Bu eve gidilir!

Bu eve gidilir!

"...Ve Diğer Şeyler Topluluğu"nun geçen sezon sahnelemeye başladığı "Ev-Kakafonik Bir Oyun", artık Galata'da yeni taşındığı apartman dairesinde...

Darmadağın bir ev... Düzensizlik değil söz konusu olan; belki de perspektifsizlik. Duvar saati zeminde, sehpa tavanda, çoğu resim başaşağı asılı, avize yerden yukarı yükseliyor, halı tavanı süslüyor... Bu "Ev"in bir tiyatro sahnesi olduğunu düşünürsek, izleyiciler de "olması gereken(!)" yerde, yani oyuncuların tam karşısında değiller. "...Ve Diğer Şeyler Topluluğu"nun geçen sezon sahnelemeye başladığı "Ev-Kakafonik Bir Oyun", artık Galata'da yeni taşındığı apartman dairesinde... İstanbul'daki bombalı terörün etkisiyle (yeni ev Neve Şalom Sinagogu'na komşu), bu sezon misafirleri gecikmeli olarak ağırlamaya başlayabildi. Karmaşa... Oyunun konusunu anlatmak biraz güç. Kısaca, bir apartmanın iki ayrı dairesinde oturanlar, miras kalan evi yıkmak ile yıkmamak arasında tartışıp duruyorlar. Havada uçuşan diyaloglar, zamanlar arası geçişler; birbirinden ayrı gibi görünen, ama toplamda bir bütünü oluşturan sözler ile süren bir tartışma bu. "Modern" bir çift bir dairede; geleneklere ve anılara bağlı iki evlenmemiş kadın diğer dairede. Çatışma, bu iki farklı bakışın çatışması biraz da... Sadece ev konusunda değil, hayata, kente, insana, hatta kendilerine bakıştaki çatışma... Bu çatışmalı ruh halinden kalkarak "bir kakafoni" yaratan oyunun yazarı ve yönetmeni Yeşim Özsoy Gülan, bu çatışmada kentin karmaşasını bir evin salonuna sığdırmayı başarıyor. Bunda en büyük yardımcısının dekor olduğunu söylemeye gerek bile yok. Dekor tasarımı Başak Özdoğan Pirim'e ait. Perspektifini yitirmiş dekorun oyun içinde yaşadığı değişim; "yaratıcı bir fikir" olarak ortada duran dekorun oyunun mesajı ile nasıl ustaca birleşen bir işlevi olduğunu gösteriyor. Elbette, oyunun dört oyuncusunun başarısının da altını çizmek lazım. Sanem Öge, Sedat Kalkavan, Alev Cınbarcı ve Ceyda Aşar, bu karmaşık ve çatışmalı yapı içinde performanslarıyla oyunu ayakları üzerine diken bir ustalık sergiliyorlar.

Anlam bütünde Oyunda, neredeyse karşılıklı diyalog yok gibi... Kimi zaman hep bir ağızdan, kimi zaman ayrı ayrı konuşan karakterlerin söylediklerinin ancak toplamı bir bütün oluşturuyor. En başta söyleyeceğini en sonda; en sonda söyleyeceğini de en başta söylüyor Yeşim Özsoy Gülan. Kimbilir, belki de söylemesi gereken yerde... Karakterler, sorularına yanıtları "zamanı"nda alamıyor belki, ama izleyici için neredeyse "sözcük avı"na dönüşen keyifli bir seyir çıkıyor ortaya... İlkin düz bir bakışla anlamsız görülen diyaloglar, adım adım ayakları üzerine basıyor, "Ev"in bütünü, karmaşık gibi görülen çatışmalı ruhlar, bir bir çözülüyor. Oyun süresince dekorun yaşadığı değişim de bununla uyumlu. Ancak, oyunun sonunda "bildik" bir "Ev"e, karşılıklı konuşabilen insanlara kavuşuyoruz... Oysa... Bildik oyunlardan oldukça farklı bir eser ortaya çıkarmış "...Ve Diğer Şeyler Topluluğu". Sahnesinden oyuncusuna, metin dilinden karakterlerine, dekorundan konusuna, sahne dilinden kurgusuna "yeni bir oyun" oluştururken, "eski-yeni", "gelenek-gelecek", "feodal-çağdaş" gibi kavramlarla da hesaplaşmaya giriyor. Ancak, bu çatışmaların bir tarafında duran ya da son dönemlerde sıkça rastladığımız biçimde "çağdaş/kentli bireyin yalnızlığı" üzerine ahkâm kesen bir oyun değil "Ev". Aksine, tüm karmaşık çatışmaların ortasında, en başa dönüp, "Sakin sakin konuşabilirdik oysa" diyen bir oyun... "...Ve Diğer Şeyler Topluluğu"nun "Büyük Hendek Caddesi No: 37 Galata" adresindeki "Ev"i, her perşembe saat 21.00'de yeni misafirlerini bekliyor. Elbette, önceden haber vermek kaydıyla...
(0212 2439991)

www.evrensel.net