Hikâyeler ve yitenler!

Hikâyeler ve yitenler!

Diyarbakırlı seyirciler heyecanlı. Yerlerini aldılar. "Diyarbakır Hikâyelerini" izleyecekler. Yani ahali olarak Şeyhmus Diken'in "Diyarbekir Diyarım Yitirmişem Yanarım" kitabından esinlenerek oyunlaştırılmış kendi hikâyelerini.

Diyarbakırlı seyirciler heyecanlı. Yerlerini aldılar. "Diyarbakır Hikâyelerini" izleyecekler. Yani ahali olarak Şeyhmus Diken'in "Diyarbekir Diyarım Yitirmişem Yanarım" kitabından esinlenerek oyunlaştırılmış kendi hikâyelerini. Ve oyun başlıyor... Geleneksel kıyafetleri içinde yaşlı bir adam sessizlik içinde sahneye çıkıyor. Dizlerini yere indirdikten sonra, ellerini kulaklarına götüren yaşlı adam (dengbej), klamlarını söylemek istiyor. Ama hareketli bir müzik ve dans eşliğinde sahneye çıkan gençler yaşlı adamın çıkanmak istediği sesi adeta grtlağında düğümleyerek, yaşlı adamın üzerinde tepinmeye başlıyorlar. İmgesel Düşler Tiyatrosu tarafından Diyarbakır Sanat Merkezi'nin desteğiyle hazırlanan "Diyarbakır Hikâyeleri", önceki akşam Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda prömiyer yaptı. Oyuncuların başarılı olduğu oyun, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. 6 episottan oluşan oyunun bu ilk episodunda anlatılan öykünün ana teması "kutî" de; yani teknolojiyi temsilen toplumsal yaşama giren radyoda bağlanmaya çalışılıyor. Oyun kişileri radyonun ilk tarifini "kutî" olarak tarif ediyorlar. Yerde ölen dengbejin ardında sadece puşisi kalıyor. Sahne devam ediyor. Radyo ile başlayan değişim karşısında, geleneği devam eden ve satoruyla ortalığa korku saçan Diyarbakır Qiriq'ı Haço radyoyu ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Kaybolanlar... Burada törel değerler ile modernlik arasında gelip giden ve yoruma açık olarak çoğaltılabilecek ucu açık bir çok soru, oyunun göndermelerini besler nitelikte. Birden fazla teknik ile diyalektik olarak beslenmeye çalışılan tek perdelik oyunun temel anlatısı, "yitirilenler". Kaybolup da bir daha geri gelmeyenleri, -etnik kimlikler; Ermeniler, Keldaniler, Süryaniler, kardeşlik, dayanışma gibi vs. değerleri-, göstermek. Bunu anlatmak için oyun, dekor, kostüm, ses, renk ve ritm gibi bir çok öğe ile desteklendiği gibi, bu öğeler oyunun kimi yerlerinde tek başına oyunu sürükleyen sahnenin temel itici gücü olarak da yerini alıyor. Oyun kişilerinin üzerindeki kostüm tamamen siyah renkten ibaret. Bu siyah renkler, oyunun bütününde anlamlı. Ama buna karşın, kimi episodlarda özellikle kadın figüründe her zaman ayrı bir rengi temsil eden bir kostüm taşınmış. Oyunun bütününden anlaşıldığına göre, bu renkler "yitirilenleri" bulma mücadelesini temsil eden bağlayıcı bir öğe olarak öne çıkıyor. Erbane, insan sesi, kaval gibi seslerle ile doğu ile batının oluşturduğu kültür ayini havasında olsa da, oyunun bütününe yoğun mistisizm egemen. Ancak oyunun bunca başarılı mantıksal ve kurgucu/çözümleyici bütünlüğüne rağmen, oyun öykü olarak sorunlu olduğu yanlar da kendisini gösteriyor. Oyun, hangi cepheden anlaşılmaya çalışılırsa çalışılsın her şeyden önce izleyiciyi belirsizliğiyle hayli yoruyor.

Geçmişe ağıt mı? Bunun yanında, dengbejliğin kaybolmasında "suçlu olan radyo mu, yoksa radyoya egemen olan düşüncenin temsil ettiği iktidar mı?" sorusunun yanıtı üstü kapalı veriliyor. Ama bakırcılığın bitmesi, ipekböcekciliğinin son bulması gibi eskide kalana yapılan ahlama vahlamalarda geçmişin çokça abartıldığı da bir gerçek. Ama bu, "Asırlardır halkın dil bilincini diri tutan, hayatın şah damarı ruhun iç sesi toprağın sureti olmuş(...) güpegündüz sıra kadem basarcasına yitirdiklerimizin umududur" diyen Yönetmen Mahmut Sadem'in ifade ettiklerinden uzak olduğunu da göstermez. Oyunun her bölümünde kadın figürü, insanlığın ortak değerlerini bulmaya, onu yeniden yaşatmaya yönelik sürekli bir çaba içinde.
"Diyarbakır Hikayeleri"; Metin: Şeyhmus Diken; Oyunlaştıran: Bülent Yiğit; Rejisör: Mahmud Samed; Reji Asistanı: Yasin Doğan; Sanat danışmanı: Mustafa Arık; Müzik Düzenleme: Onur Cebe, Faruk Çelebi, Mustafa Alp; Işık Tasarım: İzzetin Biçer; Kostüm Tasarım: İsmail Oyur; Dekor: İmgesel Düşler; Oyuncular: Atilla Alp,Orhan Aksoy, Oğuz Atabay, Hanım Bakırcı, bircan Kamçı, Abdullah Kandemir, Fatma Kandemir, Cevat Talay, Şule Taş, Bülent Yiğit

www.evrensel.net