Avrupalı emekçi uyardı

Avrupalı emekçi uyardı

Berlin, Köln ve Stuttgart şehirlerinde yüzbinlerce emekçi hükümetin ve sermayenin saldırılarına karşı alanlara çıktı. Gösterilere katılım sendika merkezlerinin beklentilerini oldukça aşarken sermaye ve partileri, emekçilere ateş püskürdü.

Avrupa çapında yapılan eylem günlerine Almanya'da kitlesel katılım gerçekleşti. Almanya'da yüzbinlerce işçi ve emekçi hükümetin 'Ajanda 2010' başlığı altında sürdürdüğü saldırılara karşı alanlara çıktı. Hükümetin, sermayenin hükümeti olarak eleştirildiği gösteriler büyük bir coşku içinde gerçekleşti.

Berlin beklentileri katladı Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve aralarında işsizler, emekliler ve göçmen emekçilerin örgütlerinin de bulunduğu onlarca demokratik kitle örgütünün çağrısı ile yapılan protesto eylemleri bütün beklentileri alt üst etti. Gösteri öncesi Başkent Berlin'e 50 bin civarında bir katılım beklediğini açıklayan DGB merkezi öğlen saatlerinde, miting başlamadan önce katılımı en azından 200 bin olarak açıkladı. Berlin dışından 2000 otobüsün ve 8 özel trenin geldiğini açıklayan sendika yetkilileri böylece Berlin'e çevre şehirlerden yaklaşık 150 bin emekçinin akın ettiğini bildirdiler.

İşçi kenti Stuttgart Güney Almanya endüstrisinin kalbinin attığı şehir olarak bilinen Stuttgart'ta da 200 binden fazla emekçi gösterilere katıldı. Binden fazla otobüsün ve 23 özel trenin Stuttgart dışından emekçileri taşıdığı gösteriye metal işçileri ve kamu emekçileri damga vurdu. Bu şehir için de katılım beklentilerini 50 bin olarak açıklayan DGB sözcüleri katılımın bu kadar fazla olmasının kendilerini de şaşırttığını açıkladılar. Oysa katılımların yüksek olmasında şaşılacak bir durum yok. İşçi ve emekçilerin birçok sosyal hakkı bu hükümetin döneminde gasp edildiği gibi çalışma ve vergi yasaları emekçilerin aleyhine değiştirildi. Sadece bu yılın başında yürürlüğe giren reformlar sayesinde emekçilerin ücret kaybı yüzde 15 civarında gerçekleşti.

Köln'de 200 bin kişi Üçüncü büyük gösterinin yapıldığı Köln şehrinde de katılım beklentilerin çok üzerinde oldu. Gösterinin başlama saati iki saat geçmesine karşın katılımın yoğunluğundan kortejler oluşturulamadı. Sendikanın 50 bin katılımlı bir gösteri için başvurduğunu bildiren emniyet sözcüsünün, "Daha gösteri başlamadan 100 bin kişi şehre akın etti" diye yakınması dikkat çekti. "Ajanda 2010'u da hükümeti de istemiyoruz" yazılı pankartlarla yürüyen emekçilere onlarca müzik grubu eşlik etti. Köln şehrinin çevresindeki bütün otobanların tıkandığını bildiren trafik dairesi gösteriye 200 bine yakın insanın katıldığını açıkladı.


Ren kentinde insan seli

İZLENİM / Yücel Özdemir Kara Ormanlar'dan doğan, İsviçre, Fransa, Almanya ve Holllanda'yı dolaşarak Kuzey Denizi'ne dökülen, binlerce mücadele şiirine, romanına konu olan ünlü Ren Nehri'nin Köln'deki iki yakası arasında, dün bir "insan seli" vardı. Alman Sendikalar Birliği'nin (DGB) tuttuğu otobüs ve trenlerle sabahın erken saatlerinden itibaren Ren'in Doğu yakasındaki Deutz semtinde her köşe başında işçiler, gençler, kadınlar sosyal kısıtlamalara, SPD-Yeşiller hükümetine, Başbakan Gerhard Schröder'e karşı pankart ve dövizler taşıyorlardı. Toplanma yerinde bulunan ünlü hayat Hyatt Oteli'nin görevlileri ve zengin müşteriler şaşkınlık içindeydi. Sabah uyandığında, otel odasının penceresinden tarihi Dom Kilisesi ve Ren'e bakmayı hayal edenler, dün sabah camdan bakınca işçilerin, işsizlerin yoksulların talepleriyle; Ren dalgaları yerine, onların zenginliğine karşı çıkan, eşit ve adil paylaşımı talep eden insan seli ile karşılaştılar. Ve muhtemeldir ki, bu manzaradan rahatsız olan zengin müşteriler, rahatsızlıklarını otel görevlilerine iletmişlerdir. Zenginler, önceki geceyi Hyatt'a geçirip, sabah uyandıklarında Köln'ün sembolü olan Dom Kilisesi'ni ve Ren'i rüyasında görüp uyanmayı hayal ederken, gösteriye katılmayı planlayan yoksullar ise hiç kimsenin aç yatmak zorunda olmadığı bir dünyayı hayal ettiler. Hyatt ve Lufthansa'nın üzerinde bulunduğu alandan karşı yakaya doğru hareket eden emekçilerin, Köln'ün iki yakasını birleştiren yedi köprüden biri olan Deutz Köprüsü üzerindeki coşkusu görülmeye değerdi. En önde sendika üyesi işçi motorcular, onların ardında hükümetin "sosyal yangınını" söndürmek üzere yola çıkan iki itfaiye arabası ve itfaiyeciler... Günlük yaşamda, yangınları söndürmek için gece gündüz göreve hazır şekilde bekleyen itfaiye çalışanları, dün sosyal hakların yok edilmesi için sermaye tarafından körüklenen "mutfak yangınını" söndürmek için, ellerinde meşaleleriyle en önde yürüyorlardı. "Sosyal Adalet İçin Ayağa Kalkalım" sloganıyla gerçekleştirilen dünkü eylem, hakikaten bir ayağa kalkışı ifade ediyordu. Hem de Almanya'da yaşayan bütün uluslardan işçilerin, gençlerin güçlü bir ayağa kalkışı... Türkiye kökenli işçiler, belki de son yıllarda, en güçlü bir şekilde dünkü eylemlere katıldılar ve görev aldılar. Deutz'da bir fabrikada çalışan ve IG Metall Sendikası üyesi olan Rasim Ay, "Niye görev almayalım ki..." diyor ve ekliyor, "Sosyal kısıtlamalar, Alman işçiler kadar bizi de etkiliyor. Kısıtlama yapılırken 'sen Almansın, sen Türksün' denilmiyor. Euro ile birlikte yoksullaştık, bir de bu saldırılar gelince yoksulluk daha da arttı. Eskiden eşime, istediğini al diyordum, şimdi her şeye evet diyemez oldum. Durumumuz sürekli kötüleşiyor ve buna artık dur dememizin zamanı geldi". Köln sokaklarındaki insan seli, yerli ve yabancı işçilerin seli, emekçilerin sosyal kısıtlamaların artık durdurulması, Ajanda 2010'un geri çekilmesi için çok önemli bir "dur" mesajıydı ve bu mesaj dünyanın bütün emekçilerine ulaşmış bulunuyor.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.