13 Mayıs 2004 21:00

Gizli toplama kampları

ABD ordusunun Afganistan, Irak ve Guantanamo'daki toplama kamplarında 10 bine yakın kişi tutuluyor. Bu üslerdeki tutsaklara uygulanan işkenceler, birbirleriyle tıpatıp aynı.

Paylaş
ABD ordusunun "terörle mücadele" gerekçesiyle dünyanın çeşitli bölgelerindeki cezaevlerinde 10 bin civarında kişiyi tuttuğu açıklandı. İnsan hakları örgütlerinin girmesine izin verilmeyen söz konusu merkezlerde, Bağdat'taki işkenceleri aratmayan "sorgu teknikleri" uygulanıyor. Nazi kamplarını andıran bu cezaevlerinin bazıları öyle gizli ki, ABD Kongresi üyeleri dahi, nerede olduklarını bilmiyor. Kampların tümünde, tutsaklar aileleri veya avukatlarıyla görüştürülmüyor ve çoğu hakkında hiçbir resmi suçlama yapılmış değil. Buralarda, "zorlayıcı sorgu tekniği" adı altında sistematik işkence uygulanıyor.

Türkiye'den de tutsak var İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) yayımladığı rapora göre Irak'taki cezaevlerinde 21 ülkeden tutsaklar bulunuyor. 10 ayrı merkezde, ocak ayı itibarıyla 8969 tutsak bulunuyordu. Bu rakamın epey arttığı tahmin ediliyor. Irak'taki cezaevlerinde Iraklıların yanı sıra Türkiye, Mısır, Hindistan, İran, Filistin, Ürdün, Lübnan, Libya, Malezya, Umman, Suudi Arabistan, Somali, Sudan, Suriye, İsveç, Tunus, Ukrayna, İngiltere ve Yemen'den tutsaklar var. Gözlemciler, binlerce tutuklunun çoğunun, ABD-İngiliz baskınlarında tutuklanan suçsuz siviller olduğunda hemfikir.

'Çukur'dan Guantanamo'ya Askeri ve diplomatik kaynaklara göre, "özel önem verilen" bazı tutsaklar, Irak'tan Afganistan'daki toplama kamplarına nakledildi. Küba topraklarındaki ABD üssü Guantanamo'ya da, Afganistan'daki kamplardan tutsak götürüldüğü biliniyor. Guantanamo'da halen 600 civarında kişi bulunuyor. Afganistan'daki Bagram, Kandahar, Celalabad ve Esadabad cezaevlerinde "300 civarında" tutsağın bulunduğu tahmin ediliyor. Amerikan ordusu, gerçek rakamları açıklamayı dahi reddediyor. İstihbarat örgütü CIA ise, başkent Kâbil'de bir "sorgu merkezi" yönetiyor. Bu merkez, "Çukur" namıyla biliniyor.

Talimatlar yukarıdan Merkezi New York'ta bulunan Anayasal Haklar Merkezi'nden Michael Ratner, bütün bunların belli bir sistematiğe işaret ettiğini belirtti. Ratner, "Hukuku çiğniyorlar. Irak'ta aslında ne olduğunu, bu manzaradan anlayabiliriz. Sadece birkaç askerin suçlu olduğunu düşünmek mümkün değil. Belli ki talimat, hükümetin üst noktalarından geliyor" diye konuştu. Ebu Garib işkencelerinin ardından haklarında dava açılan 7 askerin aile ve avukatları da, benzer sözler sarf etmişti. Avukatlar; askerlerin Iraklılara yaptığı şeylerin askeri istihbarat ve özel istihbarat ekipleri tarafından teşvik edildiğini, hatta bu konuda açık emirler verildiğini belirtiyordu. Nitekim, Guantanamo'da görev yapan Orgeneral Geoffrey Miller, geçen yıl Bağdat'a, Ebu Garib'e gönderilmiş ve görevinin "burayı sorgu merkezine dönüştürmek" olduğu belirtilmişti.

Emirle fotoğraf Son olarak, 21 yaşındaki işkenceci kadın asker Lynddie England'ın avukatları, ilginç açıklamalarda bulundu. Avukatlar, England'ın Iraklılara tasma bağladığı, onları soyduğu fotoğrafların emirle çekildiğini anlatarak şöyle devam ettiler: "Ona tasmayı tutmasını, gülmesini söylediler. Fotoğraflar diğer tutsaklara gösterilecekti. En ufak tefek, en genç, en düşük rütbeli kadını kullandılar, böylece Iraklı erkeklerin aşağılanması katlanacaktı."


AFGAN POLİSE İŞKENCE VE TECAVÜZ Afganistan'da polis albaylığı yapan Seyid Nabi Sıddıki, Amerikan ordusu tarafından tutuklandıktan sonra uğradığı işkenceleri anlattı. 47 yaşındaki Sıddıki, New York Times gazetesine yaptığı açıklamalarda, ABD askerlerinin birçok kez anüsüne parmaklarını soktuğunu, bir askerin önüne geçip penisiyle oynadığını söyledi. 13-20 Ağustos tarihleri arasında Bagram Hava Üssü'ne kapatılan, daha sonra 40 gün boyunca Gardez, Kandahar ve yine Bagram'da tutulan Sıddıki, çok ağır işkenceler gördüğünü belirtti. Eski polis şefi, "Gülüyor, benimle dalga geçiyor, hangi hayvanla cinsel ilişki kurmaktan hoşlandığımı falan soruyorlardı. Eşek, inek, koyun sesleri çıkartıyorlardı. Öyle dövdüler ki, 'İnek' diye yanıt vermek zorunda kaldım. Kadınlarımıza hakaretler ettiler. Karım ve kızımın fahişe olduğunu söylediler. Tercümanları dahil olmak üzere hepsi sürekli gülüyordu" diye anlattı. Sıddıki, Irak'taki işkence fotoğraflarından bahsederek, "Yemin ederim, o fotoğraflarda görülen her şey benim de başıma geldi" dedi.

ÖNCEKİ HABER

Çoruh 'gür'lemiyor...

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa