İlk zorlukta işçi atın!

İlk zorlukta işçi atın!

Sabancı Üniversitesi'nde düzenlenen 1. Strateji Zirvesi; 'takım ruhu', 'katılımcılık', 'toplam kalite yönetimi' gibi propagandalar arasında, sermayenin kâr için "temel stratejisi"nin değişmediği ortaya çıktı: Zor durumda işçi atın!

Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi geçtiğimiz hafta 1. Strateji Zirvesi'ni düzenledi. Zirve, özellikle üç ülkeden üç şirketin zor durumda kaldıklarında uyguladıkları programların ortaya konması açısından dikkat çekiciydi. Zirvede şirket yöneticileri ve patronların propaganda ettiği, "takım ruhu, stratejiyi özümseme ve doğru planlama" söylemlerine karşın satır aralarında bu durumdan kurtulmak için ilk yaptıklarının işten atmalar ve şirket evlilikleri olduğunu belirtmeleri gerçekte bu sözlerin ne kadar havada kaldığını kanıtladı. Şimdilik sadece Sabancı Üniversitesi'nde bulunan Yönetici Geliştirme Birimi de en az bu zirve kadar dikkat çekici. Üniversitenin misyonuna da uygun bir şekilde bu birim sistemin ihtiyaç duyduğu yönetici kademelerini sistem kuralları çerçevesinde yetiştirmeye çalışıyor. Ve şirket stratejileri konusunda çalışmalar yapılıyor. Şirketlere strateji geliştirecek yöneticiler yetiştirilmesi üniversitede sürerken, bu iş için yeni bir sektör de ortaya çıkmış bulunuyor. Birçok danışmanlık şirketinin yanısıra uluslararası piyasada epey ünlü şirketler de "biz bunları uyguladık ve çok büyüdük" dercesine kendi uyguladıkları stratejiler üzerinden şirketlere ve yöneticilerine seminerler düzenliyor. Bu seminerler de şirketlere yeni bir gelir kapısı da oluşturmuş.

CEO Forumu Şirketler arasında bu kadar gözde olan strateji geliştirme konusu zirve ile de taçlandırıldı. Zirve London Business School, Strateji ve Uluslararası Yönetim Öğretim Üyesi Prof. Julian Birkinshaw'un "Büyük Şiirketlerde Girişimcilik ve Strateji" konulu oturumu ile başladı. Ardından CEO Forumu düzenlendi. Forumda Türkiye'nin devleri Borusan, Eczacıbaşı Holding, Sabancı Holding, EFES İçecek Grubu yöneticileri bulundu. Zirvede konuşmacılar, her ne kadar toplam kalite yönetiminin, ki bu yöntemin daha fazla kâr anlamına geldiği de gözden kaçırılmamalı, nimetlerinden dem vursalar, stratejinin tüm şirket organlarında özümsenmesi gerektiğinden söz etseler de kaçırdıkları nokta verdikleri örnekler oldu. Her ne strateji olursa olsun, zor durumda kalan bir şirketinin ilk stratejisinin işçilerin çıkarılması olduğunda zirvedeki ortak görüştü. Ne de olsa katılımcılar da üst düzey yöneticiler ve patronlardı.

Zirve'nin çelişkisi Öte yandan dünyanın değiştiğini ve şirket modellerinin giderek Anglo-Amerikan yapıya evrildiği de zirvede öne çıkan görüşler arasındaydı. Bu model ise uzun dönemli strateji geliştirmeyi öngörmez. Modelde kısa dönemde planlar yapılabilir ve buna göre hareket edilir. Zirve'nin bir çıkmazı da bu konu oldu. Hem şirketelerin uzun dönemli planlama yapma ihtiyaçlarına dikkat çekildi hem de model olarak Anglo-Amerikan modelinin hakim olduğu ifade edildi. İktisatçılara göre mali piyasa hakimiyetini içeren bu modele göre uzun dönemli planlama yapmak mümkün değil. Mali piyasanın neye ne türlü tepki vereceğini uzun dönemli öngörmek mümkün değil.


ÜÇ ÜLKE ÜÇ OLAY Philips'in Hollanda'da, Fiat'ın İtalya'da ve Hedef Alliance'nin Türkiye'de içine düştükleri zor durumdan nasıl çıktıkları zirvede ele alındı. Philips'de yaşananları şirketin eski Ceo'su Jan Timmer ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Ahmet Öncü açıkladı. Timmer'ın anlattıklarına göre, 14 yıl önce başta Philips olmak üzere birçok şirket zor duruma düştü. Philips de köklü bir kuruluş olmasına karşın bu rekabet koşullarında ayakta kalmakta zorlanıyordu. Dünyaya da o dönemde üç model hakimdi. Anglo-Amerikan, Japonya ve Avrupa modelleri. Birden yükselen Japon modeli ve Asya ülkeleri Philips'i ve diğer şirketleri sıkıntıya düşürdü. Bu durumdan kurtulmak için çalışan oranını yüzde 10 düşürdüler, bu 45 bin kişinin işten atılmasıydı. Üretim kurumlarını işgücünün daha ucuz olduğu yerlere kaydırdılar, Çin, Tayvan, Endonezya gibi. Ve özellikle dikkat ettikleri fabrika kurmaya niyetlendikleri ülkelerde hükümetlerin Philips'e karşı tutumuydu. Sağlanan kolaylıklar, şirketlere sağladıkları imkanlar Philips için önemliydi. Timmer, bu konuda hâlâ duyarlı olduklarını dile getirdi. Ve gümrük duvarlarının bulunduğu ve korumacı ülkeleri şirketlerin ve Philips'in tercih etmediğini belirtti. Ardından mali avantajların önemli olmadığını söyleyerek Timmer bir anda kendisiyle çelişti. Oysa krizden çıkmak için tüm yaptıkları maliyet indirimlerine kilitlenmişti. Fiat İtalya eski Uluslararası Başkanı Jan Nahum'un anlattıkları ise startejinin özümsenmesinin ne kadar önemli olduğuna ilişkindi. Nahum, özellikle toplam kalite yönteminin katılımcılık fikrine dikkat çekti. Hedef Alliance Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, ise Türkiye'de ilaç dağıtımı konusunda ilk yabancı şirket evliliğin getirdiği sıkıntıları dile getirdi. Ancak dikkat çekici olan Sancak ile birlikte sunum yapan Hedef Alliance'de görevli Doç. Dr. Deniz Kiraz'ın Sancak üzerine yaptığı incelemeydi. Sancak'ın başarısında 68'li yıllarda gençlik hareketlerinde yer alması ve buradan aldığı tecrübeyle insan ilişkileri kurmadaki gelişkinliğin önemli olduğu belirten Kiraz, TÜSİAD ve TESEV gibi "sözü geçen kurumlarla" yapılan işbirliğinin ve İlaç Sanayicileri Derneği Başkanı'nın Holding yöneticisi olmasının kendilerine çıkar sağladığını açıkladı.


KİM STRATEJİ GELİŞTİREBİLİR? "Uluslararası Rekabette Farklı Perspektişer Işığında Stratejik Planlama"nın tartışıldığı Stratejik Planlamacılar Paneli'nin konuşmacısı ise Dünya Bankası eski Stratejik Planlama Daire Başkanı Francisco Sagasti'ydi. Sagasti'ye göre dünya 11 Eylül'den sonra değişti. Ve bu yeni düzende Türkiye ve Latin Amerika ülkeleri gibi gelir seviyesi orta düzeyde bulunan ülkeler zor durumda kalacak. 20-30 yıl içinde çok karmaşık bir uluslararası bağlantı söz konusu olacak, üretim, teknolojik taban, bilgi yatırımı ve kullanımı konusunda değişiklikler yaşanacak. Sagasti, "Artık yeni gerçeklik düzeyleri yaratmaya başladık. Bütün değişimler gerçeklik kavramını da değiştiriyor. Bunların hepsi bir araya geldiğinde altımızdaki toprağı kaydıracak niteliktedir. Yer şu anda hareket halindedir. Dünya düzeni artık bütünleşik değildir. Sadece ülkeler arasında boşluk ve çatlak değil, ülkeler içinde de ayrılmalar vardır. Bu parçalanmış yapı farklı kırılmalar getiriyor. OECD'nin en zengin ülkeleri ile Dünya Bankası'nın en fakir ülkeleri arasında gelir düzeyi bakımından çok büyük farklılık vardır. Bu uçurum daha da büyüyecek. Bu uçurum istikrarsızlık ve kaos yaratıyor." İstikrarsızlık ve kaos ortamında ayakta kalmak için Sagati'nin önerisi iyi stratejiler geliştirmek. Ancak çok iyi stratejiler geliştirmenizini bile yeterli olmadığını yine Sagati söylüyor. Büyük şirketlerin ayakta kalacağını, sadece küçük şirketlerin değil Türkiye ve Latin Amerika gibi gelir seviyesi düşük olan ülkelerin de zor duruma düşeceğini de Sagati dile getirerek, böyle bir ortamda stratejinin ne kadar gerçekçi olduğunu kendisi ortaya koyuyor. Ayrıca Sagati, Davos benzeri toplantıların sadece büyük şirketler ve güçlü hükümetlerin işine yaradığını ifade etti.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.