Nisan mayıs ayları oynar gönül yayları

Nisan mayıs ayları oynar gönül yayları

Çok eskilerde, böyle dermiş atalarımız: "Nisan, mayıs ayları, oynar gönül yayları..." Mart ayında kapıyı kediler açarmış.

Çok eskilerde, böyle dermiş atalarımız: "Nisan, mayıs ayları, oynar gönül yayları..." Mart ayında kapıyı kediler açarmış. Nisan ve arkasından mayıs gelince, bu kez insanlar girermiş devreye, gönül yaylarını germek ve sonra da Eros'un okunu atmak için. Sonra yıllar geçmiş, Eros'un oku, başka oklara dönüşmüş. Hele hele televziyon çıkınca, "Yazıyı bırak, görüntüye bak" propagandası en küçük birimlerde bile amacına ulaşmış, insanlarımız okumayı bırakıp, "Aptal kutusu"na, yani televziyona yönelmişler. Sonunda nisan ve mayıs ayları, "Gönüllerin oynadığı yaylar" durumundan çıkmış, "Ah bir iş bulsam" a dönüşmüştür. Bilindiği gibi, mart ayından sonra yeni bir dönem başlar, birçok yer o zaman yeni işçi alır, bir yıllığına filan... Şu son yıllarda artık "Gönül yaylarının oynaması" işi tümüyle sona ermiştir. Ok gibi bir popstarlık başlamıştır. Türkiye'de neredeyse insan başına "İki popstar" düşme durumu ortaya çıkmıştır. Eminim kısa bir süre sonra, anneler -babalar, çocuklarına, "Yahu ne beceriksiz bir çocuksun, bir popstar bile olamadın," diyeceklerdir.

45-50 yıl öncesi Benim gençliğimde aşk vardı, sevgi vardı. Bugünkü gibi, "Ayda ne kadar kazanıyorsun?" demiyordu gençler, birbirlerine. Küçücük, minicik olaylardan duygu yüklü havalar atabiliyorduk. Örneğin, Adana Kız Lisesi'nde aşık olduğum bir kız vardı. Şimdi 65 yaşında. Saçları kırlaşmıştır, torun-torba sahibidir... Ben Erkek Lisesi'nde okuyorum. 15.20'de bizim okul, 15.30'da Kız Lisesi tatil olurdu. Arkadaşlarla bisikletlerimize atlayıp, 10 daikada kızların okulunun önünde olurduk. Kızların özel bir otobüsü vardı, Okat firmasının 16 numaralı otobüsü. Yeni istasyon'a kadar giderdi. Biz de peşinden, bisikletlerimizle. Aşkım Vali Konağı durağında inerdi. 50 metre arayla ben de peşinden. Kız evlerine girerken, şöyle bir bakar, elini saçına değdirirdi. Bu Adana'ca duygusallığın Allah'ıydı... Ve ertesi gün, okulda, "Dün yine yengeni eve götürdüm," havaları... O zaman Süleyman Demirel bile yoktu, ortada. Ne güzel Türkiye'ydi. Adnan Menderes, "Köy Enstitüleri cinayeti'nin dışında daha birşey yapmamıştı. Nisan, mayıs aylarında gönül yayları oynuyordu ya, işte o dönemde gençler gazetelerdeki ve dergilerdeki "Gönül Postası" ya da "Yıldızınız diyor ki" köşelerine bakıyordu, sıkça. Bir deMontecarlo radyosunu dinliyordu.

Gönül Postası ve fallar Gönül Postası'na yazıyordu bir kız, "Bir gençle tanıştım. Birbirimizi sevdik. Fakat ne yazık ki bu gencin evli olduğunu öğrendim..." Ve yanıt: "Vazgeçiniz bu sevdadan!" Ve iki kızın mektubu: "Biz çok samimi iki kız arkadaşız. Lisenin son sınıfında takıntımız var. Ders aldığımız İngilizce hocasını ikimiz birden seviyoruz... Bize ne tavsiye edersiniz?" Ve yanıt yine kısaca:"Aklınız hocada olacağına, derste olsa takıntılardan çabuk kurtulursunuz..." Yalnız kızlar değil, erkekler de köşeler mektup yazıp, yardım istiyordu. "Orta ikide bir kızın terbiyesini, güzelliğini çok beğeniyorum. Ben lise birdeyim. Onunla çok meşgulüm. Acaba ben âşık mıyım?" diyor bir genç. Yanıt yine kısa: "Hayır! siz âşık değil, sadece öğrencisiniz. Okul arkadaşlarınızı da rahat bırakınız." Dikkat ettiyseniz, mektubu yazanlar da, yanıt verenler de hep "Siz" li hitap ediyorlar. Günümüz pop jüri üyeleri gibi kabalaşmıyorlar... 45-50 yıl önce insana saygı vardı... Öylesine ilginç mektuplar var ki... Örneğin bir genç, İtalya'dan bir kızla mektuplaşmak istiyor, "Var mı elinizde adres?" diyor...

Ya yıldız falları Zaman zaman okuyanı üzecek şeyler de çıksa, genellikle hep "Mutluluk" yaratacak haberler veriyorlardı, o burçlar köşesinde. Örneğin, " Önümüzdeki hafta istediğiniz insana kavuşacaksınız," diyordu Terazi burcundakilere. Rüya tabirleri de var. Örneğin Adana'lı bir erkek rüyasının sonunu şöyle anlatıyor:".... Sonra arabada sevdiğim kızın yanına oturuyorum. O benim parmağıma bir yüzük takıyor. Sonra öpüşüyoruz. Yüzüğü çıkarıp onun parmağına takıyorum. Tıpa tıp oluyor. Sevinç ve heyecanla uyanıyorum..." Yanıt şöyle:"Arzularınız ve muradınız, bazı zorlukları yendikten sonra olacak. Sevdiğiniz kız sizi istiyor... Muvaffak olacaksınız..." O dönemin kartpostalları da arkadaşlık üzerineydi, aşk üzerineydi, mutlu bir aile kurmak üzerineydi. Örnekleri yanda... Ya günümüzde nisan, mayıs ayları nasıl? Sağololsun(!) IMF, DB, ABD, AB onu da halletti, "Paran kadar konuş," doktriniyle....

www.evrensel.net