütün kent krallıklarından kolayca devşirdiği en seçkin yiğitlerin yedeğindeki ordularla, Çanakkale Boğazı'nı geçip surlar içindeki Troya'yı kuşatma altına aldı. Homeros'un binlerce mısrada nakış nakış ördüğü; tanrıların, halkların, orduların harmanlandığı bu kaosta, Troya kralının oğlu, Paris'in kardeşi soylu ve yiğit Hektor ön saftadır. Buna koşut olarak, Agamemnon'un ordusunda da, savaşçılığı dillere destan, kahraman Ahilleus (Akhilleus) vardır. Ama o; savaş ganimeti paylaşımı yüzünden Agamemnon'la daha önce küsüştüğünden, savaşa katılmaz. Yunanlı kral Agamemnon ve birçok saygın kişilerin yalvar yakar olması üzerine, sadece kendi yerine, çok sevdiği savaşçı can dostu Patroklos'u gönderir cepheye. Hektor, Patroklos'u öldürür. Bunun üzerine öfkeden kudurmuşa dönen Akhilleus, koşar adım Troya surlarına dayanır. Savaş alanı bomboştur. Çünkü Troyalı savaşçılar, Ahilleus'un kesip biçen güç ve saldırganlığından ürküp kaçışmışlardır. Artık Ahilleus'un tek hedefi, Troya'dan gelebilecek her türlü direnişin öncüsü Hektor'dur. Böylece Troyalı soylu Hektor'un karşısında; hem güçlü hem de kasırga gibi biçici, korkunç bir öfkeyle bilenmiş Ahilleus vardır. Surların üzerinde Troya kralı yaşlı Priyamos ile karısı Hekabe, oğullarının Ahilleus'un önünden kaçıp surlardan içeri girmesi için bağırıp yırtınmaktadırlar. Ama Hektor; az önce vedalaştığı karısı yiğit Andromehe ile onun kucağındaki bebesinin kafasına ve gönlüne kazınmış izlerini silmeye çalışmaktadır. Az sonra da bütün kişisel tasalarından kendini sıyırmış, artık işgal altındaki halkı ve onları bekleyen olası işgal işkencelerine odaklamıştır kendisini. Çünkü Troya halkı Hektor'a güvenmekte; o var oldukça Troya işgalinin kesinlikle kırılacağına inanmaktadır. Troya surlarının önünde, Ahilleus hışımla ona doğru gelirken hep bunları harmanlamaktadır gönlünde, kafasında... Her şeye karşın gene de bu kirli savaşı engelleyebilmenin yollarını aramaktadır: "Söz versem, desem ki geri vereceğiz / Helena'yı da, tekmil mallarını da / ... / Bir de desem ki paylaşalım hepsini/ Bu şehirde nemiz var nemiz yoksa..." Bununla birlikte öfkeden kuduran Ahilleus'un böylesi bir cömert paylaşımı bile kabul etmeyeceğini bilmektedir. O yüzden Hektor için direniş artık kaçınılmazdır; kutsaldır: "En iyisi paylaşmak kozumuzu/ Bakalım Olimpos'lu kime bağışlar zaferi." "Olimpos'lu" dediği bütün tanrılar da zaten, İda Dağı'nın doruğunda, baştanrı Zeus'un başkanlığında toplanmışlar, teke tek sürecek o zorlu dövüşün sonucunu heyecanla beklemektedirler. Tanrıların kimin kazanacağı konusunda ısrarı üzerine baştanrı Zeus; her iki kahramanın ölümünü tarttığı altın terazisinde, Hektor'un ölüsünün daha ağır bastığını söyler. Bunun üzerine Hektor'u tutan tanrılar ondan elini çekerler.. Ve Hektor zorlu bir savaşımdan sonra yıkılır. Ahilleus'un Hektor'un ölüsüne bile uyguladığı işkence; daha sonra işgal ordularının yenik düşmüş Troya halkına; kadınlara, çocuklara dayattığı zulüm ve talan dillere destan olmuştur. Örneğin Ahilleus; arabasına bağladığı Hektor'un ölüsünü, Troya surlarının çevresinde, yerlerde sürükleyerek yedi kez dolandırmıştır. Bu işkenceye tanrılar bile isyan etmiş; Apollon'la Afrodit, onun ölüsünün yaralarına yağlar sürmüşlerdir...Troya, Hektor'un bu yiğitçe direnişini örnek alarak işgalci Akha ordularıyla on yıl savaşmıştır. Bütün Anadolu halkları da, Troya'nın bu soylu direnişinde yardımına koşmuştur.

O günden beri... Onun için, Hektor'a yakılan ağıtlarla, onun cenaze töreninde tutuşturulan ateşlerle ve daha nice işgallerle örselenen Anadolu; o zamandan beri isyan ve direniş közlerini hep içinde taşıyagelmiştir. Bu ateş zaman içinde, işgale uğrayan bütün halkların bilinçlerine bulaşmış, evrenselleşmiştir. Çünkü işgal altındaki bütün halklar; o zamandan beri, güzel Helena yüzünden çıktığı öne sürülen, sözde tanrıların körüklediği bu savaşın örtüleri altında, Troya hazinelerinin söz konusu olduğunun bilincine varmaya başlamıştır. Yavaş yavaş da olsa...


'Bush Agamemnon'dur' Vizyona dün giren Truva adlı film ile ilgili konuşan film oyuncuları ve yönetmeni, yaptıkları çeşitli açıklamalarda film ile ABD'nin Ortadoğu politikaları arasında bağlantılar kurarak savaş karşıtı ifadeler kullandılar. Truva'nın oyuncuları ve yönetmeni çeşitli yerlerde aynı noktaya dikkat çektiler; "Bush Kral Agamemnon'dur". Brad Pitt, "yarı tanrı" Aşil rolünde kamera karşısına geçtiği film ile ile ilgili olarak yaptığı konuşmada savaşın ne kadar anlamsız olduğunun görüldüğünü aktardı. Cannes Film Festivali'nde konuşan Pitt, "Savaş trajedi üretir, insanlar ölür" dedi. Filmin oyuncularından Saffron Burrows ise Yunan generaller Menelaus ve Agamemnon ile Bush ve Blair'i üstü kapalı olarak karşılaştırdı. "Menelaus ve Agamemnon'un ittifakı akla bugünün ittifakçılarını getiriyor. Benim için ilginç olan nokta ise; Truvalaların yaşadığı savaşın çirkin ve gereksiz yüzünün tam bugün bizim yüzyüze kaldıklarımızla benzeşmesidir. Bu sonu gelmeyen bir problem ve bütünüyle bugüne de uyuyor" dedi. Filmin yönetmeni Wolfgang Petersen de film ile Irak savaşı arasında bağlantılara dikkat çekti. Petersen, "3000 yıldır hemen hemen hiçbir şey değişmemiş gibi. İnsanlar tıpkı Truva'da olduğu gibi hâlâ çeşitli hilelerle, savaşlarla birbirlerini alt etmeye çalışıyorlar. Bunun bugün bile gerçekleştiğine inanamıyorum" dedi. Amacının Amerikan yönetimini eleştirmek olmadığını ifade eden 60 yaşındaki yönetmen, ancak flimi çekerken Irak savaşının ne anlama geldiğini daha iyi anlama fırsatı bulduğunu ifade ettti. Yönetmen Petersen de konuşmasında Agamemnon ile Bush'u birbirine benzetti.

ÖNCEKİ HABER

Kar maskeli ülkücülerden okulda saldırı

SONRAKİ HABER

Üsküdar’da polislere ateş ettiği iddia edilen kişi gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa