Mücadele etmek için çok nedenimiz var

Mücadele etmek için çok nedenimiz var

8 Mart tarihi dokuma işçisi kadının yazdığı tarihtir. Yüz binlerce kadın 15-16 saati bulan çalışma sürelerinin ağırlığı altında eziliyor, insanlık dışı koşullarda çalıştırılıyor ve erkeklerden daha düşük ücret alıyorlardı.1857 yılının 8 Martında 40 bin dokuma ve tekstil işçisi kadın, çalışma s&u

Beyza Metin

1857 yılının 8 Martında 40 bin dokuma ve tekstil işçisi kadın, çalışma sürelerinin kısaltılması, eşit işe eşit ücret, daha iyi çalışma koşulları için greve çıktılar. Kadınların diğer fabrikaların işçileriyle dayanışmalarını engellemek için patronlar kadın işçileri fabrikaya kilitledi. Ardından fabrikada çıkan yangında 129 kadın işçi feci şekilde can verdi.

1910 yılında II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Alman Sosyalist Önder Clara Zetkin’in önerisiyle ilan edilen ve ilk kez 1911 yılında kutlanan 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, New York’ta emek mücadelesi verirken yangında yaşamını yitiren kadın işçilere adandı. Yani bu yıl 8 Martın ilanının 101’inci, kadın işçilerin yaşamını yitirmesinin 154’üncü yılı.

Üzerinden tam 154 yıl geçmiş olmasına rağmen insanlığın katettiği mesafeden kadın işçilerin payına düşen, yine uzun mesailer, yine sigortasız-güvencesiz çalışma, yine azgın sömürü, yine ölüm...

KAPİTALİZM KADINLARI ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR

Tekstil sektörünün en acımasız kurallarının işletildiği Bursa’da 5 kadın işçi 2005’te yanarak can verdi. Özay tekstil fabrikasında gece mesaisine kalan 10 kadın işçiden Ayşe, Sadife, Gülten, Sevgi, Nejla diğer 5 mesai arkadaşı kadar şanslı değildi.

Ayşe ile Sadife 18 yaşından küçüktü. Sigortaları ölümlerinden sonra yapıldı. Sevgi hamileyken gece mesaisine bırakılmıştı. Kadınlar kapılar kilitli olduğu için dışarı çıkamamışlar, tek çıkış kapısı yangının olduğu kapı olduğu için 4’ü kapıya gitmeye cesaret edememiş, bir odaya sığınıp yardım beklemişlerdi. Nejla ise diğer 5 kadın arkadaşı ile birlikte kapıya yönelmiş, fakat yolunu kaybedip feci şekilde can vermişti.

Bilirkişi raporunda ise kadınlar, diğer 5 arkadaşları gibi yangın olan kapıya yönelmedikleri için ikinci derecede suçlu bulunmuşlardı.

Tıpkı, selde “ayakları ıslanmasın diye” kamyonetten inmemekle suçlanan Pameks işçileri Güldane, Özlem, Bircan, Naciye, Altun, Fikriye, Nuriye, Nebahat gibi onlar için de adalet, patronların kendilerine verdiği değer kadardı. Pameks patronu insan taşınmasına uygun olmayan bir kamyonette, içeriden açılamayan kapı ardında boğulan işçiler için “Köpeğimiz bile kendini kurtardı” diyerek işçilere verdiği değeri dışa vuruyordu.

Ülkenin başbakanı ise olanları “derenin intikamı” olarak nitelendirdi ve bizleri yine şaşırtmadı. 2000’lerin Türkiye’sinde tekstil işçisi kadınlar, New York’lu kadınlar gibi kilitli kapılar ardında yanarak, boğularak can verdi.

TALEPLER HÂLÂ GÜNCEL

Tekstil sektörü, kadın emeğinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. On binlerce kadın fabrikalarda, sendikasız, ne zaman doğuracaklarına, ne zaman tuvalete gideceklerine patronun karar verdiği koşullar altında çalışıyorlar. Yüz binlerce kadın ise tekstil atölyelerinde, sigortasız, düzensiz işlerde 100 yıl önceki koşullarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Bölük pörçük oldukları için de örgütlenmeleri daha da zorlaşıyor.

Kapitalizm evdeki kadınları da unutmuyor. Fabrikalarda, atölyelerdeki kadınların üretimlerinin inciği boncuğu ise daha da düşük ücretlere, parça başı olarak evdeki kadınlara veriliyor.

Makine başından ne zaman kalkacakları patronun keyfi kararlarına göre belirlenen tekstil sektöründeki kadınlar yine 12-14 saat, fazla mesai hakkını alamadan, esnek çalışma baskısı altında çalışıyor. Tacize uğruyor, sürekli iş değiştirmek zorunda kalıyorlar.

İş güvenliğine dair hiçbir eğitim verilmiyor. Yanıcı maddelerin kullanıldığı fabrikalarda, yangınların önlenmesi için gerekli tedbirler alınmıyor. Yangın yönetmeliklerine uyulmuyor. İkaz sistemi ve iş güvenliği personeli bulundurulmuyor.
Kriz koşullarında işini ilk kaybeden ise kadınlar oluyor. Türkiye’de istihdam edilen kadınlardan yüzde 58’i kayıt dışı çalışıyor.

Bunların hepsi AKP iktidarı döneminde oluyor. “Kadının iş hayatındaki sıkıntılarını giderecek düzenlemeler yaptığını” iddia eden AKP Hükümeti, kadınları eve kapatarak sorunları çözeceğini düşünüyor. Torbadan, kadınlara evde çalışma koşulunda kredi çıkartan AKP hükümetinin, şimdiki hedefinde ise kıdem tazminatı var.

Bu yıl da tekstil işçisi kadınlar, çalışma hayatlarının sıkıntılarını gidermek bir yana, daha da artmasına neden olan AKP iktidarının uygulamalarını protesto etmek, hesap sormak için ve yalanlarını yüzüne vurmak için 8 Martta alanlarda coşkularıyla yerlerini alacak, taleplerini haykıracaklar.

www.evrensel.net