Utanç sürüyor

Banu ve Ahmet Günal çiftinin Zeynep Kamil'de yaşama gözlerini yuman bebeklerinin cesedi bir aydır hastanede rehin tutuluyor.

Banu ve Ahmet Günal çiftinin 30 Aralık 2003 tarihinde Zeynep Kâmil Hastanesi'nde dünyaya gelen ve doğumundan 26 gün sonra tedavi altında tutulduğu hastanede yaşamını yitiren bebeklerinin cesedi bir ayı aşkın süredir rehin tutuluyor. Hastane masrafı olarak çıkartılan 6 milyar lirayı ödeyemeyen ve bunun karşılığında borç senedi imzalamak zorunda kalan işsiz anne-baba, Sağlık Bakanı Recep Akdağ başta olmak üzere tüm yetkililere, "Parasızlıktan çocuğumuzu yaşatamadık; bari cesedini versinler, ellerimizle toprağa gömelim, cesedine morgun soğuk odalarında daha fazla eziyet edilmesin" diye sesleniyorlar. Banu Günal, 30 Aralık'ta Zeynep Kâmil'de erkek bebek dünyaya getirmiş, bebeği kilo alması amacıyla doğumdan sonra 17 gün hastanede tutulmuştu. Tedavinin ardından 2 milyar liralık borç senedi karşılığında taburcu edilen bebek evine götürüldükten 3 gün sonra tekrar hastalanınca yeniden hastaneye yatırılmıştı. Bebeğin tedavisi için acilen 0 rh negatif kana ihtiyaç duyulmuş, baba Günal bu kanı Kızılay'a ait kan merkezinde bulmuştu. Ancak, durumun tüm aciliyetine karşın baba Günal kendisinden talep edilen 86 milyon lirayı ödeyemeyince, Kızılay'dan kanı alamamıştı. Sonuçta henüz ismi bile konulamayan minicik beden daha fazla direnememiş ve ömrünün 26. gününde yaşama gözlerini yummuştu. Üstelik, bebeğin ikinci kez hastaneye yatırılması nedeniyle aileye 4 milyar liralık bir fatura daha çıkartılmıştı.

Bakan sessizliğini koruyor Bu utanç verici olay 22 Şubat 2004 tarihli gazetemizde, "Hani artık kimse rehin kalmayacaktı" başlığıyla manşetten verilmişti. Haberde, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın göreve geldiği ilk günlerdeki açıklamalarına atfen, "Hani parasızlıktan dolayı artık hastanelerde kimse rehin kalmayacaktı. Bu utanç verici olaya ne zaman el koyacaksınız?" sorusu yöneltilmişti. Ancak haberin yayın tarihinin üzerinden 9 gün geçmesine karşın ne Sağlık Bakanlığı'ndan bu konuda bir açıklama geldi, ne de acılı aile bebeklerinin cesedini hastaneden alabildi.

Kömürlükte yaşıyorlar Ahmet Günal'ın işini kaybetmesiyle zor günler yaşayan Günal çifti 4 ayı aşkın süredir, Ümraniye'nin Kâzım Karabekir Mahallesi'nde kömürlükten bozma bir evde yaşam mücadelesi veriyor. Üstelik sığındıkları bu gecekonduya 70 milyon lira kira ödüyorlar. 86 milyon lira için... Parasızlıktan dolayı çocukları ile birlikte umutlarını da yitiren Günal çiftinin, artık yaşamdan bir beklentileri kalmamış. Hayatın kendisi için hep zor ve sıkıntılı geçtiğini anlatan anne Banu Günal, 13 yaşından itibaren tekstil atölyelerinde çalışmaya başlamış. Tüm çalışma yaşamı boyunca bir gün bile sigortasının yapılmadığını belirten Banu hanım, 3 yıl önce "daha güzel bir yaşam" umuduyla evlenmiş ancak değişen pek bir şey olmamış. "Hayat hiç yüzümüzü güldürmedi" diyen Banu hanım, aslında toplumun büyük kısmıyla kesişen yaşam öyküsünü şöyle anlatıyor: "Politikacılar sürekli 'her şey iyiye gidiyor' diyordu ama bizim yaşamımız gün geçtikçe daha da kötüleşiyordu. Evliliğimizin ilk zamanlarında eşimle birlikte çalıştığımız için zor da olsa geçiniyorduk. Ama ne kadar çalıştıysak da hiç sigortamız olmadı. Sonra hamile kaldım. Yaşamın daha da zorlaşacağını biliyordum ama mutluydum, çünkü anne olacaktım. Bir kadın için en güzel duyguları yaşayacaktım. Ama bu yaşayacağım güzel günleri kâbusa çevirdiler. Bebeğim oldu ancak yaşatamadım. Parasızlık bebeğimi benden aldı. Bir anne için bundan daha kötü ne olabilir. Bebeğimi ancak 3 gün kucağıma alabildim. Bebeğim doğduğunda hasta olduğunu bilmiyorlar mıydı? Neden 17. gününde eve gönderdiler. Evde nasıl olurda 3 günde hastalanır, hem de ölümüne... Ben bunu anlayamıyorum. Hep, bebeğimin hasta olduğunu bildikleri halde paramız olmadığı için bizi çıkardıklarını düşünüyorum. Aklıma başka bir şey gelmiyor. Fakirlik hiç bu kadar zor gelmemişti. İnsan canı bu kadar ucuz mu? Benim bebeğim 86 milyon lira için öldü. Ne yapabilirim. Hayattan artık hiçbir şey beklemiyorum. En değerli varlığımı kaybettim. Yetkililerden tek bir şey istiyorum, bebeğimin ölüsünü bana versinler; O'nu kendi ellerimle toprağa vereyim yeter. O, orda kaldıkça geceleri uyuyamıyorum kendimi suçluyorum." Kim hesap verecek? Baba Ahmet Günal'ın ise çocukluğu yurtlarda geçmiş. Küçük yaşlarda anne babasını ayrıldığını belirten Ahmet Günal, "beyinleri çürütüyorlar" dediği yurtlarda oldukça zorlu günler geçirmiş. "Yurtlarda her türlü kötülüğü gördüm. Oradan eğitimsiz bir insan olarak çıktım. Devlet bize oralarda insanların en temel hakkı olan eğitimi dahi vermedi. Şimdi suçlu kim, ben mi devlet mi soruyorum buradan?" İş bulup para kazanamadığı için kahrolduğunu ve eşinin yüzüne dahi bakamadığını kaydeden Günal, öfke dolu bir halde, yaşadığı sıkıntıları anlatıyor; "Bebeğimin cesedini dahi hastaneden alamıyorum. Oturduğumuz evin hali belli. Hayatımızı çevreden aldığımız yardımlarla sürdürüyoruz. Evimizde odun kömür yok. Çoğu gece aç yatıyoruz. Başbakan bas bas bağırıyor, kimse rehin kalmayacakmış, ülke iyiye gidiyormuş. Bu ülkenin iyi olan yüzü niye hiç bize dönmüyor. Benim bebeğim hâlâ rehin, bunu hesabını kim verecek? Ben 6 milyarı nasıl öderim, karnımı doyuramıyorum, iş bulamıyorum." Tüm bu sıkıntılar nedeniyle kâbus dolu günler geçiren Günal çifti, kendilerine bir iş verilmesini istiyor; belki o zaman zor da olsa yaşama yeniden sarılabilecekleri umuduyla...

www.evrensel.net