Göçle gelen dram...

Göçle gelen dram...

Göç ederek Mersin'e yerleşenlerin bir bölümü TMO'dan çıkan kamyonlardan karayoluna dökülen buğdayları topluyor. Göç-Der Başkanı Munis, "Sorunun çözümü için istihdam gerekli" dedi.

Mersin'de, Güney ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden göç eden bazı vatandaşlar, TMO'dan çıkan kamyonlardan karayolu kenarına dökülen buğdayları topluyorlar. Mersin'in Çay Mahallesi yakınlarında bulunan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarından sevk edilirken kamyonlardan karayoluna dökülen buğdayların, "yeni bir yaşam umudu" ile kente yerleşen bazı vatandaşlar tarafından toplanması "göçün çarpıcı manzarasını" ortaya koyuyor.

Buğday topluyorlar D-400 Karayolu'nda, yanlarından geçen araçların yarattığı riske aldırmadan, kamyonlardan dökülen buğdayları önce süpürüp bir araya toplayan daha sonra da el arabasının içine eleyenlerin sayısının her geçen gün arttığı gözleniyor. Adının Hamse olduğunu söyleyen ve kızıyla yolda buğday toplayan yaşlı kadın, sevkıyat günlerini takip ettiklerini ifade ederek, "Kızımla buralara geliyoruz. Günde yaklaşık 2 kilogram buğday topluyoruz. Ya bulgur olarak değerlendiriyor ya da un yapıyoruz. Bizim de soframızın katığı bu. Çaresiziz, maddi sıkıntı çekiyoruz. Mecburen buğday topluyoruz" diye konuştu. Türkiye'de ilk kez 1990 yılında Mersin'de kurulan Göç Edenler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (GÖÇ-DER) Başkanı Yahya Munis, kent nüfusunun yüzde 60'ını Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelenlerin oluşturduğunu söyledi. Mersin'deki işsizlik sorununun çözümlenmesi halinde karayolu kenarında buğday toplayanlara rastlanmayacağını belirten Munis, "3 yıl önce çöplükten yiyecek toplayanları gördük ve belgeledik. İnsanlar, yoldan topladıkları buğdayı yıkayıp, kurutup, değerlendirerek karınlarını doyuruyorlar. Bunlar çok çarpıcı görüntülerdir" dedi. Munis, Mersin'in artık göçü kaldırmadığını ve gelinen aşamayı kentin iş potansiyelinin karşılayamadığını ifade ederek, "Sorunun çözümü için istihdam gerekli." dedi. Munis, uzun vadeli çözümler üretilmesi gerektiğini sözlerine de ekledi.


Tek kişinin yaşadığı köye dönüş Kayseri'ye 19 kilometre uzaklıkta bulunan ve elektriği, suyu, telefonu olmadığı için 24 yıl önce boşaltılan, bugün tek kişinin yaşadığı Vatan köyünün sakinleri, köylerine yeniden dönmeye hazırlanıyor. Vatan köyü sakinlerinden olan Kayseri Ziraat Odası Başkanı Emin Yılmaz, AA muhabirine, köyün kent merkezine 19 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen elektriği, suyu ve telefonu bulunmadığı için göç vermeye başladığını, 1980'den sonra da kimsenin kalmadığını anlattı. Vatan köyünü eski günlerine kavuşturma hayaliyle yola çıktığını belirten Yılmaz, şunları söyledi: 'Sakinlerin yeniden köye dönmelerini sağlamak için şu anda virane durumda olan köyün 500 metre güneyinde, alanın parselasyon işlemlerini tamamladım. Görüştüğüm köylülerden 40'ı, buraya ev yaptırıp köye dönmek istediğini belirtti. Bankadan konut kredisi çekerek, köyde inşaat başlattık. Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ekipleri, evlerin yapılacağı alanda yolları açtı. Bu yıl sonuna kadar evleri bitirip, sahiplerine teslim edeceğiz." Evlerin inşaatı için gerekli suyu bulamamaktan yakınan Yılmaz, "İnşaat alanına yakın su kaynağı bulunmuyor. En yakın su, 5 kilometre uzaklıktaki Yazır köyünde var. Tankerlerle su taşıyarak inşaatı devam ettiriyoruz" dedi. Yılmaz, "Konutlar bittiğinde elektrik, su ve telefon bağlanmasını sağlayacağız. " diye konuştu. Köyün tek sakini olan Halil İbrahim Özbek, ahırında hayvancılık yapıyor. Yalnızlıktan sıkıldığında, otlattığı koyunlarla teselli bulduğunu, yakınlarıyla cep telefonuyla görüştüğünü belirten Özbek, "Köye geri dönüş için atılan bu adıma son derece memnun oldum. Köyümüzün çocukluk yılarımdaki gibi şenlenecek olmasına, en çok ben seviniyorum. Artık yalnızlıktan kurtulacağım" dedi. Vatan köyü Muhtarı Hüseyin Yiğit de yerel seçimlerde tekrar aday olduğunu, 109 seçmenden 88'inin oyunu alarak yeniden muhtar seçildiğini belirtti.

src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Doktorlar hasta çıktı Antalya'da hekimler arasında düzenlenen bir anket, hekimlerin sağlık durumlarının iyi olmadığını ortaya koydu. Ankette doktorların sigara içme alışkanlıklarının toplumdan farklı olmadığı belirlendi. Antalya Tabip Odası Üyesi Doç. Dr. İlker Belek tarafından Antalyalı doktorlarla yapılan ve Türk Tabipler Birliği'nce yayımlanan "Antalya'da Hekimler. Statü ve Sınıf Konumu Açısından Değerlendirme" başlıklı anket çalışmasına ilişkin kitap, hekimlerle ilgili ilginç sonuçları ortaya çıkardı. Ankette, hekimlere sağlık durumlarını nasıl algıladıkları sorulduğunda, hekimlerin yalnızca yüzde 11.3'ü "çok iyi" yanıtını verebildi. Sağlık durumları "çok iyi" olan hekimler arasında, öğretim üyeleri yüzde 30.1 ile ilk sırayı alırken, 1. basamak sağlık hizmetlerinde çalışan, devlet ya da SSK hastanelerinde pratisyen hekim olarak görev yapan hekimlerin yalnızca yüzde 6.1'i kendisini "çok iyi" hissettiğini ifade etti. Sağlığını "İyiden kötü" olarak tanımlayan hekimlerin oranı ise toplamda yüzde 35.5 olarak belirlenirken, bu oran pratisyen hekimlerde yüzde 59.7'ye ulaştı.

'İyiden kötü' Doç. Dr. İlker Belek, sonuçları incelediği kitabında, Antalya'da gerçekleştirilen bir başka araştırmada da hekimlerin yüzde 41.5'inin sağlıklarını "İyiden kötü" olarak nitelediklerine değinerek, "Bu veriler toplumun geneline göre refah koşulları daha iyi olan hekimlerin algılanan sağlığının neredeyse toplum kadar kötü olduğunu ortaya koymaktadır" görüşünü dile getirdi. Algılanan sağlık bakımından hekimler arasında önemli farklılıklar görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Belek, sağlık bakımından en avantajlı grupların öğretim üyeleri, uzman hekimler ve özel hekimlerin olduğunu kaydetti.

Çalışma koşulları Asistanların yüzde 6'sının ise algılanan sağlıklarını "çok iyi" olarak değerlendirdiklerine dikkat çeken Belek, "Aradaki bu farklılık gelir ve gelirle ilişkili değişkenlerin ötesinde, çalışma koşulları, iş ortamında kendini gerçekleştirebilme, gelecekte umutlu olma gibi başka değişkenlerle ilişkili olsa gerekir" değerlendirmesinde bulundu. Doç. Dr. Belek, pratisyenlerin yüzde 59.7'si ile asistanların yüzde 36.3'ünün sağlıklarını "iyiden kötü" algıladıklarına işaret ederek, şöyle devam etti: "Bu sonuçlara göre pratisyen hekimlerin durumu mavi yakalı işçilerin veya niteliksiz emekçilerin durumuna benzemektedir. Hekimlerin yüzde 22.7'sinin herhangi bir kronik hastalığının bulunduğu anlaşılmaktadır. Veriler yaşa göre standardize edildiğinde, ilginç biçimde özel hekimlerin en az oranda kronik hastalığa sahip oldukları ortaya çıkmaktadır. "


Hekimler sigara tiryakisi Doç. Dr. Belek'in çalışmasında, hekimlerin yüzde 39.8'inin günde en az bir paket sigara içtikleri de ortaya çıktı. Doç. Dr. Belek, sigara alışkanlığının en yüksek olduğu grubun asistanlar (yüzde 54.6) ve öğretim üyeleri (yüzde 43.1) ile pratisyen hekimlerin (yüzde 42.5) olduğunun belirlendiğini de kaydetti. Belek, başka araştırmalara göre, sigara içme alışkanlığının Ankara'daki hekimler için yüzde 43.9, Urfalı hekimler için yüzde 41.1 olduğunu da belirtti. Doç. Belek'in gerçekleştirdiği anket çalışmasını değerlendiren Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hekimlerin meslekleri ve özel yaşamları arasında doğru dengeyi tutturamadıklarını ifade etti. Sayek, "Doktorlar, yardım istemekten hoşlanmıyorlar. Meslektaşlarına muayene olmakta isteksiz davranıyorlar. Sık hastalanıp, süratli yaşlandıkları da bir gerçektir" dedi.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.