Hadımı ceza, torbayı reva görmek

Hadımı ceza, torbayı reva görmek

Geçtiğimiz günlerde Konya Selçuk Üniversitesinde yaşanan “dekolte” skandal’ını hep birlikte izledik. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, tecavüz suçunun sorumlusunun dekolte giyen kadınlar olduğunu açıkladı! Çeker’in, “her ülke

Gizem Örnek


Yine geçtiğimiz günlerde mecliste görüşülen ve maddeleri kabul edilen torba yasa ile 18-29 yaş arası kadın ve erkek çalışanların sigorta primlerinin işsizlik fonundan yatırılması kabul edildi. Bu durum da kadınların karşılaştığı diğer bir sorunu bizlere hatırlatıyor. Kadınlar çalışma hayatında da yıllardır erkek işçilere oranla daha fazla ezilmiş, aynı işi yaptığı erkek işçilerden daha az ücret ve daha az hakla çalışmaya mahkum edilmişlerdir. Ancak kapitalist sistem tarafından kadınlar aynı zamanda iş yaşamının önemli bir parçası olarak görülmüşlerdir. İşverenlerin ifadelerine göre kadın işçiler, çalıştıkları işe daha bağlı, daha özverili ve daha az ücret ve hakla, oldukça esnek ve güvencesiz koşullarda çalışmayı kabul ediyorlar. Bu özellikleri sebebiyle de kadın işçiler özellikle kriz dönemlerinde, ülke ekonomisinin bunalıma girdiği dönemlerde çocuk işçilerle birlikte daha fazla tercih ediliyor. İçinden geçtiğimiz ekonomik kriz döneminde de yine emekçi kadınların hayatlarının gittikçe zorlaştığı görülüyor. Yukarıda da yazdığımız torba yasa maddesi gibi uygulamalarla kadın işçilerin iş gücü piyasasına çekilmesi önemseniyor. Bizce de kadınların çalışma yaşamının içinde daha fazla yer alması, kadının ekonomik özgürlüğünü eline alma yolunda olumlu bir gelişmedir. Ancak esnek, kuralsız, güvencesiz, düşük ücretli, haklardan yoksun bırakılmış bir halde çalışmak zorunda kalan kadınlar özgürleşmek bir yana daha fazla kölece koşullarda yaşamlarını sürdürmek durumunda kalıyorlar. AKP hükümetinin emek karşıtı politikaları ile birlikte torba yasanın bu maddesi ile de özellikle genç kadın işçiler açısından önümüzdeki günlerde çalışma yaşamı daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Ancak Türkiye’de kadınlar bu sorunları yaşarken çözümün nasıl ve nerede olduğunun sinyallerini de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan halk ayaklanmalarından bir kez daha öğrendik ya da hatırladık. Tunus ve Mısır başta olmak üzere, kadınları ayaklanmanın ön sıralarında, eylemlerde, gösterilerde izledik. Toplum yaşamının önemli bir dinamiği olan kadınlar birleşirlerse haklarına sahip çıkarlarsa neler yapabileceklerini, neleri değiştirebileceklerini açıkça gördük. Kadınların bu önemli rolünün farkında olan yalnızca bizler değiliz kuşkusuz. AKP’nin de kadınların dinamik, değişime açık, mücadeleci özelliklerinin oldukça farkında olduğunu görmek zor değil. Kendi iktidarını sağlama almak, yapacağı hak gasplarına kılıf bulmak ve masum hale getirmek için sık sık kadın bakanlarına ve AKP kadın kollarına başvurduğunu görüyoruz. Kadınların, özellikle de genç kadınların, bu özelliklerini kendi sorunlarını gerçekten çözebilecekleri bir mücadele ile ortaya koymalarının önemini bir kez daha vurgulayalım. İşte bir 8 Mart daha böyle bir ortamda yaklaşıyor. Pek çok liseli, üniversiteli, işçi-işsiz genç kadın da yine talepleri için, kadın sorununun çözülmesi için, taciz, tecavüz ve eğitim alanı başta olmak üzere tüm cinsiyetçi söylem ve uygulamaların son bulması için, kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin son bulması için, emekçi kadınların çalışma koşullarının düzenlenmesi için alanlarda olacaklar.

Türkiye’den kadın manzaraları:

Türkiye kadın erkek eşitliğinde 135 ülke arasında 127. sırada yer alıyor.
Çalışan kadınların yüzde 58’inin hiçbir sosyal güvencesi yok.
Çocuk yaşta evlenen kadın sayısı 5 milyon 439 bin 367.
Her gün en az üç kadın erkek şiddetiyle öldürülüyor.
Son 7 yılda kadın cinayetleri %1400 arttı.
Kadınların yüzde 19.6’sı okuma yazma bilmiyor.
400’ü aşkın kadın, devlet güçleri tarafından cinsel şiddete maruz kaldı.

www.evrensel.net