Oyun mu gerçek mi?

Ünlü tiyatroların, müzikallerin, operaların eksik olmadığı Berlin'de, yoksulluk da giderek daha fazla göze batıyor. Yoksulların en alt tabakasında ise, harabeye dönmüş yaşamlarını sokakta geçirmek zorunda kalan evsizler var.

Berlin Yardım Kuruluşu'nun (Berliner Stadtmission) gösteri salonunda, önde sahnede 12 genç ve iyi görünümlü şarkıcı... Herşeyden önce kendilerine uyan bir giyime sahipler... Ukraynalı sarışın Oleh Wynnyk, deri bir ceket giymiş ve altın zincir takmış... Beş günlük sakalıyla Ulrich Wiggers'in üzerinde Berlin'in kukuleta ceketlerinden biri var. Kadınların kimisi seksi, kimisi klasik giysiler içindeler, bu halleriyle de Castinghows müzikalinin kahramanlarını andırıyorlar. Hem de daha iyi şarkı söyleyebiliyorlar. Evet, bunlar, ünlü "Les Miserables" (Sefiller) müzikalinin sanatçıları. Az önce, "Theater im Westen" adlı tiyatroda paçavralar içinde sahneye çıktılar ve tarihe yolculuk içinde, eski Fransa'daki sefaleti anlatan şarkılar söylediler. Müzikal oyuncuları, Lehrter Caddesi'ndeki bu gösterimlerinden bir sonraki gösterim için kostümlerini giyip hazırlanmaktan vazgeçmeyi tercih etmişler. Çünkü, önlerindeki uzun masalarda gerçek sefalet oturuyor. Kumaştan oturma yerleri tedbiren plastik folyelerle kaplanmış olan sandalyelerde yaklaşık kırk erkek ve bir kadın oturmakta. Hepsi evsiz. Çoğu buraya, öyle veya böyle, zaten gelirdi, yani geceyi geçirmek üzere. Üstelik şimdi çorba, buzlu içecekler ve müzik de var. Kendileri gibi insanların yıllardır görmediği türden bir kültür. Uwe, Frank, Torsten gibi, işsizliğin, hastalığın ve ölümün dramını anlatabilecek olan insanların yıllardır görmediği türden. Bazı hikayeler vardır, insan anlatılanlardan neye inanacağını bilemez. Çünkü, hikayedeki olaylar ve kişiler karmakarışıktır. Çirkin dişli, güzel yeşil gözlü, siyah kovboy çizmeli Sachsen'li adamda olduğu gibi. On iki yıldır sokakta yaşıyor. Vahşi bir yaşam olarak niteliyor bu yaşamını. Nasıl bu hale gelmiş? "Önce erkek kardeşim öldü, sonra annem. Sonra benim madam ve oğlunu araba çiğnedi. Madamın karnında iki çocuğu vardı" diyor. "Ben de Merseburg'tan çıkıp gitmek istedim." Önceleri çok müzik dinlemiş. Puhdys ve Baccara'yı seviyormuş. Müzikalleri sevdiğini söylüyor. "Les Miserables" (Sefiller) müzikalinin, kendisi gibi yoksul insanlarla ilgili olduğunu bilip bilmediği sorusunu, "Bilmiyorum" diye yanıtlıyor. Müzikal oyuncuları, müzikalden sadece birkaç şarkı seslendiriyorlar. Programın geri kalan kısmı, duygulu ve mizahi müzik parçalarından oluşan renkli bir karışım. İzleyicinin nasıl bulduğunu anlamak kolay olmuyor. Birisi daha ilk şarkıda uyuklamaya başlıyor, bir diğeri ikincide kulaklarını kapatarak yerinden ayrılıyor. Üçüncüsünde bir başkası, el hareketleriyle, şarkıcı kadının göğüslerinin kendisine müzikten daha çekici geldiğini anlatmaya çalışıyor. Sonunda sakallı bir tip sahneye hücum ediyor ve salondan çıkarılıyor. Ama alkışlar, şarkıdan şarkıya, gittikçe yükseliyor. Uwe ise daha da sessizleşiyor. Gösterimden önce, kendisi gibi insanlar için şarkı söylemelerini ve gazetecilerin de bunu izlemesini hoş karşılamadığını göstermişti. "Gazeteciler hiçbir şey bilmiyorlar. Eğer sokakta kalsalardı, bir haftada ölürlerdi" diye bağırmıştı. Kendine "Berber" adını takmış olan Uwe, 17 yıldır sokakta hayatta kalmayı başarmış. Şimdi dinliyor. Yarım saat sonra sona eriyor program. Basın davetiyesinde, kalan zamanın sohbete ayrıldığı yazılı. Şık genç insanlar, bunun için çaba gösteriyorlar. Evsizler de. Uwe, bazı oyuncuların omzuna vuruyor. Berlin ceketi giymiş olan Wiggers'a soruyor: "Önyargılarınız var mıdır?" Diğeri, "Hayır, yoksa burada olmazdık", diye yanıtlıyor. "O zaman iyi" diyor Uwe...



(Berliner Zeitung'dan çeviren Fehmi Kaya)

www.evrensel.net